Cem Çatık ile: Kolektif Bir Bilinçle Üretmek Üzerine
2005 yılından bu yana gitarist, prodüktör, ses mühendisi ve eğitmen olarak müzik sektöründe aktif olarak yer alan Cem Çatık, 2012 yılında kurduğu kayıt stüdyosu Bubinga Records ile 2021’den bu yana alternatif ve caz müzik alanında müzik yapımcısı olarak yer almaktadır. İlk solo projesi Experimentals’ı 2011 yılında bas gitarda Cengiz Zeydan, davulda Umut Çılgın ve klavyede Ozan Göğüş’ten oluşan bir kadro ile kuran Cem Çatık, bu projeye ait “Cem Çatık Experimentals – 13” albümünü 2014 yılında kaydetmiş, Mayıs 2017’de dijital platformlarda ve CD formatında yayımlamıştır. 23 Mayıs 2025 tarihinde yayımladığı ikinci albümü Almost There vesilesiyle Cem Çatık ile bir araya geldim, müzik yaşamına, Almost There albümüne ve Bubinga Records çatısı altında oluşturdukları kolektif yapıya dair merak ettiklerimi sordum.

2023 Ocak ayından bu yana sahnelerle eş zamanlı olarak üzerinde çalışılan Almost There albümü, Göztepe’deki Bubinga Records stüdyolarında canlı olarak kaydedildi. Davulda Erkan Sönmez, bas gitarda Halil Çağlar Serin ile kurduğu power trio çekirdeğine; üç parçada klavyede Berkan Kaya, bir parçada ise gitarda Emre Karabulut konuk olarak eşlik ediyor. Albümdeki altı parçanın tamamı Cem Çatık’ın bestelerinden oluşurken albümle aynı ismi taşıyan Almost There parçası, Cem, Erkan ve Halil’in ortak imzasını taşıyor. Albümün kayıt, mix, mastering ve prodüksiyon aşamalarını Cem Çatık üstlendi. Mastering aşamasında Adham Farid ile iş birliği yaptı. Albümün kapak illüstrasyonu ve grafik tasarımı ise Bernardo Anichini’ye ait.
Albümün odak parçası Foot Soup; funk, jazz ballad ve progressive rock ögelerini harmanlayan, enerjisi yüksek enstrümantal bir jazz/fusion parçası. Canlı stüdyo kaydının doğallığı, güçlü bas gitar riff’i, through-composed yapısı ve doğaçlama sololarıyla birleşerek parçaya güçlü bir akış kazandırıyor. Gitar, synth ve davul solo bölümleri arasında kurulan etkileşim, dinleyiciyi teknik ve duygusal açıdan zengin bir yolculuğa çıkarıyor. Parçanın eğlenceli ismi ve dikkat çekici riff’i, bas gitarist Erhan Ertetik’in katkısıyla ortaya çıkmış.Almost There, sadece müzikal bir ifade değil aynı zamanda kabul, arayış ve süreçte kalmanın anlamına dair samimi bir anlatı sunuyor. Cem Çatık, bu albümle müzikal sınırlarını genişletirken dinleyiciyi de onunla birlikte yolda olmaya davet ediyor.
İkinci albümünü henüz yayınlamış olan Cem’in müzik yaşantısını gelin kendisinin sözlerinden okuyalım.

Cem selamlar. 2005 yılından bu yana müzik sektöründe gitarist, prodüktör, ses mühendisi ve eğitmen olarak aktif şekilde yer alıyorsun. Hikâyeyi biraz geriye sararak başlamak istiyorum. Müzikle kurduğun ilk temastan itibaren bugüne müzikal yolculuğun nasıl gelişti?
