Murat Ceylan Wish ile: "İyi Köpek" Şarkısı ve Müziği Üzerine
İngilizce şarkılarıyla müzikseverlerin karşısına çıkan Murat Ceylan Wish, şimdi yönünü Türkçe rock ve alternatif rock’a çevirdi. Uzun süredir müzik üreten Wish, yeni parçası “İyi Köpek” ile Türkçe müzikte kendisi için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Söz ve müziği Murat Ceylan Wish’e ait olan şarkının ve hazırlıkları devam eden albümünün yaratım sürecini Wish’e sordum.

Söz ve müziği Murat Ceylan Wish’e ait olan “İyi Köpek”in aranjmanını Murat Ceylan Wish ve Umut Er birlikte üstlendi. Parçanın gitarlarını da çalan Umut Er, daha önce Wish’in ilk İngilizce albümünde de sanatçıyla birlikte çalışmıştı. Şarkının kayıt sürecinde ayrıca Yüksek Sadakat grubunun sevilen şarkılarında imzası bulunan klavyeci ve müzisyen Uğur Onatkut yer aldı. Onatkut’un müzikal dokunuşları, parçanın rock ve alternatif rock çizgisini daha da güçlendirdi. Güçlü gitar riffleri ve yüksek enerjisiyle dikkat çeken “İyi Köpek”, Wish’in bugüne kadar ağırlıklı olarak İngilizce sürdürdüğü müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Siz bu röportajı okurken belki de Wish çoktan yeni teklisi “Kanlı Aşk” parçasını müzikseverlerle buluşturmuş olur.

Müzikseverlerin karşısına İngilizce şarkılarla çıktınız. “İyi Köpek” ile rotanızı Türkçe rock’a çevirdiniz. Bu kırılma, müzik kariyeriniz için nasıl bir dönüm noktasını ifade ediyor?
Aslında bunu bir rota değişikliği gibi görmüyorum. İngilizce rock benim için hâlâ devam ediyor. Ama kendi dilime ve müziğimize karşı hissettiğim sorumluluk, beni artık rock müziği Türkçe yapmaya da itti diyebilirim. “İyi Köpek” benim için o nedenle önemli. Yıllardır dinlediğim, çaldığım, beslendiğim müziği kendi dilimde ve kendi sesimde nasıl anlatacağımı aradığım bir dönemin ilk gerçek karşılığı oldu. Sevdiğim bir kültür var ve onun hafızasını taşıyorum fakat bugünün prodüksiyonu ve bugünün diliyle özlediğim, duymak istediğim her şeyi müziğime yansıtıyorum. Aynı zamanda ülkemde yeni nesilden ikonlaşabilecek, donanım olarak bunun altını doldurabilecek, yeni nesli teşvik edebilecek müziğime sahip çıkarak ve küreselleşerek X ve Y kuşakları arasında bir köprü olmak istiyorum.
İngilizce’den sonra kendi dilinizde şarkı yapmak eminim size başka kapılar aralamıştır. Bu diller ve aralarındaki farklar ifade biçiminize, anlatıcılığınıza ve müziğinize nasıl katkılar sağladı?
Bariz bir şekilde dil farkından kaynaklanan bir anlaşılabilirlik durumu var. İngilizce, rock müziğin içinde çok rahat akan bir dil; hatta bazı kelimeler tek bir hecede bile kolayca ritimle birleşiyor. Türkçe ise fonetik olarak sizi biraz uğraştırıyor. Uzun kelimelerimiz, eklerimiz var ve yanlış kelimeyi seçtiğinizde melodi konuşma doğallığını kaybediyor. Tam da bu zorluk benim çok hoşuma gidiyor çünkü Türkçe’de inanılmaz bir ses zenginliği var. Şarkılarımdaki kalemim çok şiirsel değildir; müzikteki sertliğimi dilimdeki yalınlığımla dengeliyorum.
Arka planınıza baktığımızda Müzik, Endüstriyel Tasarım ve Reklamcılık eğitimleri aldığınızı görüyoruz. Aldığımız eğitimler, karşılaştıklarımız, gördüklerimiz, görmediklerimiz ve gündelik yaşam, üretilen eserlerin ilham kaynağı oluyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Müziğiniz ilhamını nerelerde kovalıyor?
Ben ilhamın özellikle kovalandığında biraz kaçtığını düşünüyorum. Aslında hayatın içinde biriktiriyorsunuz. Bazen duyduğun bir cümle, bazen bir insanın davranışı, bazen bir görüntü, hatta bazen yıllar önce yaşadığımız ve o sırada hiçbir anlam yüklemediğimiz olaylar yıllar sonra bir şarkının içinde karşınıza çıkabiliyor. Tasarım eğitiminin bana bıraktığı önemli bir şey var; bir şeyin sadece güzelliğindense neden orada olduğunu düşünmek sorusunu sorduruyor. Sanırım müzikte de böyleyim; bunların birbirleriyle konuşmasını seviyorum. Ama sonuçta beslendiğim yer hayat, insan ilişkileri, yalnızlık, bağlılık, özgürlük, korkularımız, birbirimize söylediklerimiz ve söyleyemediklerimizdir. Özellikle insanların zamanla normalleştirdiği davranışlar çok ilgimi çekmiyor. Bir süre sonra fark etmeden nelere alışıyoruz? Galiba son dönemde yazdığım birçok şeyin altında bu soru var.
“İyi Köpek” şarkısı nasıl bir fikir ve çalışma sürecinden geçerek bugün dinlediğimiz halini aldı?
Öncelikle “İyi Köpek”, albümün metaforik ve eleştirel adı. “İyi Köpek” benim kafamda ilk önce, bir kavram olarak vardı. İnsanların hayat içerisinde kabul görmek, bir yere ait olmak, sevilmek ya da yalnız kalmamak için zamanla kendilerinden neleri törpülediklerini düşünüyordum. Bir noktada “İyi Köpek” sözü geldi. Çok basit iki kelime ama altında beni rahatsız eden çok fazla şey vardı. Sonra müzik, o fikrin karakterine göre oluştu. Şarkının nazik olmaması gerekiyordu; gitarın saldırması, ritmin ileri doğru itmesi gerekiyordu. Ama sadece sert bir rock şarkısı da istemedim; melodisinin ve sözünün ilk dinleyişte insanlarda kalmasını istedim.
“İyi Köpek” tanımlamasının ifade ettikleri neler? Siz bu metaforla neyi tarif etmek istediniz? Dinleyicilerinizin almasını istediğiniz bir mesaj var mı?
Bunu birçok kez söyledim; “Tasmayı takan siz misiniz yoksa çıkartmayı mı tercih ediyorsunuz?”

