Ayın Yeni Çıkan Albümleri: Deep Purple'dan Madonna'ya
Temmuz ayında köklü gruplardan yeni albümler geldi. Şimdi hem bunlara hem de gözüme çarpan diğer albümlere bir göz atalım.

Rock müziğin efsane gruplarından Deep Purple, 25. albümü Splat! ile karşımızda. Grubun şimdiye kadarki en sert albümümüz dediği Splat!; insanlığın sonunu, fiziksel bir yok oluştan ziyade başka bir enerji formuna dönüşmesi olarak işliyor. Billy isimli okuma yazma bilmeyen bir karakterin egolu, topluma üstten bakan elitleri kızdırmasını anlatan “Arrogant Boy” bence albümün en güzel parçası. Şarkı, özellikle Don Airey’nin hammond’ı ile eski Deep Purple sound’u yanında, çok tanınmasa da yetmişlerin muhteşem İskoç progresif rock grubu Beggars Opera’nın tiyatral havasına çok benziyor.
Ağustos ayında ülkemizde ağırlayacağımız gotik rock grubu Moonspell, Far From God isimli yeni albümünü bu ay yayımladı. Grup, Hermitage albümünden sonra bir süre gelecekleri ile ilgili motivasyon kaybı yaşamasına rağmen bundan kurtulup yeni bir albüme imza attı. Doksanlar Moonspell sound’unu yaşatan vampir temalı albümde “Far From God”, “Our Freedom To Fall” gibi oldukça güzel parçalar var.
Ağustos ayında Türkiye’de konser verecek bir başka isim olan Jack White’dan da yeni bir albüm geldi. Frozen Charlotte isimli albüm, adını bir halk hikayesinden alıyor. Hikayeye göre, Charlotte adındaki bir kız baloya giderken elbisesi görünsün diye palto giymiyor ve bu yüzden donarak ölüyor. Jack White ilk defa aynı kadroyla üst üste iki albüm kaydetti. Aynı isimler No Name albümünden sonra bu albümde de korunmuş. Albümün öne çıkan parçalarından “Neighbors Blues”, Iron Butterfly’ın efsanevi parçası “In-A-Gadda-Da-Vida”ya benzer şekilde başlıyor. Parçaya saykodelik blues rock desek yanlış olmaz. Bir başka güzel parça ise “Dollar Bill”.
Pop’un kraliçesi Madonna’nın yeni albümü Confession II raflardaki yerini aldı. Müzik eleştirmenlerinden tam not alan albüm listeleri de altüst etti. Martin Garrix, Sabrina Carpenter, Stromae, Feid albüme konuk olan isimler. Albüm kendi içinde çok başarılı olsa da benim için fazla clubber. Albümden en sevdiğim parça Martin Garrix’in katkı verdiği, Eurythmics’in “Sweet Dreams”ini çağrıştıran “Bizarre” olurken, Kolombiyalı şarkıcı Feid’in yer aldığı “Read My Lips” ise tam bir yaz hiti potansiyeli taşıyor ve albümün clubber havasının dışında kalıyor.
Amerikalı ünlü hip-hop grubu Cypress Hill, 35 yılı aşkın kariyerindeki tamamı yeni şarkılardan oluşan Dios Bendiga ismindeki ilk İspanyolca albümünü yayımladı. Tanrı seni korusun anlamına gelen Dios Bendiga albümünde grubun eski üyesi Mellow Man Ace dışında Meksikalı rapçi Aleman, Arjantinli rap yıldızı Trueno, Sick Jacken, Coyote, Peo Leos, Guapo gibi çok sayıda konuk isim yer alıyor. Buena Vista Social Club’ın dünyaca ünlü parçası “Chan Chan”ı andıran “No Tengo Miedo” ve karanlık, tekinsiz synthler ile bir macera – suç filminin takip sahnesine ideal bir soundtrack parçası olabilecek “El Perro Y El Coyote” albümün yıldızları.
Moğol folk metal grubu The Hu’dan Hun isimli güzel bir albüm geldi. Yaptıkları müziğe hunnu rock adını veren grubun son albümünde bir parçaya Nothing More grubunun solisti Jonny Hawkins’de eşlik etmiş. At başlı keman gibi yerel Moğol enstrümanları, çok sevdiğim jaw harp ve aynı anda çift ses çıkarmaya olanak veren throat singing vokal tekniği Hun albümünde de kullanılmış. İnsanda uçsuz bucaksız bozkırlarda at üzerinde ufka doğru gitme isteği uyandıran “Horseman” ile eğlenceli ve enerjik bir tempoda giden “Second Face” albümden favorilerim.