Enes merhaba. Elektrik gitara ve müziğe dair ilk dikkatimi çeken olay lisede gerçekleşti sanırım, lise son öğrencilerinin kurmuş olduğu bir grup sene sonunda konser veriyorlardı ve Kurban – Yalan Dostum çalıyorlardı. Parçanın 55. saniyesinde gitarın tek kaldığı ve nakarata geçilen bir bölüm vardır, işte tam o an ilk aşk başladı diyebilirim. Sonrasında ufak bir hata yaparak klasik gitar aldım ve o enstrümandan benim istediğim seslerin çıkmadığını fark ettim. Üniversite sınavına hazırlandığım sene biriktirdiğim paralar ile ilk elektrik gitarımı aldım ve macera bu şekilde başladı. Sonrasında bazı kısa süreli özel dersler almış olsam da ağırlıklı olarak kendim ve arkadaş çevremden edindiğim bilgiler ile enstrümanı teknik manada belli bir seviyeye getirdim. Fakat bu bana müzikal olarak çok yetersiz gelmeye başladı ve eğitim tarafına ağırlık vermem gerektiğini fark ettim. Üniversiteyi bitirmeden önce bazı yarı zamanlı müzik atölyelerine gitmeye başladım ve bu atölyeler Modern Müzik Akademisi’nde Güç Başar Gülle ile tanışmama vesile oldu.
Üniversiteyi bitirip, sonrasında hemen askere gidip geldim ve MMA bünyesinde Güç hoca ile yoğun bir 2 senelik eğitim programına dahil oldum. Tabii bu eğitim iki seneyle kısıtlı kalmadı, sonrasında da Güç hoca ile caz üzerine yoğun eğitimler ve fikir alışverişlerimiz hep devam etti. Son 15 senedir ise stüdyo ve prodüksiyon dünyası hayatıma dahil oldu ve İKSV Salon prodüksiyon stajı, üzerine de kendi stüdyomu kurmam ile beraber bu alanda da bir eğitime gereksinim duydum ve İTÜ – MİAM bünyesinde ses mühendisliği ve tasarımı üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Bunların yanında da bir çok atölye, masterclass vb. etkinliklere katılmaya çalıştım. Son iki senedir de sevgili hocam ve mentorum Emre Karabulut ile ileri seviye gitar üzerine çalışmalar yapıyoruz.
Kurucusu ve prodüktörü olduğu Bubinga Records’un kuruluş hikâyesini anlatabilir misin? Bubinga Records nasıl fikirler, düşünceler ve amaçlar doğrultusunda kuruldu? Bubinga Records’un yaşam yolculuğunda kendinize nasıl hedefler belirlediniz? Bunların ne kadarı gerçekleşti?
Bubinga Records 2012 senesinde Taksim’de bir prova & kayıt stüdyosu olarak kuruldu. Fakat kafamda hep üretim odaklı ve kolektif bir yapı kurmak vardı. Pandemi döneminde ev çalışmalarının yoğunlaşması ve 2021 senesinde yapımcı olmamız ile beraber 2022 senesinde stüdyoyu evime taşıdım ve Göztepe’de tek bir odada daha farklı bir anlayış ile yeni bir sistem kurdum. Bir mekana, bir semte veya bir şehire bağlı olmadan çalışabileceğim bir sistemim var. Bu geçiş süreci ve değişimler ile beraber 2024 senesinde üç tane albüm kaydettik ve 2025 senesinde bu üç albümü de yayınladık. Bu üç albüm Emre Karabulut – Araf, Berkan Kaya – Beyond the Poles ve Cem Çatık – Almost There albümleri. Albümler belli bir kolektif yapıda ve birbirimize verdiğimiz yoğun destekler sayesinde ortaya çıktı aslında, 2012 döneminde kurduğum hayallerin bu dönemde yeni yeni gerçekleştiğine şahit oluyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
Kendi albümlerinin dışında birçok albüme gitarist, aranjör, ses mühendisi ve prodüktör olarak katkıda bulunuyorsun. Bubinga Records etiketiyle albüm çıkaran birçok müzisyen de birbirlerinin projelerinde yer alarak kolektif bir yapının parçası haline gelmiş durumda. İnsanların daha bireysel olmayı tercih ettiği günümüzde, Bubinga Records çatısı altında sizi bir araya getiren ve bir arada tutan ne? Kolektif olarak bir grup insanla paylaşımda bulunmanın senin ve Bubinga Records açısından anlamı ne?
