Uzaylıların yıllar önce insanların arasına karışmasının ardından bu bilginin ifşa olma sürecini anlatan Disclosure Day, ilk yarısında Steven Spielberg’in yenilikçi ve dinamik yönetmenlik hünerlerini gösteriyor. Filmde, ifşayı engellemek isteyen FBI’dan bile üstün bir ekip ile bu gerçeği ortaya çıkarmak isteyenlerin mücadelesini izliyoruz.

i%cc%87fsa-gunu-4
Disclosure Day | Fotoğraf: UIP Dağıtım

2026 sinema açısından dopdolu bir yıl olacak gibi görünüyor ve ilk yarısındaki en ağır topun, Steven Spielberg’in yeni filmi Disclosure Day (İfşa Günü) olduğunu düşünüyorduk. Ta ki filmi izleyene kadar. Vizyona girmeden önce eleştirmenler tarafından yoğun olarak eleştirilen film, Spielberg’e dair beklentilerimizi sorgulamamıza neden oluyor. Üstelik yönetmenin 49 yıl önce çektiği Close Encounters of the Third Kind’ı (Üçüncü Türden Yakınlaşmalar) da hatırlayınca, bu düşünce aklımızı büsbütün ele geçiriyor. Spielberg’in bilimkurgu sinemasının üst sıralarına yazılan bir yönetmen olduğunu ve bu kumaşta iyi bir yönetmen olduğunu, ilk ve son kısmına bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak filmdeki ifşa konusunu, dünyanın farklı yerlerinde çıkan ifşalarla birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza farklı bir tablo çıkıyor.

Uzaylıların yıllar önce insanların arasına karışmasının ardından bu bilginin ifşa olma sürecini anlatan Disclosure Day, ilk yarısında Spielberg’in yenilikçi ve dinamik yönetmenlik hünerlerini gösteriyor. Filmde, ifşayı engellemek isteyen FBI’dan bile üstün bir ekip ile bu gerçeği ortaya çıkarmak isteyenlerin mücadelesini izliyoruz. Orta kısımlara geldiğimizde ise Spielberg, hem mantık sınırlarını sürekli zorlayan yapısıyla hem de hikâyenin çıkmaza girip akmamasıyla izleme deneyimini giderek baltalıyor.

Editör Notu: Yazının devamı spoiler içerebilir.

i%cc%87fsa-gunu-25
Disclosure Day | Fotoğraf: UIP Dağıtım

Film, ilk yarısında vadettiği rotadan uzaklaşıyor ve yönetmenin 49 yıl önce çektiği filmin bile gerisine düşüyor. Bu yüzden filmdeki esas sorunun David Koepp’in senaryosundan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Steven Spielberg’in filmlerinde, -tamamını kendisi yazdığı Close Encounters of the Third Kind hariç- senaryolara katkı sağlayan ortak yazar olarak yer aldığını biliyoruz. Disclosure Day’in senaryosunu Koepp’in yazması onu aklamıyor elbette ama temel sorunun nerede olduğunu görmek için önemli bir nüans. David Koepp’in Jurassic Park ve Indiana Jones filmlerini de yazdığını düşününce, bu filmde nasıl böyle bir “hata” yapıldığı merak konusu.

Close Encounters…’ın sonu itibariyle üstü kapalı bir devam filmi niteliği de taşıyan Disclosure Day, Emily Blunt’ın Empire dergisine verdiği röportajda Close Encounters…’ın ortaya attığı bazı soruların burada yanıt bulduğunu söylemesiyle bu kanı daha da güçleniyor. Spielberg’in yıllardır çekmek istediği film, yönetmenin gerçekten uzaylıların burada olduğuna dair düşüncesine dayanıyor. Yönetmen CBS’e verdiği röportajda uzaylıların kesinlikle burada olduklarını ve gitmediklerini söylüyor.

Buradalar mıdır, hiç fark edilmeden bizimle yaşıyorlar mıdır bilinmez fakat böyle bir bilginin günümüz dünyasında filmdeki kadar şok etkisi yaratacağını düşünmüyorum. Spielberg, uzaylıları insanlar için hâlâ müthiş bir merak veya korku unsuru olarak görse de burada istem dışı bir alt metin var. İfşa olan unsurun yerine uzaylılar değil de dünyada yaşanan başka bir skandalı gözünüzün önüne getirin. Filmde uzaylıların aramızda yaşamış olması infial yaratıyor fakat son yıllarda yaşadığımız onca skandal yaratmıyor. Bu yüzden sormamız gerekir; hangisi daha film, hangisi gerçek hayat?

i%cc%87fsa-gunu-16
Disclosure Day | Fotoğraf: UIP Dağıtım

Disclosure Day’in senaryosunu yeniden yazalım ve yerine hepimizin bildiği başka dosyaları koyduğumuzu düşünelim. Bu dosyaların ifşası da tedirginlik yaratırdı elbette ama filmdeki gibi bir infial mi yaratır mıydı? Hayır. Dünyada savaş suçu kadar büyük bir suç ifşa olmuş durumda ama dünyanın çıtı çıkmıyor gibi hissettiriyor bazen. O yüzden bana kalırsa “İfşa Günü” ismi film için baştan yanlış bir seçim. İnsanlığa karşı işlenen onlarca çeşitteki suçların yer aldığı dosyalar açıklanıyor, kimsenin çıtı çıkmıyor. Kendi halinde, kimseye zararı olmayan bir grup uzaylının ifşası mı olay olacak? Lütfen, şakayı bir kenara bırakalım.

Sonuç olarak; Disclosure Day (İfşa Günü), Steven Spielberg’in mirasının üzerinde şekillenen ve -maalesef- o mirasın altında kalan bir film. 49 yıl önce çektiği Close Encounters…’ın gerisinde kalması ise akıl alır gibi değil. İlk yarısı ile son 45 dakikası itibariyle keyif alınabilir tarafı olsa da orta kısımları ciddi anlamda tempo ve senaryo sorunları içeriyor. Spielberg’in istem dışı anlattığı ve dünyadaki skandalları ve ifşaları hatırlattığı alt metinler ve uzaylıların varlığına gerçekten inanması ise filmin akılda kalıcı taraflarından…

Bu yazıyı vizyondan önce veya filmi izlemeden önce okursanız bu sizi etkilemesin çünkü sinema kişisel bir deneyim ve filmin nasıl olduğuna kendiniz karar verin.

Kapak Fotoğrafı: UIP Dağıtım

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Film Önerileri