Amerikalı metalcore grubu Motionless In White, Decades isimli bir albüm çıkardı. Skylar Grey, Slipknot’dan Corey Taylor ve Dark Divine’dan Anthony Martinez albüme konuk olan isimler. Corey Hart’ın ünlü parçası “Sunglasses At Night” yorumunun da yer aldığı albümün en sevdiğim parçası, darkwave havası ve cyberpunk atmosferi ile gotik bir club parçası gibi olan “Love at First Bite” oldu. Parçanın girişi, doksanlar eurodance grubu Jam & Spoon’un ünlü şarkısı “Right In The Night”da sample olarak kullanılan Isaac Albeniz’in “Leyenda” eserine çok benziyor.
Son olarak yıllara meydan okuyan efsane grup The Rolling Stones’un Foreign Tongues isimli yeni albümünün haberini verelim. “Jealous Lover”, “Ringing Hollow”, “Never Wanna Lose You”, “Some Of Us”, “Covered In You”, “Side Effects” gibi çok sayıda güzel parçayı içinde bulunduran albüm ile ilgili bir inceleme yazısını ilerleyen günlerde yazmak üzere diyerek noktayı koyuyorum.
Haziran Ayının Yeni Albümleri
Haziran ayının yeni çıkan albümlerinden gözüme çarpanlar ile karşınızdayım.

İlk albüm haberimiz Evanescence’dan. Grup, 5 yıl aradan sonra Sanctuary isimli yeni albümüyle karşımızda. Sick Puppies’in basçısı Emma Anzai gruba katıldıktan sonra çıkardıkları ilk albüm olan Sanctuary’nin yapım süreci Trump’ın yeniden seçildiği döneme denk gelince albümdeki şarkılar da haliyle bu kargaşa ortamından ilham almış. Albümün öne çıkan parçalarından “Sanctuary” nu metal etkileri taşırken balad parça “How Do I Feel”, “My Immortal”ın güncellenmiş hali gibi. Albümün ilk single’ı olan “Afterlife”, Devil May Cry isimli animasyon serisinin müziği olarak kullanıldı.
Pop, hip-hop gibi türlerde müzik yapan Amerikalı şarkıcı Lizzo, Bitch isimli yeni albümünü yayımladı. Albüm R&B, pop, synth funk gibi çok fazla türe ve döneme gönderme yapıyor. Albüme ismini veren “Bitch”de, Meredith Brooks’un aynı isimli parçasının nakaratı var. Albümden beğendiğim parçalara gelelim. “Don’t Make Me Love U”, Tina Turner’ın “The Best” parçasının sample’ını kullanmış. Parçanın bas yürüyüşü de Bon Jovi’nin “Livin’ On A Prayer”ından. Enerjik parça “You Stole My Man” Lady Gaga, synth pop ve dans punk’ı aynı potada eritiyor. Yetmişler diskosuna göz kırpan “That Grrrl”de Human League “Don’t You Want Me” sample’ı kullanılmış. Lizzo’nun flüt çaldığı “Too Nice” ve slow parça “Like A Crime” albümden diğer sevdiğim şarkılar.
İsveç progresif metalinin saklı cennetlerinden Evergrey, Architects Of A New Weave isimli yeni bir albüm çıkardı. Hak ettiği değeri bence tam göremeyen grubun bu albümünde kadroda yeni isimler var. Gitarist Stephen Platt ve davulcu Simen Sandnes ilk kez bu albümde yer aldılar. Tamamı güzel olan albümden öne çıkan parçalardan “Architects Of A New Weave”, Dio’nun unutulmaz parçası “Rainbow In The Dark”dan ilham almış. “The World Is On Fire” ise bana Jorn Lande’nin yer aldığı gruplardan biri olan Ark’ın muhteşem albümü Burn The Sun’daki parçaları hatırlattı. Dark Tranquillity’den Mikael Stanne’nin yer aldığı “A Burning Flame” ve “The Prophecy” albümün diğer öne çıkanları.
Nightwish’in eski vokalisti Tarja Turunen, Frisson Noir isimli 10. albümünü bu ay çıkardı. Tarja’nın kariyerinin en sert albümü olarak tanımladığı albüm müziğin vücutta yarattığı ürperti anlamına gelen frisson kelimesi etrafında şekilleniyor. Eski Nightwish basçısı Marko Hietala, Cradle Of Filth vokalisti Dani Filth, Apocalyptica ve Red Hot Chili Peppers davulcusu Chad Smith albüme konuk olan isimler. Tarja’nın solo kariyerindeki en uzun şarkı olan epik parça “At Sea” çok güzel bir rock opera havasında, albümden diğer favori parçam ise, Marko Hietela’nın vokalde Tarja Turunen’e eşlik ettiği “Leap Of Faith”.