Sanatçılar için genel olarak zor bir dönemden geçiyoruz, tüketim alışkanlıkları tamamen değişti ve buna bağlı olarak üretim alışkanlıkları da değişme gösteriyor. Sosyal medya ve dijital platformlar bizden sanatçı olmamızı değil, içerik üreticisi olmamızı bekliyorlar. Biz de sanırım bunu tam olarak kabul edemiyoruz. Bizim içeriklerimiz sanatımız olmak durumunda ve senaryomuz da müzik. Bizi bir araya getiren en önemli konulardan birisi bu sanırım. Bunun yanında hepimiz üretim odaklı olduğumuz için, birbirimizin üretimlerine de kendi işlerimize verdiğimiz değeri bire bir aktarıyoruz. Herkesin kendine ait bir dünyası var ve amacımız bunları olabildiğince samimi bir şekilde dinleyiciye ulaştırabilmek. Tabii ki bunların hepsinin yanında bir de insani değerler var, biz gerçekten saygı ve sevgi konularına önem veren, aynı sofrada yemek paylaşan ve fikir alışverişleri yapan, tartışabilen insanlar olduğumuz için, müziğin içerisinde yapmış olduğumuz sohbetler de bir o kadar değerli ve gerçek. Bubinga Records için bir marka olmaktan ziyade, kolektif bir bilincin parçası olmak çok daha değerli bu manada.
Yakın zamanda yayınladığın ikinci albümün Almost There hakkında konuşmadan önce ilk solo projen olan Experimentals’ın hikâyesini de anmak isterim. Senin için nasıl bir deneyimdi? Sana ne gibi tecrübeler kazandırdı?
Experimentals projesindeki parçalar 2010 – 2014 seneleri arasında yaptığım bestelerden oluşuyor. Bas gitarda Cengiz Zeydan, davulda Umut Çılgın ve klavyede Ozan Göğüş’ten oluşan bir kadro ile 2014 senesinde ilk albümü kaydettik ve 2017 senesinde hem dijital hem de CD formatında yayımlandı. Daha sonrasında o dönemki yapımcımız ile çalışmayı bıraktık ve kendi yüklemelerimizi yapmaya karar verdik. Bu süreçte albümü değiştirmeden Distrokid üzerinden tekrar yükledim, fakat bu sistemin de bazı sorunları olduğunu keşfettim ve albümü oradan da kaldırmaya karar verdim. Bunun üzerine aslında dijital platformlara dair umutlarım ciddi bir şekilde tükenmişken, bir dijital dağıtımcı ile çalışma fırsatı yakaladık ve Bubinga Records, 2021 senesinde yapımcılığa başladı. Bu noktada albüme bir dokunuş yapma ihtiyacı hissettim çünkü albüm üçüncü kere yüklenecekti ve aynı şekilde yüklemek içime sinmedi. Ses mühendisliği ve prodüksiyon tarafında da aldığım eğitimler belli bir seviyeye geldiği için albümün prodüksiyonunu tekrar ele almaya karar verdim ve 2022-2024 seneleri arasında üç farklı bölüm şeklinde albümü “Experimentals Remastered” olarak Bubinga Records etiketi ile tekrar yayımladım.
Albümün eski hali de çok güzeldi fakat şu an geldiğimiz noktada dinleyiciye daha dürüst bir prodüksiyon sunuyorum, editing ve düzeltme işlemi neredeyse hiç yok ve aldığımız kayıtları o dönemin imkanları el verdiğince değiştirmeyerek prodüksiyonu düzenledim. Özellikle bu remastered süreci mental olarak yorucu bir süreçti, fakat üstesinden geldiğim için ve sonunda finalize ettiğim için çok mutluyum. Experimentals albüm ve sahne süreçlerinde benim yanımda olan ve emeği geçen bütün arkadaşlarıma bu vesile ile bir kez daha teşekkür ediyorum.