Şarkınız güçlü gitar riffleri ve yüksek enerjisiyle dikkat çekiyor. Şarkının teknik yapısını inşa ederken nasıl bir çalışma yürüttünüz?
Ben riff konusunda biraz takıntılıyım. Çünkü özellikle rock müzikte gitarın yalnızca akor basmasını istemiyorum; parçanın kimliğinin bir bölümünü taşımasını istiyorum. İlk birkaç saniyede duyduğunuzda o parçayı tanıyabilmelisiniz. “İyi Köpek”te de gitarların güçlü olmasını istedik ama eski bir kaydın taklidi gibi duyulmasını istemedik. Ben 90’ların ve 2000’lerin rock müziğinden çok besleniyorum. Audioslave’den Soundgarden’a kadar o dönemin karakterleri bende çok güçlüdür. Fakat mesele o dönemin sound’unu yeniden yaymaktan çok daha fazlası, o müziğin cesaretini alıp bugünün imkânlarıyla başka bir yere taşımak.
Müziğin şu anki değişen ve dönüşen durumuna baktığınızda, rock müziğin ve yapmaya çalıştığınız müziğin gidişatını nasıl görüyorsunuz?
Ben rock’ın öldüğüne hiçbir zaman inanmadım. Bence böyle bir şey mümkün değil. Sadece bir dönem popüler kültürün merkezinden uzaklaştı. Bunlar döngüdür; müzikte de modada da sinemada da bazı şeyler geri gelir. Ama onları hiçbir zaman bıraktığınız yerde bulamazsınız; yeni kuşak kendi dilini ekler. Rock müziğin geri dönüşü demek, herkesin yeniden 70, 80 ya da 90’lardaki gibi müzik yapması demek değil. Zaten bunu yaparsak sadece nostalji üretmiş oluruz. Benim ilgilendiğim şey rock müziğin tavrını bugüne taşımak.

Kendinize özgü tarzınızı Türkçe sözlerle buluşturduğunuz üçüncü albümünüzün yeni teklisi “İyi Köpek”, nasıl bir albümün habercisi? Albüm tamamlandığında bizi nasıl bir duygu dünyası ve müzikal yolculuk bekliyor?
Albüm dediğimiz şey benim için aynı şarkının farklı versiyonlarıdır. Çok sert parçalar var, alternatif rock var, blues’a yaklaştığım yerler var. Örneğin ikinci parçam olan “Kanlı Aşk”, daha karanlık ve sert bir tarafta duruyor. Başka bir parçada ise bütün duvarları indirip çok daha savunmasız bir yerde kalabiliyorum. Dinleyicinin albüm bittiğinde “Tüm parçaları dinledim” demesinden çok, bir yerden girip başka bir yerden çıkmış gibi hissetmesini isterim. Çünkü sevdiğim albümler bana hep bunu hissettirdi.
Kapak Fotoğrafı: Güney Akçay
İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten Yangın ile Sohbet

Enes Kudu







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!