Elmaslar: Ferzan Özpetek'ten Kadınların Işığında Bir Hikâye
Ferzan Özpetek… İstanbul Kadıköy’de doğmuş ama kalbini Roma’ya bırakmış bir yönetmen. 1970’lerin sonunda sinema tutkusunun peşinden İtalya’ya giden Özpetek, Roma’daki La Sapienza Üniversitesi’nde sinema tarihi ve yönetmenlik eğitimi almış. Filmlerinde her zaman aidiyet, kimlik, aşk, dostluk ve özellikle de kadınların iç dünyası büyük bir yer tuttu. İtalya’ya gidişinden bu yana, hem İtalyan sinemasının hem de uluslararası sanat dünyasının en duyarlı seslerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni filmi Elmaslar (Diamanti) ise bu yolculuğun belki de en zarif duraklarından biri.
1997’de Hamam (Il bagno turco) ile başlayan sinema yolculuğu, ardından Cahil Periler (Le fate ignoranti), Karşı Pencere (La finestra di fronte), Serseri Mayınlar (Mine Vaganti) ve Şans Tanrısı (La Dea Fortuna) gibi unutulmaz filmlerle devam etti. Özpetek, her filminde aynı şeyi yapıyor: İnsanın kalbine dokunuyor ama bunu asla didaktik bir şekilde değil, yavaş yavaş, sevgiyle, renklerle, yemeklerle, müzikle ve bakışlarla yapıyor.
Ve şimdi, Elmaslar (Diamanti)… Bu film, sanki Özpetek’in yıllardır anlattığı temaların zarif bir doruk noktası gibi. 1970’lerin Roma’sında, iki kız kardeşin yönettiği bir terzi atölyesinde geçiyor hikâye. Kumaşların, dikiş makinelerinin, iğnelerin arasında kadınların emeğiyle, sabrıyla, yaratıcılığıyla örülmüş bir dünya var burada. Film sadece bir moda evinin hikâyesi değil; kadınların birlikte var olma, dayanışma, hayatta kalma ve güzellik yaratma hikâyesi. Her bir karakter, birer elmas gibi farklı ışıklar saçıyor, ama yan yana geldiklerinde birbirlerini daha da parlatıyorlar.
Özpetek’in kamerası bu kez kadınlara daha da yakın. Onların ellerine, gözlerine, küçük jestlerine… Zaman zaman nostaljik, zaman zaman bugüne uzanan bu anlatıda, Özpetek yine geçmişle şimdi arasında zarif bir köprü kuruyor. Kadınların bir dönemki hikâyeleri, bugünün kadınlarına dönüşüyor; kuşaklar, duygular ve hayaller birbirine karışıyor. Özpetek’in kadınları böylesine derin ve içten anlatabilmesinin bir nedeni, çocukluğundan geliyor olabilir. Yönetmen, verdiği röportajlarda, çocukluk dönemini çoğunlukla kadınlarla; annesi, anneannesi, teyzeleriyle geçirdiğini, onların dünyasında büyüdüğünü anlatıyor. Bu, onun sinemasındaki kadın duyarlılığını, sıcaklığı ve empatiyi açıklayan bir arka plan gibi. Filmlerinde kadın karakterler hep güçlüdür ama gösterişsiz; yumuşaktırlar ama dirençlidirler. Özpetek’in kamerası onlara dışarıdan bakmaz, onların arasında dolaşır. Kadınların sessiz dayanışmasını, bir bakışla anlaşmalarını, birlikte var olma hâllerini çok iyi bilir çünkü o dünyanın içinde büyümüştür.
Ferzan Özpetek’in filmlerinde dikkat çeken bir başka ortak motif, benim de hayranlık duyduğum o meşhur uzun masalar. Masanın etrafında toplanan insanlar, sadece yemek yemezler; paylaşırlar, konuşurlar, hatırlarlar, affederler. Bu uzun masalar, hem İtalyan kültürünün hem de Türk aile geleneğinin iç içe geçtiği bir sembol gibidir. İtalya’da bir akşam yemeği saatlerce sürer; tabaklar, kahkahalar ve hikâyeler birbirine karışır. Özpetek, bu sahnelerde yalnızca yemekleri değil, hayatın kendisini anlatır. O uzun masalarda hep bir samimiyet, bir sıcaklık vardır tıpkı Elmaslar filminde olduğu gibi. Bu masalar, Özpetek’in sinemasında aidiyetin, sevginin ve dayanışmanın sembolüdür.
Elmaslar, sadece bir film değil; bir teşekkür gibi. Kadınlara, dostluklara, hayatın içindeki sadeliğe ve görünmeyen emeğe bir övgü. Ferzan Özpetek, kadınları öylesine anlatmaz; onları anlar, onlara inanır. Bu yüzden filmi izlerken bir sahnede gözünüz kostümlerde, bir sahnede ise karakterlerin kalbindeki çatlaklarda takılı kalır. Her şey ölçülü, her şey zarif… Tıpkı bir elmasın içinde gizli olan ışık gibi.
Ben filmi izlediğimde, en çok kadınların sessiz gücü etkiledi beni. Onların her biri kendi hikâyesinin kahramanıydı ama Özpetek onları yalnız değil, birlikte anlatmayı seçmişti. Bu yüzden film boyunca her dikiş, her bakış, her dokunuş bir sevgi ifadesine dönüşüyor. “Elmaslar”, adının hakkını veren bir film: Parlayan, kırılgan ama dayanıklı.
Ferzan Özpetek’in sineması yıllardır bizi incelikle duygulandırıyor. Elmaslar ise belki de onun kadınlara, hayata ve sinemaya yazdığı en zarif aşk mektubu.
Kapak Fotoğrafı: Quinlan.it
İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Güncel İzleme Listemiz

Damla Anol Erol 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!