Almost There albümünün ortaya çıkış sürecini anlatabilir misin? Nasıl bir yolculuğun sonunda meydana geldi bu albüm?
2023 Ocak ayında gerçekleşen Time is Love etkinliği ile beraber davulda Erkan Sönmez ve bas gitarda Halil Çağlar Serin ile bir ekip kurduk ve birbirimize çok ısındık. Time is Love konserinden sonra da hem stüdyo ortamında hem de sahnede beraber çalmaya ve çalışmaya devam ettik. İlk yaptığımız iş aslında Experimentals albümündeki parçaları trio formatına göre düzenlemek oldu. Bu noktada sevgili Erkan Sönmez ile kağıdı kalemi alıp baya ciddi bir çalışma yaptık, sonuçlarından da gayet memnunum. Bu süreçte benim zaten biriktirmiş olduğum bazı bestelerim vardı, stüdyoda yaptığımız çalışmalardan da verimli sonuçlar almaya başladık ve albüm süreci, sahnelerle eş zamanlı olarak başlamış oldu diyebilirim. 2024 Mayıs ayında kaydettiğimiz albüm, 2025 Mayıs’ta bütün dijital platformlarda yerini aldı.
Almost There, nasıl parçalardan oluşuyor? Üretim aşamasında kendine zemin olarak belirlediğin temalar, düşünceler nelerdi?
Bu albüm ilk albüme göre biraz daha jazz/fusion dünyasına yakın. İlk albümden sonra yapmış olduğum bazı besteler zaten bekleme aşamasındaydı, bunlardan en enteresanı sanırım Foot Soup. Çünkü biz bu parçayı çalışırken aslında stüdyoda davulda Umut Çılgın ve bas gitarda Erhan Ertetik ile prova yapıyorduk. Parçanın başlangıcındaki bas gitar riff’i Erhan’a ait, parçanın ismini de bir konserimizden sonra oturduğumuz bir çorbacıda aramızda geyik yaparken yine Erhan buldu. Bu tarz enstantaneler bana eğlenceli gelir hep. Ben bu parçayı daha sonra geliştirdim ve through-composed bir stilde finalize ettim. Bu parçalar tam şekillenmek üzereyken ve biz kayıtlarla ilgili planlama yaparken, maalesef hiç planlamadığımız bir durum yaşandı ve pandemi sürecine geçiş yaptık. Sonrasında bu parça da dahil olmak üzere yapmış olduğum beste ve taslakların hepsi nadasa yattı diyebilirim.
2023 itibariyle Erkan ve Halil’le çalışmalara başlayınca bu parçaları tekrar gün yüzüne çıkarttık ve son hallerine getirdik. Foot Soup ve Ballad for TWDLB konserlerde çaldığımız parçalardı zaten, benzer bir süreçte gittiğimiz CRR Caz Kompozisyon eğitimlerinde Black Clouds on a Sunny Day parçasını yaptım, ekiple yaptığımız çalışmaların neticesinde Erkan, Halil ve benim ortak bestecisi olduğumuz Almost There parçası ortaya çıktı ve son olarak Ballad’ın melodisini ön plana çıkaran bir intro olan Opening, solo piyano olarak Berkan Kaya’dan ve kıyıda köşede bekleyen sakince bir melodi olan Beyond Words, Emre Karabulut ile gitar duo şeklinde son hallerini kazandılar.
“Almost There” ismi, ilk bakışta bir şey söylemek, ima etmek ister gibi. Bu isim senin ve albümün için ne anlama geliyor?
