Prömiyerini 73. Cannes Film Festivali’nde yapan, ülkemizde de 40. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ve Onur Savaşı filminden sonra Thomas Vinterberg ve Mad Mikkelsen’i yeniden bir araya getiren Körkütük (Another Round), bizi hem lise yıllarıyla hem de yetişkinliğin dayanılması zor, tüketen monotonluğu ile baş başa bırakıyor.

Another Round | Fotoğraf: Altyazı Sinema Dergisi

Dünyada bazı yönetmenler vardır ki ülke sineması o yönetmenlerle anılır ve onun filmleri hem o ülke için hem de o coğrafya için referans kabul edilir. Böyle yönetmenler zaman zaman sadık seyircisini hüsrana uğratsa da genel anlamda üslubunu korur ve sinema tarihine geçeceğinin farkında olma haliyle yeni dünyalar yaratmaya devam eder. Bu yönetmenlere yakın dönem İngiliz sinemasında Ken Louch, Fransız sinemasında Micheal Haneke, Yunan sinemasında Theodoros Angelopulos, Türk sinemasında Nuri Bilge Ceylan’ı örnek verebiliriz. Son dönem Danimarka sinemasında ise bu nişaneyi taşıyan iki yönetmen var: Thomas Vinterberg ve Lars von Trier. Birlikte Dogma 95 akımının öncülüğünü yapan bu başarılı iki yönetmenden olan Vinterberg, Şölen filmiyle adeta akımın manifestosunu yaptımıştı. Bu noktada Dogma 95’ten de kısaca bahsetmek gerekiyor.

Dogma 95 akımına göre filmler, doğrudan doğruya saflığın ve doğallığın birer timsali olmalı. Filmlerde; müzik ve yazılı metin kullanılmaması, kameranın hareketli olması ve her şeyin olağan akışında gerçekleşmesi, akımın olmazsa olmaz kurallar arasında yer alıyor. Ancak böylesi katı kuralları içinde barındıran akım, tahmin edileceği üzere sürdürülebilir olmuyor ve kısa sürede etkisini kaybediyor. Akımın diğer temsilcisi Lars von Trier’in filmlerinde kısmen de olsa hala Dogma 95 etkisi gözlemlense de Thomas Vinterberg’ün akımdan tamamen sıyrıldığını ve kendine yeni bir yol çizdiğini söyleyebiliriz. Öyle ki filmlerinde, akımın kesinkes yasakladığı motiflerin tamamını ustaca kullanıyor başarılı yönetmen. Bu motiflerin başarılı bir şekilde kullanıldığı filmlerden sadece biri ise bu yazının da konusu olan Körkütük filmi.

a6efc86a-c7cc-46ae-be64-5b191701abd3_1374x732
Körkütük | Fotoğraf: Söylenti Dergisi

Prömiyerini 73. Cannes Film Festivali’nde yapan, ülkemizde de 40. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ve Onur Savaşı filminden sonra Vinterberg ve Mad Mikkelsen’i yeniden bir araya getiren Körkütük, bizi hem lise yıllarıyla hem de yetişkinliğin dayanılması zor, tüketen monotonluğu ile baş başa bırakıyor.

Bir lisede öğretmen olan Martin, orta yaş krizlerinin baş gösterdiği zamanlarda, oldukça uyuşuk ve yorgun hissettiği için hem okulda hem de evde verimsiz birine dönüşmüştür. Bu durumu, aynı okulda farklı branşlarda öğretmen olan üç arkadaşına anlattığında ise aralarında edebiyat öğretmeni olan Nikoloj, psikiyatrist Finn Skarderud’nin bir teorisinden bahsediyor.

Bu teoriye göre, insan kanında doğuştan yüzde 0,05 oranında alkol eksikliği bulunduğu ve gün içinde bu oranda alkol alındığında insanın daha mutlu olacağını ve yaratıcı yönlerinin açığa çıkacağı savunuluyor. Ve dört arkadaş bu teorinin doğruluğunu kanıtlamak için her gün bu oranda alkol almaya başlıyor. Danimarka’daki ve kuzey ülkelerindeki aşırı alkol tüketimine bir nebze olsun dikkat çeken Vinterberg, yine sevdiği tartışmalı sulara giriyor. Komün filminde komün hayatının sürdürülebilirliğini ve komün hayatının açmazlarını ortalığa seren usta yönetmen, Onur Savaşı filminde ise etik, saygı ve toplumsal değerler gibi konuları derinlemesine inceliyordu ki her iki filmde de bunu oldukça sert bir dille yapıyordu. Körkütük’te ise yine “tehlikeli” sularda geziniyor yönetmen.

8a7cf100-1460-4b09-9cf5-06a2e4faf5f0_750x375
Another Round | Fotoğraf: BBC

Hayatları yolunda gitmeyen ve belki de ölüme ramak kalmış dört arkadaş, -özellikle de Martin- günlük belli oranda aldıkları alkolle okula geliyor, ders anlatıyor üstelik de çok daha başarılı oluyorlar. Bu noktada film, özellikle kuzeydeki aşırı alkol tüketimi düşünülünce, alkole özendirme durumunu gündeme getiriyor. Üstüne üstlük filmin açılışında alkolle yarışan gençlere, yaptıkları taşkınlık yüzünden okul yönetimi tarafından alkol cezası verilmesi de düşünülünce bu konu daha da önemli bir hal alıyor. Ne var ki deneyimli yönetmen, filmini hiç bu bilinmez sulara savurmadan dümenini sıkı sıkıya tutuyor ve Körkütük’ün bundan ibaret olmadığını gösteriyor. Öyle ki bütün bu alkolle mutlu olma halinin birer yanılsama, birer günü kurtarma olduğunu gösteriyor. Hatta, hayatlarının bırakın yolunda gitmesini daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor ki bundan sonra her bir karakter kurtuluşun ne alkolde ne de başka bir şeyde olduğunu fark ediyor. Kurtuluşun, insanın öz benliğini sevmesinde ve bunun farkında olmasına bağlıyor usta yönetmen. Mad Mikkelsen’in hayatının, -eskisi kadar olmasa da- yolunda gitmemesine rağmen yaptığı dans ise filmin seyir zevkini zirvede bırakmaya yetiyor.

Another Round | Fotoğraf: IMDb

Thomas Vinterberg girişte de bahsettiğim gibi Danimarka sineması için bir marka olmuş durumda. Onun sinemasına aşina olanlar hem Danimarka sineması hem de kuzey Avrupa sineması hakkında fikir sahibi olabilir. Her ne kadar diğer filmleri kadar derinlik sunmasa da Körkütük’ün insanı arındıran ve rahatlatan bir yönü var. Bu yönüyle de Vinterberg’ün en rahatlatıcı filmi Körkütük diyebiliriz. Kişisel olarak benim favorim her ne kadar Onur Savaşı filmi olsa da Körtülük de Mad Mikkelsen’i tekrar izleme fırsatı verdiği için bir o kadar güzel bir film.

Son olarak Körkütük; özellikle bizim ülkemizde ‘dertleri unutma’ ihtiyacıyla içilen, hatta yüksek vergiler yüzünden boynu bükük içmek zorunda kalınan içkiyi; eğlenceyle, hayatla ve çok büyük olmayan mesajlarla harmanlayan başarılı bir film. Thomas Vinterberg’ün şimdilik son filmi ama biz heyecanla ondan yeni hikayeler ve yeni dünyalar beklemeye devam ediyoruz.

Kapak Fotoğrafı: IMDb

İlginizi çekebilir: Ezgi Kaya’dan DRUK