Ehlikeyif: Çağdaş Fantastik Tasarımlar Eskişehir OMM'da
Eskişehir’deki Odunpazarı Modern Müze’de (OMM) yaklaşık bir sene önce açılan Ehlikeyif sergisini ziyaret etmek için halen zamanınız var. Küratörlüğünü İdil Tabanca’nın üstlendiği ve 16 Kasım’a dek sürecek sergi, çağdaş eserleri ve fantastik tasarımları bir araya getiriyor, form ve işlev arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlıyor ve bizi doğadan unsurlar ve insani niteliklerle ruh kazanan işlevsel nesnelerle tanıştırıyor.

2019 sonbaharında Odunpazarı Modern Sanat Vakfı çatısı altında açılan OMM‘un Eskişehir – Odunpazarı’ndaki görkemli binası, dünyaca ünlü mimar Kengo Kuma’nın imzasını taşıyor. Kengo Kuma, mümkün olduğunca az beton kullanması ve ahşap, taş, kağıt gibi doğal malzemelere ağırlık vermesi ile tanınan bir mimar ve müzeyi ilk kez ziyaret etmeyecek olanlarınız binanın tasarımında Odunpazarı sivil mimarisi, Osmanlı kubbe mimarisi ve geleneksel Japon mimarisinin harmanlandığını hatırlayacaktır. Binayı dışarıdan ya da içeriden incelemek, geometrik detaylarını görmek ve ahşabın yarattığı huzuru, çatıdan süzülen gün ışığını hissetmek her ziyarette özel bir deneyim oluyor. İlk kez ziyaret edecek olanlarınız içinse, tasarım odaklı Ehlikeyif sergisinin henüz binanın içine girmeden başlayacağını söyleyebiliriz belki.

Sergide doğadan, doğal yaşamdan, doğal malzemelerden ve insan bedeninden ilham alan, resim, heykel, yerleştirme ve mobilya tasarımı disiplinlerinde üretim yapan, 40’a yakın uluslararası sanatçı, tasarımcı, kolektif ve stüdyonun işleri yer alıyor. İlk bakışta bir ürün tasarımı sergisi gibi dursa da, Ehlikeyif‘te sergilenen ‘ürün’ ve tasarımların birçoğu işlevsiz. Kiminde renkler ve formlar, kiminde doğaya ilişkin çağrışımlar, kimindeyse doğal olana özlem öne çıkıyor. Küratör İdil Tabanca, “Postmodern çağda doğaya ve doğanın içinde yaşayan karmaşık yaratıklara özlem duyuyoruz. Bauhaus ve türevlerinin modern mobilya üzerindeki baskın etkisine rağmen yükselen bir itiraz hareketi, IKEA’nın egemenliği tarafından dayatılan tekdüzeliğe yönelik oyuncu bir tepki oluşmuş durumda. Bu akımda, alışılmadık, eğlenceli mobilya tasarımları doğal unsurlarla aşılanıyor ve mizah, ironi, hayal gücü ve fanteziyle güç kazanıyor.” diyor. Serginin Oluşumlar, Yaratıklar ve Açanlar alt başlıklı üç bölümü, bu alıntıdaki bakış açısı ve düşünce biçimiyle şekillenen bir çağdaş-fantastik evren sunuyor.

Yeryüzünde bulunan ham maddelerden üretilmiş, doğaya hem ilham hem yapısal imkanlar kaynağı olarak işaret eden işleri içeren Oluşumlar bölümünde özellikle taşın ya da mermerin yaratıcı kullanımları ilgimi çekti. Tasarım odaklı sergiler sandalyesiz olmaz ve ürün tasarımı denince akla hemencecik ikonik sandalye tasarımları gelir, bilirsiniz. Oluşumlar bölümünün Dallar ve Taşlar bölümünde yer alan sandalyelerin (özellikle de Max Lamb imzalı olanlar) yer aldığı duvar bana kalırsa serginin en ilgi çekici noktalarındandı. Doğal malzemenin mobilyaya dönüştürüldüğü bu sandalyeler kadar, Studio EO imzalı, cam ve mermeri bir araya getiren vazo serisi de göz kamaştırıcıydı. touche — touche imzalı yatak odası mobilyalarının da akla The Flinstones çizgi filmini getirerek en azından benim için serginin mizahi yönünü güçlendirdiğini söyleyebilirim.

Yaratıklar bölümü, adından da anlaşılacağı gibi doğada bulunan canlıların form ve ifadelierinden ilham alan ya da onları takilt eden eserlerden oluşuyor. Diğer iki bölümde yer alanlara kıyasla çok daha işlevsiz, daha heykel ya da yerleştirme olarak adlandırılabilecek eserlerden… Bu bölümdeki sandalyeler oturma isteği yaratmaktan çok bir diyaloğa davet ediyor sanki; bir şeyler söylüyorlar, yargılarda bulunuyorlar. Chris Wolston‘ın pişmiş toprak ve hasır gibi malzemeler kullandığı sandalyeleri örneğin, karşınızda bir insan varmış hissi yaratıyor. Yürüyen bardak ve tabaklar, şişme sandalyeler, tüylü ve bacaklı mobilyalar… Serginin en eğlenceli karşılaşmalarına Yaratıklar bölümünde tanık olacaksınız.

En göz alıcı işler ise Açanlar bölümünde: Burada göreceğiniz her şey, hayvan ve insan formlarından yola çıkan Yaratıklar bölümünden farklı olarak bitkileri ve onların canlı renklerini, üremeye ve çekiciliğe adanmış görünümleri, çiçekleri ve yapraklarını ilham kaynağı yapıyor. Misha Kahn‘ın araba boyasıyla parlak ve göz alıcı hale getirilmiş masası ve hemen arkasında asılı Marc Quinn imzalı yağlı boya eser bu bölümün alametifarikaları.
İstanbul Tasarım Bienallerini saymazsak Türkiye’de bugüne dek gördüğüm en geniş kapsamlı tasarım sergisi olan Ehlikeyif yaklaşık bir senedir, 8 Eylül 2024’ten beri OMM‘da ziyaretçilerini kabul ediyor. Yine de, ziyaret etmek için hâlâ vaktiniz var: Sergi, 16 Kasım 2025’e kadar sürüyor — üstelik İstanbul ve Ankara yaşayanlar için kısa bir tren yolculuğu uzaklığında!


Emre Eminoğlu







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!