16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin “Oyun” bölümünde yer alan filmlerden “Author: The JT LeRoy Story”, milyonları peşinden sürükleyen bir yazarın kendi kişiliğini, bedenini ve geçmişinin kurmacadan ibaret olduğu büyük bir aldatmacanın, performansın -ya da adına her ne derseniz deyin- anlatıldığı etkileyici ve sürükleyici bir belgesel. Dünyaca ünlü yıldızların birer detaydan, birer diresek temasından ibaret olduğu, insan psikolojisinin ve yaratıcılığının esneyebileceği sınırları gösteren, tıpkı bölümün adı gibi dev bir oyun…

maxresdefault

İzlediğim film sayısı ortalamanın çok üzerinde olsa da, uzun yıllar belgesel film izlemekten kaçındım. Belgesellerin sadece tarihsel gerçeklere, sayısal ya da istatistik bilgilere dayanan, eğitici ve öğretici filmler olduğu yanılgısını bir şekilde kırmayı başardığımda, sonsuz bir evrenin kapıları açılmış oldu benim için. Her ne kadar tarih gerçekleri çoktan yazmış olsa da, yaratıcılığın, bin bir çeşit hikaye anlatıcılığının ve dolayısıyla etkileyiciliğin ve büyüleyiciliğin, şaşkınlığın ve sürprizin de yerinin olduğunu gördüm belgesellerde. İşte belgesellere hak ettiği değeri verip, hak ettiği saygıyı göstermeye başladığım o dönemden beri her yıl çıtayı biraz daha yükselten bir belgesel çıkıyor karşıma – şanslıysam birden fazla… Man on Wire‘ın bir soygun filminden ya da The Cove‘un bir aksiyon filminden farksız oluşu, Searching for Sugar Man‘in baştan çıkarıcı süprizi, The Imposter‘ın ‘yok artık!’ dedirten hikayesi, Stories We Tell‘in sizi aileye kabul edişi, Listen to Me Marlon‘un zamanın ve mekanın ötesinden gelişi… Basit bir internet araması ya da arşiv araştırmasıyla öğrenip birkaç cümleyle sıkıcı bir şekilde özetleyebileceğiniz gerçekleri ilgi çekici bir hikayeye dönüştüren, kullandıkları anlatım teknikleriyle kurmacanın büyülü dünyasını bir yumrukta yere seren filmler onlar. İzlerken gerçek olduklarını düşündüğüm her an göğsümde bir yumru hissettiğim, kalbimin hareketlendiği, gözlerimin dolduğu filmler… İşte bu senenin o belgeseli: Author: The JT LeRoy Story.

author-the-jt-leroy-story-trailer-post-1469207871

JT LeRoy adını duymuş ya da duymamış olabilirsiniz, fakat sıkı bir sinefilseniz, Asia Argento’nun The Heart Is Deceatful Above All Things‘ini ya da en azından Gus Van Sant’ın Altın Palmiye ödüllü Elephantını duymamış olmanız imkansız. İşte JT LeRoy, ilkinin uyarlandığı romanın yazarı, ikincisininse senaristi. Fakat aynı zamanda 2000’lerin başında yazdıklarıyla dünyayı yerinden oynatan, ünü ABD’den Avrupa’ya sıçrayan, ünlü oyuncu ve müzisyenlerle boy gösteren, onlarla en özel anlarını paylaşan bir ikon. Jeremiah “Terminator” LeRoy, küçük bir erkek çocuğuyken cinsel ve fiziksel tacize uğrayan, sokaklarda geçen çocukluğunun ardından cinsel kimlik bunalımları ve psikolojik sorunlarla boğuşan, HIV-pozitif trans bir birey olarak ilk romanını kazayla yazıyor. Uzun süre sadece bir sesten ibaret olan JT LeRoy, bir gün günışığına çıkıyor. Güneş gözlüklerinin ardından, utangaç tavırlarıyla her gittiği yerde ayakta alkışlanıyor, her tanıştığı ünlüyü baştan çıkarıyor.

oyun-6-43-2

Oysa gerçekler bambaşka… Bu bir spoiler da değil, filmin anlatıcısı Laura Albert, başından beri söylüyor JT Leroy’un aslında kendisi olduğunu. Tüm o kameraların önünde, ünlülerin yemek masasında boy gösteren ve JT LeRoy’muş gibi davranansa (ve bunun için Albert’tan para alan), eşinin üvey kız kardeşi Savannah. LeRoy’un anlattığı her şey, kendisi ve geçmişiyle ilgili tüm söyledikleri kurmacadan ibaret… Bir yanda yalnızca JT LeRoy’u değil, onlarcasını yoktan var etmiş Laura Albert’ın geçmişiyle ve psikolojisiyle yüzleşmesi, bir yandan gerçekten üstün başarıya sahip bir yazarın mahlas kullanma haklarını göz önünde bulundurmamız gereken etik mevzular, bir yandan da aptal yerine konduğunu düşünen bir dünya dolusu ünlü ve ünsüz insan…

Brody-JT-LeRoy-1200

Author: The JT LeRoy Story, tüm bu hikayeyi oldukça akıcı bir anlatım diliyle, oldukça yaratıcı araçlarla ve Laura Albert’ın içten, samimi anlatıcılığıyla koyuyor önünüze. Tümü teybe alınmış gerçek telefon görüşmeleri, fotoğraflarda yan yana duran gerçek ve sahte JT LeRoy’lar ve kurmacadan daha güçlü gerçeklerin hikâyesi bu… Film benim içimde bir an önce JT LeRoy imzalı kitapları okuma ve Asia Argento’nun The Heart Is Deceitful Above All Things uyarlamasını izleme isteği uyandırdı. Sizde de aynı etkiyici yaratcağına eminim. Yılın en etkileyici belgesellerinden birini, özellikle edebiyatla ve hikâye anlatımıyla ilgiliyseniz kaçırmayın. 

Author: The JT LeRoy Story belgeselinin !f’teki ikinci ve son gösterimi 22 Şubat Çarşamba günü saat 16.00‘da Cinemaximum Akasya‘da gerçekleşecek.

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?