fbpx
theMagger Banner
Advertisement
theMagger: Keşfedin ve Paylaşın. Nasıl mı?
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Haberler

Post image Blend: Yapay Zeka Destekli Moda 'App'lerine Giriş
Blend: Yapay Zeka Destekli Moda 'App'lerine Giriş

MODA

Calendar 29 Eyl, 2023

Yapay zekanın alışverişin bir parçası haline geleceğinin uzun zamandır farkındayız. Kozmetik markalarının cilt alt tonları keşfi ve ürünlerin denenmesi için yarattıkları app’lerin yanı sıra moda dünyası da giysilerin tüketicilerin kişisel özelliklerini taşıyan kendi modelleri üzerinde denenebilmesi için pek çok atılım yapıyor. Öte yandan Bundle gibi uygulamalar da birçok farklı ürün ve marka üzerinden kişinin hem stiline hem de bütçesine uygun ürünler bulmasına yardımcı olmayı hedefliyor.

Bundle, kullanıcılara çeşitli farklı perakendecilerden ve e-Ticaret markalarından alınan görseller ve açıklamalarla dolu bir akış sağlamak için AI teknolojisinden yararlanıyor. Uygulama, daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmak amacıyla kullanıcının uygulamayla nasıl etkileşim kurduğuna dayalı olarak neyi beğendiği, neyi kaydettiği, neyi paylaştığı ve daha fazlasını içeren verileri topluyor. Yani bir bakıma Instagram’ın irademiz dışında yaptığı önerileri daha profesyonel ve bilinçli bir şekilde yapıyor gibi düşünmek mümkün. ‘App’e dair ilgi çekici olan konu ,htiyaçlar ve bütçe gibi önemli faktörleri de dikkate alan bir yapay zeka modeline öncelik veriyor olması.

preloader
Post image Mental Sağlık Krizi: Genç İnsanların İş Yaşamlarını Etkiliyor
Mental Sağlık Krizi: Genç İnsanların İş Yaşamlarını Etkiliyor

FARKINDALIK

Calendar 01 Mar, 2024

Britanya merkezli Resolution Foundation tarafından yayınlanan yeni bir rapor; gençlerin 40’lı yaşların başındakilere kıyasla kötü zihinsel sağlık nedeniyle işsiz kalma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Rapora göre; 20’li yaşlarının başındaki ve zihinsel sağlık sorunlarıyla boğuşan bireyler düzenli bir eğitime erişemeyebilir ve bunun sonucunda işsiz kalabilir veya...

Britanya merkezli Resolution Foundation tarafından yayınlanan yeni bir rapor; gençlerin 40’lı yaşların başındakilere kıyasla kötü zihinsel sağlık nedeniyle işsiz kalma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Rapora göre; 20’li yaşlarının başındaki ve zihinsel sağlık sorunlarıyla boğuşan bireyler düzenli bir eğitime erişemeyebilir ve bunun sonucunda işsiz kalabilir veya düşük ücretli, güvencesiz işlere girebilirler. Çalışmada, 2021 ve 2022’de 18 ila 24 yaşları arasındaki bireylerin yüzde 34’ünün depresyon, anksiyete veya bipolar bozukluk gibi zihinsel bozukluk belirtileri yaşadığını belirten veriler yer alıyor ve bu oranın, 2000’deki yüzde 24’e göre dikkate değer bir artış olduğu vurgulanıyor. Özellikle genç kadınlarda bu oran 1,5 kattı. etkilenme olasılığı daha yüksek. Tüm bu veriler ışığında Türkiye’ye döndüğümüzde durumun en iyi ihtimalle aynı seviyede bir vahamet içerdiği açık. Ek olarak ekonomik kriz öğrencilerin üniversite kazandıkları şehirlerde konaklama ihtiyaçlarını karşılayamamalarına neden oluyor. Bu da onlarca genci yüksek eğitimden uzaklaştırıyor.

Resolution Foundation’ın kıdemli ekonomistlerinden Louise Murphy’nin görüşleri de bu etkiyi doğruluyor. Murphye göre mezun olmayan ve zihinsel sağlığı kötü olan kişiler üzerinde ekonominin etkisi büyük. Üstelik süreç birbirini doğuran bir zincir haline geliyor. Ekonomik sebeplerle eğitim alamayan gençler bunun bir sonucu olarak düşük gelir getiren işlerde çalışmak durumunda kalarak kendilerini yine ekonomik zorluk içinde buluyorlar: “Zayıf ruh sağlığının ekonomik sonuçları, üniversiteye gitmeyen gençler için en şiddetlidir; yaygın bir zihinsel bozukluğa sahip olup mezun olmayan her üç gençten biri şu anda işsizdir.”

