“İnsan İnsandan Sonsuzca Fazladır”

Katılımcı sanatçılardan Cem Ersavcı’nın yakın zamanda geçirdiği kaza ve aramızdan ayrılışının nedeni ile kendisine ithaf edilen “Ben Hep Bir AzFazla” birçok sanatçının katılımı ile Ezgi Bakçay’ın küratörlüğünde Bergsen&Bergsen Gallery’de sanatseverler ile buluştu.

museistanbul 1

Ezgi Bakçay’ın sergi metninde de okuyacağınız, fazla olma, az olma olguları üzerine seçilmiş çalışmalar farklı mazlemelerin aldığı formlar, boşluk-doluluk yaklaşımları, bir araya gelme ve var oldukları yerden kopma gibi özellikleri ile ortak dili konuşuyorlar. Sanki tüm eserlerde hissedilen kendi varlıklarının varyasyonları, başkalaşma ihtimalleri. Serginin açılış gününde orada olduğum için kalabalıktan çok fazla fotoğraf çekme şansım olmadı. Küratör Ezgi Bakçay’dan, serginin bilinçli bir grup çalışması olduğu ve sanat kooperatifi gibi bir oluşum içerisinde olduklarını öğrendim. Bakalım bizi neler bekliyor?

museistanbul 2

Evren Erol’un “Ret 4” isimli çalışmasının yerleşimi çok başarılı, galerinin tünel gibi olan kısmında griler arasında çok göze çarpıyor. Ret ismi almasının nedeni sanki sergilenen objenin var olan 4 köşeli çerçevede varlığını kendi formu ile göstermesi, sınırları zorlaması, sergi ismi ve teması ile örtüştürülür ise bir yere fazla gelmesi ya da bir yerde zorla var edilmeye çalışılması zorla fazlalaştırılması gibi. Kırmızlığı ile Yüksek tansiyonlu ve çok sevdim…

museistanbul 3

Işık Özçelik’in “Eğreti” isimli çalışması taş ve bronzun bir araya gelmesi ile oluşturulmuş bir çalışma. Var oldukları mekana meydan okuyan bu çalışmada yer alan bronz parça sanki değer sıralaması, toplumsal statü, farklılıkların bir arada olmasına bir gönderme, bir direniş gibi geldi. Eğreti duran nedir? Bunu ne belirler gibi soruları soramadan duramayacağınız bir çalışma.

museistanbul 4

museistanbul 5

Meliha Sözeri’nin “The System” isimli çalışması 3 adet katlanmış, satışa hazır gömlek heykelinden oluşuyor. Farklı malzemelerden üretilmiş bu gömlekler aslında sanatın konusunu, sanatçı ile arasındaki üretim bağı ve sanatçının elinden çıktıktan sonraki sürecini anlatıyor gibi. Eserlerin satışına bir gönderme gibi yer alan etiketlerde bulunan QR kodunu okuttuğunuz zaman yukarıdaki bilgiler beliriyor. Sistemi, aynı işlevde ama farklı malzemelerle sunulması nedeni ile konsümerizme bir gönderme gibi geldi.

museistanbul 6

Malzeme olarak şemsiyenin varlığına fazla gelecek mermer ile şemsiyeye ve şemsiyenin iskeletine yaklaşımı, malzeme ile zıtlığı, formun oluşma nedenleride sergi ismi ile inanılmaz örtüşen bir çalışma. Sanki yağmura ve rüzgara az , malzeme varlığına fazla.

museistanbul 7

Daha önce Mamut Art Project kapsamında çalışmaları ile ilk kez karşılaştığım Serkan Yüksel’in eserleri karmakarışık komplo teorilerinin, uluslararası stratejilerin, kaosun içinden çıkıp olayların sanatçı dilinde ve zanaat boyutunda hayat bulması gibi. Çok detaylı ve harita, yol gösterici kılavuz okur gibi içlerinde kaybolacağınız çalışmaları mevcut.

museistanbul 8

Bahadır Yıldız’ın zımpara kağıdı rulolarından oluşturduğu serinin ismi “Psişik Savunma Stratejileri”. Figüratif heykellerin malzeme seçimi aslında heykeli ve yüzeyi pürüzsüzleştiren, birleştiği malzeme ile yüzeysel homojenlik sağlayan zımpara kağıdı olmasına rağmen oluşturduğu pürüzsüz etki görülmeye değer.

museistanbul 9

Cem Ersavcı’nın “Landscapes” isimli fotoğraf çalışmaları anlatım yönünden çok başarılı. Var olan düzlemden kopan toprak parçasının oluşturduğu boşluk, düzlük üzerindeki fazlalık ve durağan denize atılmış taş, hepsi sergi ismi ile örtüşen bir yerlere eksik ya da fazla gelme duygusu ile ortaya çıkmış harika kareler.

museistanbul 10

Nur Gürel’in çalışmalarında figürler kalıplarının ve doğalarının dışına çıkarak mekan ile boyutlu bir bağ kuruyorlar.

Farklı disiplinlerde sanatçıların tek bir isim altında oluşturdukları sergileri çok seviyorum. Sergi metni klavuzluğunda her bir eser önünde bambaşka duygular yaşıyorsunuz. Bu anlamda küratörün emeği sergideki sanatçılar kadar alkışı hak ediyor.

Sergide birçok değinemediğim çalışma da var. Mutlaka Gayrettepe Selenium Panaroma’nın altında bulunan Bergsen&Bergsen Gallery Muse İstanbul’u 21 Kasım 2014 tarihine kadar ziyaret etmenizi ve içinde bulunan harika kafeden de bir kahve içmenizi öneririm.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?