Bring Her Back, korku türünün dönüşümünün devam ettiğinin yeni bir halkası olurken, hikayesinin barındırdığı derinlikli arka planı ve Philippou Kardeşlerin yarattığı tekinsiz ve gizemli atmosferle yılın dikkat çeken korku filmlerinden olduğunu kanıtlıyor.

bhb_02484_ri
Ollie | Fotoğraf Kaynağı: IMDb

Beş yıldan uzun bir süredir korku türünün kalıplarının değiştiğini gerek Film Hafızası ve Arka Pencere Mecmua’daki yazılarımda gerekse de Sinevol Podcast’teki yayınlarımda sık sık anlatıyorum. 90’larda Scream serisi ile yeniden canlanan slasher türü, 2000’lerin ortasına kadar devam etti. 2010’a kadar ise slasher türü yerini şiddet ve kanı filtresiz şekilde sunan şiddet pornosu denilen korku filmlerine bıraktı.

2010’larda ise Jordan Peele Get Out, Ari Aster Midsommar, Jennifer Kent ise The Babadook gibi filmlerle korku sinemasına toplumsal ve psikolojik konuları içinde alarak farklı bir boyut kazandırdılar. Artık korku; salt, kan, efekt ve jump scare’lerden ibaret değildi. Toplumsal meseleler, bireyin içine düştüğü buhran gibi temalar, diğer türlerde olduğu gibi korkunun da radarına girdi. Son yıllarda bu dönüşüm bu yazının da konusu olan Bring Her Back ile hızla devam ediyor…

YouTube’daki videolarıyla tanınan ve 2023’te ilk filmleri Talk to Me ile adlarını geniş kitlelere duyuran Philippou Kardeşler, daha da olgunlaşan sinemaları ile bu kez bizi, yas ile gelen delirme haliyle karşılıyor.

goonlinetools-image-downloader-24
Andy, Laura, Piper, Ollie | Fotoğraf Kaynağı: IMDb

Babalarının ölümünün ardından bir bakım evine yerleştirilen Andy ve üvey kız kardeşi Piper’ın, bu bakımevinde karşılaştıkları tuhaf olayları merkeze alan film, ilerleyen dakikalarda oldukça sert ve tekinsiz bir atmosferin içine atıyor bizi. Kızını trajik bir şekilde kaybetmesi sonucu yaşadığı travma sonucu kendini korkunç bir depresyonun içinde bulan Laura’nın, kızının ruhunu Piper ile yeniden getirebileceğine dair saplantılı bir ruh hali, filmin temelde ilgilendiği en büyük konu.

Bu noktada bilindik korku kodlarını hatırlarsak eğer, bu iki kardeş normal şartlarda Laura tarafından adım adım  vahşice öldürülecek ve film bu şekilde son bulacaktı. Ancak Philippou Kardeşler, filmlerini böylesi ezber bir formülün kucağına bırakmak istemiyor. Çünkü anlatmak istedikleri evlat acısı yaşayan bir anne üzerinden bir yas travması izlettirmek.

Bu noktada aklıma ilk olarak, The Last of Us’ta Joel ve Ellie’nin ikinci sezon altıncı bölümde yaptıkları konuşma geliyor. Hastalığın tek tedavisi olan Ellie’nin ölümüne izin vermeyen Joel’un, Elli’nin “Pişman mısın?” sorusuna “Yine olsa yine olsa yine aynısını yaparım.” cevabı, Bring Her Back’in de hikayesine ayna oluyor.

goonlinetools-image-downloader-22
Fotoğraf Kaynağı: IMDb

Öyle ki kaybın acısını veya evlat acısını yaşamayan bir insan, bunun ne demek olduğunu tam olarak tahayyül edemez ve film de bizden, biraz olsun Laura’yı anlamamızı istiyor. Bu yüzden yönetmenler, Laura’dan Teksas Katliamı katili gibi bir katil çıkarmıyor.

Genel resme baktığımızda her ikisi de katil, sorunlu ve hatta psikopat ama Bring Her Back, bu durumun arka planını da sorgulamaya açıyor. Üstelik bunu ‘onu katil olmaya zorlayan sebeplerin hiç mi suçu yok?’ gibi bir yerden de yapmıyor. Gayet insani şekilde Laura’nın çektiği acıları hissetmemimizi istiyor.

Laura’nın yerinde olsak biz ne yapardık? Bir çocuğu kaçırır mıydık? Ölen çocuğumuzun ruhunu başkasının bedeninde yeniden getirmek için aylarca, belki yıllarda onu buzun içinde bekletir miydik? Bu yüzden kaybın acısı, yalnızlık ve kendimizden bir parça olan bireyleri aşmak veya unutmak göründüğünden daha zor olabilir.

Bu noktada Piper’ın masumluğu ve iyi kalpliğliği ile Andy ve Piper’ın iç ısıtan yakınlığı,  filmin yarattığı bütün ruh emici tekinsizliği ile müthiş bir zıtlık barındırdığını söylemem gerekiyor. Bu zıtlık da yer yer filmin rahatlatıcı ve güvenli butonu görevi görüyor. Zamanla o güven butonunun zarar görmesi ve giderek silikleşmesi, filmin geriliminin yavaş yavaş arttığının bir işareti. Yönetmen Philippou Kardeşlerin, içten içe gelen gerilim dolu adımları bir bakıma ‘kurbağ deneyi’ni hatırlatıyor.

goonlinetools-image-downloader-20
Ollie | Fotoğraf Kaynağı: IMDb

Gerilim ve korku bizi öyle güzel yavaş yavaş etkisi altına alıyor ki bağırmak veya salonu terk etmek arasında kalmanıza fırsat verilmiyor. O noktaya gelene kadar film bütün enstrümanlarıyla sizi etkisi altına almış oluyor. Bu yüzden her ne kadar Talk to Me filmini o kadar beğenmemiş olsam da Philippou Kardeşler, Bring Her Back ile farklarını iyiden iyiye belli ediyorlar.

Dürüst olmak gerekirse; filmi ilk izlediğimde çok beğenmemiştim ve iki gün sonra yeniden izledim. Evet, hikayesiyle, atmosferiyle ve özellike Sally Hawkins’in performasıyla kalburüstü bir film var karşımızda. Türü sevmeyenleri oldukça zorlayacak bir film olduğunu özellike belirtmem gerekiyor çünkü bazı sahneleri mideniz kaldırmayabilir.

Sonuç olarak Bring Her Back, korku türünün dönüşümünün devam ettiğinin yeni bir halkası olurken, hikayesinin barındırdığı derinlikli arka planı ve Philippou Kardeşlerin yarattığı tekinsiz ve gizemli atmosferle yılın dikkat çeken korku filmlerinden olduğunu kanıtlıyor.

Kapak Fotoğrafı: IMDb

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Korku Filmleri