Pop dünyasında Olivia Rodrigo’dan müzik platformlarında rekorlar kıran You Seem Pretty Sad For A Girl So In Love isimli yeni bir albüm geldi. Albüm birçok ülkede liste başı olurken, müzik eleştirmenlerinden de övgü aldı. Pop müziğin bir başka tanınmış ismi Bebe Rexha, Dirty Blonde isimli 4. albümünü yayımladı. Albümden sevdiğim parça olan “One Day” Kate Bush’un “Running Up That Hill” şarkısını anımsatıyor.
Progresif rock efsanesi Yes, yeni albümü Aurora’yı piyasaya sürdü. Grubun beyni olan Steve Howe’un yapımcılığını üstlendiği albümdeki orkestral bölümleri Çek Ulusal Senfoni Orkestrası üstlenmiş. Yes’in klasikleşen epik parçalarından bir tane de bu albümde var. “Countermovement” isimli 13 buçuk dakikalık parça, “Aurora” ile beraber albümün öne çıkanlarından. Uriah Heep ile beraber albüm kapaklarını çok sevdiğim gruplardan biri olan Yes’in bu albümünün de kapağı yine göz alıcı.
Amerikalı post hardcore grubu Sleeping With Sirens, An Ending Itself isimli yeni bir albümle karşımızda. Vokalist Kellin Quinn’in çocuksu sesini çok sevmesem de “Forever / Always” ve “Looking Back At Me” gibi güzel parçalara sahip olan albüm genel olarak bence başarılı.
Amerikalı hard rock grubu The Pretty Reckless’dan güzel bir albüm geldi. Dear God isimli albümde grup, varoluşsal sorunlar ve daha büyük bir güce sığınma arayışını işliyor. Blues rock etkili sound ve vokal olarak Joan Osbourne’un Relish albümünü oldukça andıran Dear God’da, “Dragonfire”, “Dear God” ve “Rollercoaster Of Life” gibi oldukça güzel parçalar var.
theMagger.com’dak ilk yazımda Will Of The People albümünün incelemesini yaptığım Muse’dan ayın en güzel albümlerinden biri geldi. İsmini dünya dışı varlıklarla olası bir iletişim örneği olarak gösterilen 1977 tarihli radyo sinyali The Wow Signal’dan alan albüm, uzayın gizemi, bizden çok daha gelişmiş varlıklarla temas kurma olasılığı gibi kavramları konu edinmiş. Albümde çok güzel parçalar var. Oryantal ezgilerden, Latince sözlere birçok öğeyi içinde barındıran açılış parçası “The Dark Forest”, adeta Muse’un “Knights Of Cydonia” şarkısının devamı gibi. Chris Wolstenholme’un bası ile gösteri yaptığı “Nightshift Superstar”, Daft Punk parçalarını andırıyor. Güzel bir gitar soloya sahip olan ve space rock’a göz kırpan “Be With You”, ünlü popçu Ellie Goulding ile düet yaptıkları “Hush” ve “Space Debris” albümün diğer yıldızları.
Son albümümüz İngiliz indie grubu Hard-Fi’dan. Grup 15 sene sonra Sweating Someone Else’s Fever isimli bir albüm çıkardı. “They Ain’t Your Friends”, “Ain’t Going Out Tonight” ve “Now And Then” isimli parçalar dikkate değer.
Mayıs Ayının Yeni Albümleri

İngiliz britpop grubu Dodgy, bu ayın en güzel albümlerinden birine imza attı. Grubun 10 yıl aradan sonra gelen albümünün adı Hello Beautiful. Albüm bir britpop albümü değil. Hello Beautiful’da pop rock, progresif rock, jazz rock gibi çok çeşitli türleri yakalayabiliyorsunuz. Supertramp havası olan “Call It What You Want” başta olmak üzere, “Looking Back”, “It’s Not The End” albümün öne çıkan parçaları.
Spice Girls üyelerinden Melanie C, Sweat isimli yeni bir albüm çıkardı. Hem isminden hem de kapağından anlaşılacağı üzere albüm tam bir egzersiz albümü kıvamında. Özellikle Diana Ross’un “Work That Body” parçasının sample’ını kullanan açılış parçası “Sweat” ile gelsin spinning’ler gitsin zumbalar. Albümden favorim ise Daft Punk havası yoğun olarak hissedilen nu disco parçası “Undefeated Champion”.
Kasım ayında ülkemizde konser verecek olan İsveçli gotik – doom metal grubu Draconian, In Somnolent Ruin isimli yeni albümünü yayımladı. Eski vokalist Lisa Johansson’un geri döndüğü albümün teması Platon’un ruh teorisi. “Misanthrope River” ve ismini yunan mitolojisindeki unutma nehrinden alan “Lethe” oldukça güzel parçalar.