Bir türlü tamamlanamayan, hep eksik kalan ama “biraz daha çabalarsak ulaşırız” hissiyle süregelen bir ruh hâlinden; bu hâli kabullenmeye geçişi sembolize ediyor Almost There, yani “neredeyse geldik.” Bu albümle altını çizdiğim düşünce, sanatın en güzel anının “yolda olma hâli” olduğu ve bu süreci keyifli bir deneyime dönüştürmenin, sanatsal üretimin en anlamlı kısmı olduğudur. Almost There, sadece müzikal bir ifade değil aynı zamanda kabul, arayış ve süreçte kalmanın anlamına dair samimi bir anlatı sunuyor.
Albümde kimlerle çalıştın? Onların katkılarını da sormak isterim.
Davulda Erkan Sönmez, bas gitarda Halil Çağlar Serin ile kurduğumuz power trio çekirdeğine; üç parçada klavyede Berkan Kaya, bir parçada ise gitarda Emre Karabulut konuk olarak eşlik ediyor. Albümdeki altı parçanın tamamı benim bestelerimden oluşurken albümle aynı ismi taşıyan Almost There parçası, Cem, Erkan ve Halil’in ortak imzasını taşıyor. Albümün kayıt, mix, mastering ve prodüksiyon aşamalarını ben üstleniyorum genel olarak, mastering aşamasında ise sevgili meslektaşım Adham Farid ile son dokunuşları yaptık. Albümün kapak illüstrasyonu ve grafik tasarımı ilk albümün kapak çalışmasında da çalıştığımız Bernardo Anichini’ye ait. Bütün bu çalışmalar yapılırken hem stüdyoda hem evde hem de ekiplerin ağırlanmasında bana inanılmaz destek olan biricik eşim Bestem Yuvarlak Çatık’a da buradan kocaman bir teşekkür ve bütün sevgimi gönderiyorum.
Artık dinleyicisiyle buluşmuş olan albümüne, müziğine şimdiden geriye dönüp baktığında neler düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun?
Yazdığım müziklerde en çok dikkat etmeye çalıştığım konu doğru bir ifade ve dürüst bir anlatım. İlk albümün remastered süreci ile de bu konu benim için çok önemli bir seviyeye geldi. Bu albümün prodüksiyon aşamalarını, ilk noktasından beri hep bu şekilde planladım. Canlı kayıt sürecimiz, doğaçlama sololar ve ekibin kendi içindeki iletişimi, benim için çok güzel ve samimi bir noktada. Bestelerimde genel olarak bir dert var ve onun üzerine giden, bozan veya değiştiren yapılan kurmayı seviyorum. Çalıştığım insanlardan da almış olduğum ilham ile beraber, kendimi ifade etme biçimim gittikçe gelişiyor ve bundan dolayı çok memnunum.
Gelecekte senden ve Bubinga Records’tan ne tür haberler ve projeler duyacağız? Paylaşabileceğin bir şeyler var mı?
Sanırım hayatımda ilk defa üretim manasında sıfır noktasına gelmiş bulunuyorum. Biriktirdiğim, elimde olan veya beklettiğim bir ürün yok şu anda. Ufak tefek taslaklar var sadece. Bu durum şu anda hoşuma gidiyor, çünkü sıfırdan bir üretime başlayacak cesaretim var. Herhangi bir ekibe ya da herhangi bir stile bağlı kalmadan istediğim müzikleri yazabilirim. Sadece biraz dinlenmem lazım. Ama şunu söyleyebilirim, Almost There albümü ve bu albümü yapma şeklimiz çok hoşuma gitti ve bu strateji ile en az bir iki albüm daha yapmak istiyorum. Sonrasında da bazı dans müziklerini, yazmış olduğum bazı melodiler ile birleştirme fikrim var.
Bubinga Records bünyesinde ise son dönemde albüm yaptığımız herkesin aslında üretimlerine devam etmek istediğini ve bu kolektifin daha çok meyve vereceğini söyleyebilirim. Almost There albüm sürecinde yanımda olan ve destek veren herkese tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Kapak Fotoğrafı: Orçun Kaya
İlginizi çekebilir: Emre Eminoğlu’dan Max Richter

Enes Kudu 





Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!