The Four Seasons: Netflix'ten İlişkilerin Dört Mevsimi
Bir evliliği yaşatmak ya da bir ilişkiyi uzun yıllar sürdürebilmek için aşk, sevgi ve tutkunun varlığı ve yoğunluğu yeterli değil. En azından günümüzde karşılıklı emek, çaba, sabır ve saygı olmadan biriyle bir ömür geçirmek imkansız. SNL’in gözbebeklerinden Tina Fey’in yaratıcılığını Lang Fisher ve Tracey Wigfield ile üstlendiği Netflix mini-dizisi The Four Seasons, işte bu uzun-ilişkiyi-hayatta-tutma savaşının farklı cephelerinde mücadele veren üç çifti merkezine alıyor ve bir yıl boyunca onların ilişki dinamiklerini ve dostluklarını ekrana yansıtıyor. Alan Alda’nın 1981 tarihli aynı adlı filminin modern bir uyarlaması olan mini-dizinin oyuncu kadrosunda Tina Fey’e Steve Carell, Will Forte, Colman Domingo gibi yıldız oyuncular eşlik ediyor.

The Four Seasons, uzun zamandır yakın arkadaş olan ve yılda birkaç kez birlikte tatil yapan üç evli çiftin hikayesi: Kate (Tina Fey) ile Jack (Will Forte), Nick (Steve Carell) ile Anne (Kerri Kenney) ve Danny (Colman Domingo) ile Claude (Marco Calvani). İlkbaharda Nick ve Anne’in 25. evlilik yıldönümü şerefine onların şehir dışındaki evlerinde bir araya geldiklerinde, her ikisinin de bir sürprizi olduğunu öğreniyorlar: Nick ayrılma kararını, Anne ise onları davet etme amacının planladığı evlilik tazeleme töreni olduğunu açıklıyor! Her mevsime iki bölümün ayrıldığı dizinin geri kalanında, diğer üç mevsimdeki tatilleri izliyoruz. Nick’in yeni, genç sevgilisinin de gruba dahil olmasıyla diğer çiftler yıllanmış ilişkilerini bu cicim aylarındaki ilişkiyle kıyaslamaya başlıyor; bu da aralarındaki hasır altı edilmiş sorunların gözlerine batmasına başlamaya neden oluyor. Kontrol deliliğiyle özgür ruh, korumacı olanla umursamaz, uyum sağlamaya çalışanla somurtup oturan, çok aşık olanla uzaklaşmaya ihtiyacı olan kişilikler çatışıyor; çatışmaların kimi kavgalarla kimi yakınlaşma ve sarılmalarla sonuçlanıyor.

Steve Carell‘in yürüyen bir orta yaş bunalımı denilebilecek karakteri Nick, hem genç sevgilisi Ginny’i (Erika Henningsen) ana hikayeye sürüklediği hem de yürümeyen bir evliliğin sonrasında yaşanacaklara dair gerçekçi yan hikayeler ürettiği için dizinin kilit karakteri. Nick’in (eski) eşi Anne, kızı, genç sevgilisi Ginny, genç sevgilisinin arkadaşları ve elbette kendisiyle olan ilişkileri ve çatışmaları uzun ilişkilerdeki problemleri de, yürümeyen bir ilişki sona erdikten sonra gelen rahatlamayı da, uzun yıllar uzak kaldığı flört ortamı ya da kendini beğendirme uğraşı içindeki zorlanmaları da açıkça ortaya koyuyor. Nick odaklı hikayenin tek eksiğinin Anne ve Ginny’nin perspektiflerini yeterince dahil etmiyor olması olduğunu düşünsem de, onları tamamen görmezden gelmemiş olması (ve muhtemelen orijinal filme göre kadın bakışına daha çok yer vermiş olması) sevindirici.

Dizinin 1980’lerdeki orijinal filmini izlememiş olsam da, karakter isimlerinin aynı tutulmuş olması ve eski kadrodaki oyuncular, temeldeki dinamiklerin ve çatışmaların aynı kaldığını kanıtlar nitelikte. Filmdeki Claudia karakteri, belli ki dizinin kapsayıcılığının artması için bu modern uyarlamada Claude’a dönüşmüş, üstelik iki karakter de açık eşcinsel oyuncular tarafından canlandırılmış. Temelde bu da sevindirici ve olumlu bir hamle gibi gözükse de, Danny ve Claude karakterlerinin yer yer karikatüre ve abartıya kaçan, stereotiplere hizmet eden oyunları birçok anda göze batıyor. Öte yandan bu çiftin hikayesindeki açık ilişki dinamiğinin olabildiğine doğal gösterilmiş, dahası esas problem sebebi olarak gösterilmemiş olması, çiftin arasındaki esas problemin iletişim kopukluğundan, beyaz yalanlardan ve fazla korumacılıktan duyulan rahatsızlıktan kaynaklanması daha fazla streotip yaratmamak üzere iyi bir hamle olmuş.

Dizinin yaratıcı ekibinde ve senaristleri arasında da yer alan Tina Fey‘in dahil olduğu çift Kate ve Jack ise kendi ilişki dinamiklerinden çok bir gözlemci görevi görüyorlar. Tüm karakterler arasındaki yapıştırıcı görevi gören bu çift, belki de son anlara kadar kendi problemlerini görmezden gelseler de dört mevsim boyunca dönüşümleri ve nihayetinde aynayı kendilerine çevirmeleri rahatlatıcı, bağlayıcı ve çözümleyici olmuş. Will Forte‘nin komedisine ve mimiklerine SNL döneminden beri ısınamamış, Tina Fey‘i ve yaptığı her şeyi ise tutkuyla seven bir izleyici olarak, çiftin varlığı ve yaşadıkları beni mutlu ve tatmin etti. Belki de uzun ilişkilerdeki görünmez sorunların, her şey yolunda gidiyor diye içselleştirdiğimiz ve normalleştirdiğimiz ufak rahatsızlıkların da önemli ve konuşmaya değer olduğunu gösterdiği için…
The Four Seasons, hem bir film uyarlaması olmasıyla hem de bağlayıcı gözüken finaliyle bir mini-dizi olarak kalabilir ama sektör dedikodularına göre bir komedi dizisi olarak devamının getirilme olasılığı da mevcut. Netflix’in bu konuda yaptığı bir açıklama henüz yok. Açıkçası, aynı kadroyla dizinin kaldığı yerden devam etmediği bir senaryoda, antoloji dizi formatında farklı üç çiftin dört mevsimini izlemeye de hayır demem.
Sekiz bölümlük mini-dizi The Four Seasons, 1 Mayıs’ta Netflix kataloğuna eklendi.


Emre Eminoğlu







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!