Post image
"Deinfluencing" ve Ruh Sağlığı: Tanı İçin Doğru Yer Sosyal Medya Değildir

PSİKOLOJİ

Calendar 16 Şub, 2024

Ruh sağlığına dair farkındalığın arttığı 2010’ların başından bu yana, konunun sosyal medyada da kendine yer bulduğunu görüyoruz. Öyle ki Reels akışımızda, TikTok sayfamızda anksiyete, depresyon, ADHD, OCD gibi konularda içeriklere artık çok daha sık rastlıyoruz. Bununla birlikte kaynak ve bilgi teyidi alışkanlığımız halen bu içerikleri doğru değerlendirecek seviyede değil.

Keşfet’inize “ADHD...

Ruh sağlığına dair farkındalığın arttığı 2010’ların başından bu yana, konunun sosyal medyada da kendine yer bulduğunu görüyoruz. Öyle ki Reels akışımızda, TikTok sayfamızda anksiyete, depresyon, ADHD, OCD gibi konularda içeriklere artık çok daha sık rastlıyoruz. Bununla birlikte kaynak ve bilgi teyidi alışkanlığımız halen bu içerikleri doğru değerlendirecek seviyede değil.

Keşfet’inize “ADHD semptomları”, “Bu alışkanlıklardan 5 tanesini gösteriyorsanız depresyonda olabilirsiniz”, “OCD’nin belirtileri” gibi içerikler mutlaka düşmüştür. Bu içeriklerin çoğu ruh sağlığına dair resmi eğitimi olmayan kimseler tarafından hazırlanıyor ve kaynak referansları verilmeden paylaşılıyor. Bu durum da yanlış bilgilerin yayılmasına ve kişilerin kendilerine tanı koymalarına yol açıyor. İşte tam da bu yüzden içerik üreticilerinin belirli trend ürünlerin neden satın almaya değmediğini göstermek için platformlarını kullanmalarını ifade eden “deinfluencing” kavramı bu kez karşımıza ruh sağlığına dair içerikler için çıkıyor. Yani bu tanıları koymakta yetkili uzmanlar (psikiyatristler) ve bu tanıları resmi olarak almış kişiler, neden bu rahatsızlıklara sahip olabileceğinizi değil, bu rahatsızlıklara neden sahip olmayabileceğinizi anlatıyor. Böylelikle bu tanımların, özenilecek birer farklılık değil, uzmanlar eşliğinde tanımlanması gereken problemler olduğuna vurgu yapıyor.

‘Self-diagnose’ yani kişinin kendine tanı koymasının önüne geçilmesi önem taşıyor çünkü bu alışkanlığın artmasıyla birlikte iki temel problem karşımıza çıkıyor. İlki günlük dil kullanımının değişmesi. Örneğin; bir kişi sadece düzenli olduğu için “Kusura bakmayın OCD’liyim” diyerek tıbbi bir tanıyı sıradan bir kelime gibi kullanabiliyor. İkincisi ve en önemli problemse; bu tanılara ilişkin şikayetlerini dile getiren ve gerçekten yardıma ihtiyaç duyan insanların yaygın kullanım nedeniyle ciddiye alınmıyor olması.

Post image Psychodermatology: Cilt Sağlığı ve Ruh Sağlığı Arasındaki İlişki
Psychodermatology: Cilt Sağlığı ve Ruh Sağlığı Arasındaki İlişki

BAKIM & GÜZELLİK

Calendar 09 Şub, 2024

Türkiye’de yaşayan insanlar olarak stresli olduğumuzda artan sivilceleri özellikle sınav yıllarından tanıyoruz. Cilt bakımı dünyasının yeni yeni kullanmaya başladığı ‘psychodermatology’ terimiyse varlığından emin olduğumuz bu denklemi bilimsel olarak da açıklamaya başlıyor.

‘Psychodermatology’, özetle, sivilce, rosacea ve egzama gibi zihin ve cilt hastalıkları arasındaki...

Türkiye’de yaşayan insanlar olarak stresli olduğumuzda artan sivilceleri özellikle sınav yıllarından tanıyoruz. Cilt bakımı dünyasının yeni yeni kullanmaya başladığı ‘psychodermatology’ terimiyse varlığından emin olduğumuz bu denklemi bilimsel olarak da açıklamaya başlıyor.