Doksanların en ikonik parçalarından “What’s Up?”ın sahibi 4 Non Blondes’ın vokalisti Linda Perry, uzun bir aradan sonra Let It Die Here isimli yeni bir albüm çıkardı. Şarkı yazarlığında da çok önemli bir isim olan Linda Perry, Pink’ten Alicia Keys’e birçok ünlü ismin hit parçalarının yazarı. Bunlardan biri olan Christina Aguilera’nın “Beautiful” parçasını bu albümde kendisi yorumlamış. Albümün öne çıkardığım parçaları ise “Feathers In a Storm” ve “Albatross”.
Şimdiki durağımız İsveç. Glam metal grubu Crashdiet, Art Of Chaos isimli bir albüm yayımladı. Vokalist Gabriel Keyes’in ayrılmasından sonra Confess grubunun üyesi John Elliot, bu albümde vokale geçmiş. Basta Chris Young ve davulda Michael Sweet albümdeki diğer yeni üyeler. Manowar’ın “Warriors Of The World United” parçasını hatırlatan “Satizfaction” ve “Quitter” dikkat çeken şarkılar.
R&B dünyasına baktığımızda Moulin Rouge! filmindeki “Lady Marmalade” yorumundan da hatırlayacağımız Mya’nın yeni albümü Retrospect, bu ayın göze çarpan albümlerinden biri. Albüm 70 – 80’lere saygı duruşu niteliğinde. Tür olarak da funk, soul, R&B, disko hatta synth pop duyabileceğiniz parçalar var. Konuk isimler ise; Snoop Dogg, Too Short, Dizzy Wright, 21 Savage, D-Nice, Phile Ade ve Joyner Lucas. Funk sound’lu “Give It To You” albümden sevdiğim parça oldu.
2012 yılında Windows 8 reklamında kullanılan “Everything At Once” parçasıyla tüm dünyada tanınan Avustralyalı şarkıcı Lenka, Good Days isimli yeni albümüyle karşımızda. Good Days, dijital unsurlardan oldukça arındırılmış, gerek yaylıları gerek üflemelileriyle doğal, şeker gibi bir albüm olmuş. Van Morrison’ın “Moondance” parçasına benzeyen “The Balance”, “Heart Flame”, disko esintili “Archetypal” ve “Silver Linings” albümden öne çıkardığım parçalar.
Çok sevdiğim İngiliz indie grubu The Coral’dan oldukça ilginç bir albüm geldi. 388 isimli albüm, ismini kayıtlar sırasında kullandıkları ünlü analog kayıt cihazı Tascam 388’den alıyor. The Coral, albümü stüdyoda canlı çalmış ve albüm direk kasete işlenmiş. Bu yüzden çıtırtı, tıslama gibi sesleri albümü dinlerken duyuyorsunuz ve bu size artık nostaljinin en uç noktasını yaşatıyor. Grup, ayrıca albümün duyurusunu yapmadan bazı müzik dükkanlarına birkaç plak bıraktı ve albüm bu şekilde dolaşıma girdi. Sound olarak, reggae etkisinde 60’lar pop’u yoğun olarak duyuyorsunuz. Albümden favori parçalarım ise; “Crossing The Sands”, “Let The Music Play”, “Shame”, “Yellow Moon” ve “Sad Girl”.
Nisan Ayının Yeni Albümleri
Nisan ayının yeni albümlerinden gözüme çarpanlarla karşınızdayım.

İrlandalı ünlü grup U2’dan, şubat ayında çıkan Days Of Ash’den sonra sürpriz bir EP daha geldi. Easter Lily isimli EP, Days Of Ash’in politik temalı parçalarının aksine, arkadaşlık, kayıp, inanç gibi kişisel konuları işliyor. Bono yaptığı açıklamada, Patti Smith’in Easter albümü ile bahar mevsiminin albümün ilham kaynakları olduğunu söyledi. “Song For Hal” ve “Scars” göze çarpan şarkılar. Son parça “Coexist (I Will Bless The Lord At All Times)”ın altyapısını Brian Eno yapmış.
Amerikalı southern metal grubu Corrosion Of Conformity, Good God / Baad Man isimli bir albüm yayımladı. Stanton Moore, 2005 tarihli In The Arms Of God albümünden sonra ilk kez davulda yer alırken, basçı Bobby Landgraf ise ilk kez grupla bir albüm çıkardı. Grunge havası sezilen “Asleep On The Killing Floor” ve ballad parça “Brickman” albümün öne çıkanları.
