Royal Botanic Gardens: Avustralya’da 180 Yıllık Terapötik Alan
1846 yılında kurulan ve bu yıl 180. yılını kutlayan Avustralya’daki Melbourne Royal Botanic Gardens Victoria, eşsiz eserlere ve yapılara sahip. Yıllar önce üniversitede böyle bir alan kurup kendim ziraat mühendisi olarak araştırma yaparken psikolog arkadaşlarımın da terapilerini bu alanda yapmasını hayal ederdim. Yıllar sonra bununla yüzleştim. Üstelik yüksek lisans çalışma konum da burada bulunan ornamental bitkilerdi. İçimizden geçirdiklerimiz, isteklerimiz bu dönemde çok popüler ve gerçekten bunu bu ülkeye gelip yaşarken görmek eşsizdi.
Suyun insan toplulukları açısından nasıl bir önemi olduğunu biliriz. Özellikle insanlar bu bölgelere yerleşmiş, tarımını yapmış ve evine su sağlamış. Bu bölgede, iki topluluğun karşılıklı bağlantı noktası olarak kuruldu. Başlangıçta iki topluluğun (Woiwurrung ve Boonwurrung halkları) bağlantısını sağlarken zamanla yeni gelen ve var olan bitkilerin teşhisini ve muhafazasını desteleklemek için kullanılmaya başlandı.
Zamanla bu alan, anlatıldığı üzere, bitkilerin kullanımına göre yavaş yavaş şekillendirildi. Yolların düzeni, suyun akışı, bitkilerin dizilimi; yani bir küratörün müzeyi yerleştirmesi gibi şekillenmeye başladı. İnsanların doğa ihtiyacını karşılamak amacıyla günlük ziyaret ve dinlenme alanları, psikolojik anlamda ruhsal kaçış alanları olarak kullanılmaya başlandı. Bitkiler büyürken büyük bir doğal peyzaj kaynak alanı hâlini aldı.
Git gide büyüyerek 35 hektar ve 8.500 bitki türü ile dünyanın nadir bitki örtüsüne sahip eşsiz merkezlerinden biri hâline geldi. Aslında zamanla insan eliyle oluşan ama bakıldığında her zerresi doğayla uyumlu, sanki tanrısal bir yaratım gibiydi. Çünkü insanlar, doğayı kendi hâline bırakarak materyalleri yerleştiriyordu. Örneğin bir tuvalet alanı küçük bir binadaydı ama ağaçların arasına saklanmış ve gölün hemen yanında bulunmaktaydı.
Çamurlu bir yolda yürürken büyük bir düzlüğe denk gelebilir ve içerisinde buraya uygun adaptasyondaki hayvanları görebilirsiniz. Her şey mümkün. Ayrıca bu alanın bir kısmına yerleştirilmiş sandalyeler ve küçük, tatlı bir düğün alanı içimi ısıtmaya yetti. İnsanların sade ve temiz giyimi, ellerindeki narin beyaz şemsiyeler, misafirler için özel etiketli küçük sular ve gölün kıyısındaki bütünleşme alanı… Suyun çekiciliğini ve yaratım gücünü toprakla birleştiği alanda derinden hissetmek mükemmeldi.
Geleceği düşünmenin ne kadar önemli olduğunu burada görmek çok elzemdi. Çünkü düşünün ki buraya kuraklığa dayanıklı müthiş bitkiler yerleştirmişlerdi ve bu şekilde geleceği düşünerek iklimsel sorunlara karşı çok önceden koruma sağlanmıştı. Basitçe “bitkiler, su, doğa” demek çok güç; böyle bir alanda detaylar düşünüldüğünde çok önemli, sarsıcı farklar ortaya çıkıyor. Öyle ki yağan yağmur bile toprak altında muhafaza edilerek sulamanın %40’ı bu sudan sağlanıyor. Hatta sıcak havalarda bu su önemli bir nem kaynağı hâline geliyordu. Her ne kadar bir göl kenarına kurulsa da suyun zamanla tahribatı ve akış bozuklukları olmuştu. İşte bunlar düşünülerek yollar ve bitkiler yerleştirilmeye devam edildi.