İngiliz şarkıcı Joe Jackson, 22. albümü Hope and Fury’i piyasaya çıkardı. Latin etkisinin hissedildiği albümün ilham kaynağı İngiltere ve Joe Jackson’ın bu ülkeye duyduğu sevgi – nefret ilişkisi olmuş. Mesela albümün güzel parçalarından “Welcome The Burning-By-Sea”yi Joe Jackson Brighton kenti hakkında yazmaya başlamışken daha sonra kendi şehri Portsmouth ve bu iki şehir arasındaki zıtlıklardan ilham almış. Melodisi hemen aklınıza takılan “After All This Time” ise sözlerinde sorunlu bir ilişkiyi yürütmenin ne kadar zor olduğu ile ilgili klişeleri anlatıp daha sonra ters köşe yapıyor.
Eğlenceli ve enteresan parçalar yapan Amerikalı alternatif rock grubu They Might Be A Giants, The World Is To Dig isimli yeni bir albüm yayımladı. Albümün ismi Ruth Krauss’un 1952 tarihli A Hole In Is To Dig isimli çocuk kitabından esinlenmiş. Albümde “Wu-Tang” isimli ünlü hip hop grubu Wu-Tang Clan’e saygı duruşu niteliğinde bir parça var. Albümdeki favori parçam olan “New Wave Will Never Die”, Lightning Seeds’in “You Showed Me” yorumunu akla getiriyor. Grubu bilmeyip merak edenler “Istanbul (Not Constantinople)” parçasına bir göz atsınlar.
Amerikan power metal türünün öncülerinden olmasına rağmen underrated kalan gruplardan biri olan Metal Church, yenilenmiş kadrosuyla Dead To Rights isimli 14. albümünü çıkardı. Vokalde Brian Allen, Bas gitarda Megadeth’den tanıdığımız David Ellefson ve davulda Ken Mary’nin grupla olan ilk albümü Dead To Rights’a ismini veren parça oldukça güzel olmuş.
Şimdiki durağımız Kanada. Indie’nin önemli gruplarından biri olan Metric’den ayın en güzel albümlerinden biri geldi. Romanticize The Dive isimli albüm bayağı synth pop türünde olmuş. Albümde çok güzel parçalar var. Bunların başında ismi gibi dinlerken tüm ağırlığınızı alıp ayağınızı yerden kesecek “Antigravity” geliyor. “Crush Forever” ve “Moral Compass” diğer güzel şarkılar.
Amerikalı alternatif rock grubu Failure’ın Location Lost isimli albümü bu ayın yenilerinden bir başkası. Albümdeki favori parçalarımdan “The Rising Skyline”da Paramore grubunun vokalisti Hayley Williams, Ken Andrews ile düet yapıyor. Akustik ağırlıklı bu düet, Cigarette After Sex parçaları gibi dreamy havada. Albümün diğer öne çıkan parçasıysa “Someday Soon”.
Amerikalı metalcore grubu Atreyu, The End Is Not The End adlı yeni bir albüm çıkardı. Albümün bir kısmı Japonya’da yazılmış. Daha önce konser için gittikleri Güney Afrika’ya olan uzun uçuş grup üyelerini çok yormuş. Bu yüzden 2024 yılında Jakarta’da katılacaklara festivale gitmeden önce uzun uçuşların etkisinden kurtulmak için bir aktarma noktası aramışlar ve Japonya’yı seçmişler. Bu seyahati aynı zamanda işe de çevirmek için yanlarında yapımcılarını götürmüşler ve orada bir hafta kalarak albümün bir bölümünü oluşturmuşlar. “All For You” ve “Wait My Love, I’ll Be Home Soon” albümün göze çarpan parçaları
İngiliz elektronik rock grubu Enter Shikari’den sürpriz bir albüm geldi. Herhangi bir tanıtım, single yayımlamadan albümü çıkaran grubun vokalisti Rou Reynolds yaptığı açıklamada, insanların bu albümü dinleyerek gerçek bir yolculuğa çıkmalarını ve bu yolculuğun onları nereye götüreceğini görmelerini amaçladıklarını söyledi. Albümden favori parçam ise “The Flick Of A Switch I.”
Son albüm haberimiz ise Akon’dan. Amerikalı R&B – hip-hop sanatçısı Akon, Beautiful Day isimli yeni albümünü piyasaya sürdü. Albümde Ozuna, RMR, Stephen Marley, Tears Of Joy gibi konuk isimler var. “Konflicted” isimli parça akılda kalıcı.
Mart Ayının Yeni Albümleri

İngiliz elektronik müzik grubu Ladytron, grup üyelerinden Reuben Wu’nun ayrılmasından sonra 3 kişilik kadrosuyla ilk albümü olan Paradises’ı çıkardı. Albümde yer alan disco – synth pop karışımı enerjik parça “I See Red” oldukça güzel olmuş.