Sulama, bitkilere göre şekillenmekte. Öyle ki her bitkinin günlük terleme kapasitesi ve suya dayanıklılığı, genel anlamda su isteği desek doğru olur, farklıdır ve buna uygun olarak birçok kombinasyon şekli ile sulama yapılıyor. Bu durum zaten iklimsel dayanıklılık ve bitkilerin gelecek yıllara karşı dayanıklılığı göz önüne alınarak yoğun bir çalışma ile devam ediyor.
Özellikle Türkiye’de dere kenarına kurulan arazilerin ve evlerin zamanla insanları canından, malından nasıl ettiğini çok net gördük. Bu düşünce sistemi ve bunun bu kadar basit oluşu insanı derinden sarsmaya yeter. Eğer sarsmıyorsa, insanların yerleşim yerlerinde evleriyle birlikte suya kapılıp canından olması sizi etkilesin diye düşünüyorum.
Özellikle buradaki bitkilerden çok büyük bir tohum ve herbaryum hazinesi elde edildi. 1600’lü yıllardan dahi gelen 1,5 milyon bitki herbaryumdan bahsediyoruz. İşin aslı, burada bitkiler hem teşhis edilip kaydedildi hem de bitkilerde büyük hastalık ve zararlı sorunları sonucu meydana gelen durumlarla ilgili incelemeler yapıldı. İşte bu nokta benim hayalimdi. Kendim böyle bir alan kurmayı hayal ederken neden bunların bir kolu olmayayım diye düşündüm.
Herbaryum, bitki gen kaynağı olarak; dünyada gelmiş geçmiş hayvanları nasıl kemik analizi ile bulup teşhis ediyorsak, bitkilerin de bu dünyadan tükenen ya da hâlâ var olan, bilinen veya bilinmeyen tüm türlerini kaydetmek için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymakta.
Bu yer, geçmişin neslini taşıyarak geleceğin fikirlerini de veriyor. Hastalık-zararlı kombinasyonundan kaynaklanan bir sorunla karşılaşıldığında, geçmişteki kökeninden anlaşılabiliyor. Ben üniversitedeyken psikoloji bölümünden üç arkadaşımla beraber şöyle hayal kuruyordum: Kendim bir botanik alan oluşturacağım. Burada birçok bitki olacak ve ben hastalık analizi ve araştırmalar yaparken onlar içeride yürüyerek ve belli odalarda hastalara terapi yapacaklar. Belli bir mesafeden fazla yaklaşılamayan şeffaf odaları doğanın içinde düşünün. Ortak daha birçok çalışma… Bunu hayal ettikten yedi yıl sonra burada bunun bu şekilde var olduğunu görebilmek çok hoş. Sadece bana ait bir alan değil tabii ki. Bu zaten mümkün mü? Sanırım büyüdükçe gerçeklerle karşılaşıyor insan.
Şu an bu alan hâlâ insanların, en zor zamanlarında ya da yürüyüş için bile olsa, ruhlarının kaçış noktası ve yüksek oranda streslerini boşalttıkları bir yer. Özellikle düğünler için temiz, sakin bir tören alanı. Geceleri tiyatro ve sinema geceleri düzenlenmekte, gündüzleri çocuklar için çeşitli kahramansı gösteriler ve sihir şovları yapılmakta. Kış aylarında ise gece boyu muhteşem aydınlatması aracılığıyla rengârenk ışık şovlarının olduğu, ağaçların canlandığı bir alana dönüşmekte.
Yılların emeğinin karşılığının ve şifasının sonsuz kere hissedildiği bir alan. Huzur demek az kalır; doğumları, en güzel günleri ve en sancılı zamanları pansuman eden bir alan. Bu arada birçok bitki ve hayvan hastalığı var ama isimlerini verip kafa karıştırmak istemedim. Bahsedilecek çok nokta var. Bu yüzden sadece bitkiler ve hayvanlar diyeceğim.
Kapak Fotoğrafı: Common Point Garden
İlginizi çekebilir: Emre Yılmaz’dan Harika Okyanus Yolu

Emre Yılmaz 
















Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!