İngiliz caz rock grubu Soft Machine’in Thirteen albümü bu ayın yenilerinden biri. Albümün en sevdiğim parçası olan son şarkı “Daevid’s Special Cuppa”da, 2015 yılında hayatını kaybeden grubun kurucu üyelerinden Daevid Allen’ın çaldığı glissando gitar bölümü, grubun saksafoncusu Theo Travis tarafından Gong grubunda beraber çaldıkları dönemde kaydedilmiş.
Şimdiki durağımız Almanya. “Pick Up The Phone”, “Consequence” gibi parçalarıyla akılda kalan indie grubu The Notwist, yeni albümü News From Planet Zombie ile karşımızda. Kaotik bir dünyayı yansıtan albümün açılış parçası “Teeth”, üflemeli çalgıları ve Amerikalı fotoğrafçı, müzisyen Enid Valu’nun içinize işleyen vokal katkısıyla dinleyeni moda sokan bir şarkı olmuş.
Bu yaz konser vermeye Türkiye’ye gelecek olan Amerikalı metal grubu Black Label Society, Engines Of Demolition isimli yeni albümünü yayımladı. Ozzy Osbourne’un gitaristi Zakk Wylde’ın kurduğu grubun son albümünde Ozzy Osbourne unutulmamış. Albümün kapanış parçası olan “Ozzy’s Song”, Zakk Wylde’ın dostuna kişisel bir vedası gibi. “Name In Blood” ve “Above & Below” albümden favorilerim.
“Cold As Ice”, “I Want To Know What Love Is”, “Waiting For A Girl Like You” gibi birçok unutulmaz parçaya sahip Foreigner grubunun eski vokalisti Lou Gramm, seksenlerdeki solo albümleri döneminde kaydedilmiş ancak yayımlanmamış parçalardan oluşan Released isimli bir albüm çıkardı. Tam seksenler albümü olan Released’in öne çıkanlarından “Lightning Strikes”, tam bir Rocky 4 – Top Gun gibi 80’ler ikonik filmlerinin soundtrack’ine koymalık parça olmuş. Albümün diğer sevdiğim parçaları; “Young Love”, “Long Hard Look” ve “Word Gets Around”.
Kanadalı indie grubu The New Pornographers, 2025 yılında tutuklandıktan sonra kovulan davulcuları Joe Seiders sonrası ilk albümleri olan The Former Site Of’u bu ay yayımladı. Joe Seiders’ın tutuklanmadan önce albüm için yaptığı davul kayıtları iptal edilmiş ve kadroya kattıkları Charley Drayton ile yeni kayıtlar yapılmış. Albümde bulunan kısa parça “Wine Remembers The Water” dikkate değer.
İsviçreli hard rock grubu Gotthard, 2025 yılında çıkardıkları Stereo Crush albümünün devamı niteliğinde olan bir EP yayımladı. 8 parçadan oluşan EP’deki 5 parça, Stereo Crush kayıtları zamanından kalan ancak o dönem yayımlanmayan şarkılar. Krokus’un vokalisti Mark Storace’nin yer aldığı, albümün güzel parçalarından “Liverpool” Bon Jovi parçalarını andırıyor.
Son olarak hakkında ayrı bir yazı düşündüğüm Morrissey’in Make-Up Is A Lie albümünün bu ayın yenilerinden biri olduğunu söyleyerek yazımı noktalıyorum.
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Morissey’den Make-Up Is A Lie
Şubat Ayının Yeni Albümleri
Şubat’ın yeni albümlerine bir göz gezdirelim.

Bu ayın yeni albümlerine Alman endüstriyel rock grubu KMFDM ile başlayalım. Grup yeni albümü Enemy’i bu ay çıkardı. Albümde gruptan beklendiği üzere sistem ve faşizm eleştirisi ön planda. Albümün öne çıkan parçası dans rock türündeki “Oubliette”. Orta Çağ’da kullanılan bir tür zindan olan Oubliette’in içine atılan kişininin unutulup yok olması beklenirmiş. Bu parça da toplumun insanları kullanıp sonra unutmasını işliyor. Albümün diğer güzel parçası “Outernational Intervention”da metal ve thrash öğeleri ön planda.
Amerikalı alternatif rock grubu Silversun Pickups’ın yeni albümü Tenterhooks yayımlandı. Albümün ismi gergin bekleyiş anlamına geliyor. Alternatif rock, indie karışımı albümde shoegaze öğeler de mevcut. Kayıt sürecinde solist Brian Aubert kulak zarı sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve kayıtlar bir süre durmuş. “Witness Mark”, “Thorns And All” ve “Hot Wired” albümden sevdiğim parçalar oldu.
Amerikalı gypsy punk grubu Gogol Bordello, yeni albümü We Mean It, Man! ile karşımızda. Albüm bayağı enerjik olmuş. Bu albümde grubun klasik sound’unun üzerine elektronik öğeler eklenmiş. Synth wave, techno gibi türleri albümde sıklıkla duyuyoruz. Albümün öne çıkan parçalarından, “We Mean It, Man!”in sonu tam bir trakya düğününde çalmalık. Moby parçalarına benzeyen “Mystics” ve “Solidarity (Nick Launay Mix) albümden diğer sevdiğim parçalar.
Haziran ayında konser vermek üzere Türkiye’ye gelecek olan Moby, Ambient 23’ün devamı gibi olan Future Quiet isimli yeni albümünü çıkardı. Future Quiet, minimalist yapıda bir ambient, neo – classical albümü. Parçaların çoğu enstrümantal. Ancak bazı parçalarda Serpentwithfeet, Elise Serenelle, India Carney gibi konuk vokalistler var. Özellikle India Carney’nin vokalde olduğu hafif caz esintili parça “Precious Mind (Quiet Future)” dikkate değer.
Amerikalı pop punk grubu New Found Glory’nin Listen Up! isimli albümü, bu ayın yenilerinden bir başkası. Albüm, gitarist Chad Gilbert’ın nadir bir kanser türü ile mücadelesi sırasında kaydedildi. Albümün temasını da doğal olarak zor zamanlarda umudu korumak, zorluklarla başa çıkmak gibi konular oluşturuyor. Öne çıkan parçalar; “Laugh It Of” ve “Treat Yourself”.
Bruno Mars, 10 yıl aradan sonra 4. solo albümü The Romantic’i yayımladı. Tamamen retro havasında olan albüm, soul ağırlıklı. Ancak albümün özellikle ilk bölümünde latin esintiler oldukça yoğun. Ben bu ilk kısma alışamadım. Ancak daha sonra güzel parçalar geliyor. Parçaların çoğu da albümün ismi gibi romantik parçalardan oluşuyor. Mesela “Why You Wanna Fight”’da 60’lı – 70’li yılların önemli soul gruplarından The Delfonics’i hissediyorsunuz. “On My Soul”, “Nothing Left” ve “Dance With Me” sizi geçmiş zamana götüren diğer güzel parçalar.
Hip-hop dünyasından güzel bir albüm geldi. Amerikalı müzisyen ve yapımcı RJD2, Kuzey Karolina’lı rapçi Supastition’la beraber According Too… isimli bir albüm çıkardı. Vokalleri genelde Supastition’ın yaptığı albümde J-Live, STS ve E. Smitty konuk isimler. “Back Talk” ve Supastition’un babasıyla ilgili travmasını konu alan “The Mourning After” tamamı güzel olan albümün öne çıkanları.
Bu ayın en güzel albümlerinden biri gerçek adı Franck Hueso alan Fransız synthwave müzisyeni Carpenter Brut’tan geldi. Önceki Leather Teeth ve Leather Terror albümlerinden sonra gelen Leather Temple üçlemeyi tamamladı. Hikaye, bu kez 2077 yılında distopik bir gelecekte geçiyor. Albüm karanlık havasıyla, 80’lerin korku filmi sound’unu iliklerinize kadar hissettiriyor. “Speed Of Perish”, “Neon Requiem”, “Start Your Engines” ve “She Rules The Ruins” albümün yıldızları.
Son olarak yine konser için Türkiye’ye gelecek olan Mitski’nin yeni albümü Nothing’s About To Happen To Me’den bahsedelim. Konsept yapıya sahip olan albüm, kedileriyle inzivaya çekilip dağınık bir ev hayatı yaşayan bir kadını anlatıyor. “Instead Of Here” ve “Lightning” benim bu albümden seçtiğim parçalar. Bu yaz Türkiye’de konser verecek bir başka grup olan Gorillaz’ın yeni albümü The Mountain hakkında ayrı bir yazı yazmayı planladığım için onun sadece haberini vererek yazımı burada noktalıyorum.
Ocak Ayının Yeni Albümleri

Trash metal’in en önemli gruplarından Kreator, Krusher Of The World isimli 16. albümünü yayımladı. Grup, 40 yılı aşkın kariyerinde çizgisini bozmadan üretmeye devam ediyor. Geçen yaz piyasaya çıkan Mike Petrozza’nın otobiyografisi Your Heaven, My Hell’den kısa bir süre sonra çıkan albüm oldukça doyurucu. Hiraes grubundan Britta Görtz, iki parçada vokaliyle albüme konuk olmuş. Benim bu ayki favorilerimden biri olan albümde;. “Serpents”, “Tranenpalast”, “Combatants” ve “Loyal To The Grounds” gibi oldukça güzel parçalar var.
Trash metal’in bir başka efsanesinden ise veda albümü geldi. Megadeth, 40 yılı aşkın kariyerindeki son stüdyo albümü Megadeth’i bu ay çıkardı. Wintersun’in gitaristi Teemu Mantysaari ilk kez bir Megadeth albümünde yer alırken, en son 2009 tarihli Endgame albümünün kadrosunda olan basçı James LoMenzo’da bu albümle gruba geri döndü. Grup, Dave Mustaine’in 3 – 5 yıl sürecek dediği veda turnesine çıkacak ve haziran ayında ülkemize de uğrayacak. Bence gayet başarılı olan albümde “Tipping Point” ve “The Last Note” öne çıkan parçalar. Dave Mustaine’in Metallica zamanlarında, Metallica üyeleriyle beraber yazdığı “Ride The Lightning”in cover’ı da albümde bonus parça olarak yer almış.
Lübnan asıllı İngiliz şarkıcı Mika, Hyperlove isimli bir albüm yayımladı. Elektropop türündeki albüm sanatçının 2019 tarihli My Name Is Michael Holbrook’dan sonraki ilk İngilizce albümü. Mika albümde, dijital dünya ile insan duygularının kırılganlığı arasındaki gerilimi, artı ve eksi kutuplar arasında atlayan elektriğe benzeterek işlemiş. Albümden favori parçalarım ise; “Dreams”, “Eleven” ve “Modern Times”.
İsveçli progresif rock grubu Soen, yeni albüm Reliance ile raflardaki yerini aldı. İki sene önce Soen ile ilgili olan yazımda grubun kendini çok tekrarladığından ancak formülü güzel olduğu için bundan rahatsız olmadığımı söylemiştim. Bu tekrar devam ediyor. Ancak artık parçalar tamamen aynı kalıba girdiği için kendi adıma biraz daha farklı şeyler beklemeye başladım. Albüm yine kötü değil, içinde “Vellichor”, “Primal” ve “Mercenary” gibi güzel parçalar var. Ancak grubun artık seri üretimden biraz uzaklaşması lazım diye düşünüyorum.
Amerikalı alternatif country müzisyeni Lucinda Williams, adından anlaşılacağı üzere içinde protest şarkıların bulunduğu World’s Gone Wrong isimli yeni bir albüm yayımladı. Özellikle Trump döneminin siyasetini eleştiren albüm için Lucinda Williams, hergün Trump’ın aldığı çılgınca kararlar, söylediği sözler sonucu bu albüm çıkmak zorundaydı demiş. Albümde konuk olarak Brittney Spencer, Norah Jones ve Mavis Staples gibi isimler var. Brittney Spencer’in vokal katkısı verdiği, Sheryl Crow parçalarına benzeyen “The World’s Gone Wrong” ve “Something’s Gotta Give” albümden sevdiğim parçalar oldu.
Sırada bir single haberimiz var. Amerikalı 23 yaşındaki şarkıcı Stephen Sanchez, “Sweet Love” isimli yeni bir şarkı yayımladı. “Until I Found You” isimli parçasıyla popüler olan isim, 60’larda dünyaya gelmesi gerekirken sanki evrende oluşan bir hata sonucu 2000’lerde doğmuş gibi. Yeni parçası “Sweet Love” yine soul esintili bir retro pop parçası ve bence gayet başarılı.
“Ever Fall In Love (With Someone You Shouldn’t’ve)” parçasıyla tanınan İngiliz punk grubu Buzzcocks, Attitude Adjustment isimli yeni bir albüm çıkardı. Albümde yer alan “All Gone To War”, “Jesus At Wheel” ve “The Greatest Of Them All” dikkat çeken parçalar.
Şimdiki durağımız Fransa. Elektronik müzik sanatçısı Sebastien Tellier’nin yeni albümü Kiss The Beast raflardaki yerini aldı. Albüme Nile Rodgers, Kid Cudi ve Slayyyter katkı vermiş. Daft Punk’a benzer parçalarla disko etkili şarkıların olduğu albümde “Refresh”, “Thrill Of The Night”, “Romantic” ve “Copycat” öne çıkardığım parçalar.
Son albüm haberimiz ise Kula Shaker’dan. İngiliz grup, Wormslayer isimli güzel bir saykodelik rock albümüyle bu ay yeni albüm çıkaran gruplar arasında yerini aldı. Albümde “Little Darling”, “The Winged Boy” gibi güzel parçaların yanında, bir de Hint etkilerinin yoğun olarak görüldüğü, albüme ismini veren epik parça “Wormslayer” yer alıyor.
Kapak Fotoğrafı: The Hollywood Reporter
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Müzik Dünyasının Günceli

Gürkan Sonat






Aile Tadında
Lenka ilgi çekici; dinleyeceğim albümü. The Coral ilgi çekici bir gruptu. Bu albümü de dinlerim.