‘Psychodermatology’, özetle, sivilce, rosacea ve egzama gibi zihin ve cilt hastalıkları arasındaki bağlantıyı inceliyor; bunların hepsinin güveni azalttığı ve zihinsel sağlığı olumsuz yönde etkilediği öne sürüyor. Örneğin; cilt ve zihinsel sağlığın el ele gittiğine inanan Dermatolog Dr. Anjali Mahto, Self London adlı kliniğinde, devam eden cilt tedavileri boyunca hastalara destek vermeye hazır olan klinik psikolog Dr. Eleanor Chatburn ile birlikte çalışıyor. Hastalara kişisel olarak mutlu oldukları bir cilde sahip olma konusunda daha kapsamlı ve hedefe yönelik bir yaklaşım sunan ikili, “psikodermatolojinin” kapsamlı dermatolojik bakımın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyor. Dr. Mahto, cildimiz ile zihnimiz arasındaki bağlantıyı benimsemenin sadece gelecek yıl için dikkat edilmesi gereken bir trend değil, aynı zamanda daha kişiselleştirilmiş ve en önemlisi etkili tedaviye doğru olumlu bir adım olduğu görüşünde.

Post image Araziye Uygun Tekerlekli Sandalyeler: Kapsayıcı Deneyimlerin Yolunu Açıyor
Araziye Uygun Tekerlekli Sandalyeler: Kapsayıcı Deneyimlerin Yolunu Açıyor

FARKINDALIK

Calendar 09 Şub, 2024

ABD’deki milli parkların araziye uygun tekerli sandalyeler sunan projesi doğada zaman geçirmenin ne kadar ayrıcalıklı bir deneyim olduğunu anımsatıyor.

Georgia ve Güney Dakota, halka açık yollarda arazi tipi tekerlekli sandalye sağlamaya başlıyor. Geleneksel tekerlekli sandalyeler engelleri olan kişilerin yokuş araziler, kumsallar, parklar gibi pek çok yerde zaman geçirebilmesine imkan tanımıyor. ABD’de...

ABD’deki milli parkların araziye uygun tekerli sandalyeler sunan projesi doğada zaman geçirmenin ne kadar ayrıcalıklı bir deneyim olduğunu anımsatıyor.

Georgia ve Güney Dakota, halka açık yollarda arazi tipi tekerlekli sandalye sağlamaya başlıyor. Geleneksel tekerlekli sandalyeler engelleri olan kişilerin yokuş araziler, kumsallar, parklar gibi pek çok yerde zaman geçirebilmesine imkan tanımıyor. ABD’de başlatılan ve milli parklarda ihtiyacı olanlar için araziye uygun tekerlekli sandalye sağlayan çeşitli programlar ise bu sorunun önüne geçerek pek çok engelli bireyin doğayı ilk kez özgürce deneyimleyebilmesine imkan tanımayı amaçlıyor. Minnesota Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan Jamie McBride hedeflerini şöyle özetliyor: “Sadece yürüyebilen insanlar için değil, herkes için unutulmaz bir açık hava deneyimi yaratmak istiyoruz.” Araziye uygun tekerlekli sandalye sayısını arttırmak üzere program başlatan South Dakota’daysa plan, sandalyelerin eyalet geneline dağıtılmasıyla park ve patika keyfi, avcılık ve balıkçılık dahil olmak üzere çeşitli açık hava etkinlikleri için kullanılabilir hale getirilmesi.

Post image 'Bookshelf Wealth': Güncel Bir Lüks Tanımı
'Bookshelf Wealth': Güncel Bir Lüks Tanımı

HABERLER - SLIDER

Calendar 02 Şub, 2024

Sade ve logosuz giysilerle geçtiğimiz yaz gündemimize giren sessiz lüksün, deneyimsel yeme ve seyahat trendlerinin ardından yeni bir lüks tanımıyla daha tanışıyoruz: ‘Bookshelf wealth’.

Moda dünyaya, kendimize dair vermek istediğimiz imajı nasıl yansıtıyorsa ev dekorasyonu da aslında evimizi ziyaret eden insanlar için aynısını üstleniyor. Bol biblolu, dantelli, belirli bir janraya ait olmayan bir...

Sade ve logosuz giysilerle geçtiğimiz yaz gündemimize giren sessiz lüksün, deneyimsel yeme ve seyahat trendlerinin ardından yeni bir lüks tanımıyla daha tanışıyoruz: ‘Bookshelf wealth’.

Moda dünyaya, kendimize dair vermek istediğimiz imajı nasıl yansıtıyorsa ev dekorasyonu da aslında evimizi ziyaret eden insanlar için aynısını üstleniyor. Bol biblolu, dantelli, belirli bir janraya ait olmayan bir dekorasyon anlayışına sahip ve günün sonunda kalabalık evlerde büyüyen Y jenerasyonunun uzun süre devam eden bembeyaz, minimalist ev tutkusunun altında yatan en önemli neden bu belki de. Bununla birlikte son birkaç yılda eskiye duyulan nostaljinin doğurduğu yeni trendler görüyoruz. Örneğin; duvar kağıtlarının, renkli koltukların ve büfelerin özetle anneannenizin evinde görebileceğiniz çoğu şeyin modern bir biçimde geri dönmesini sağlayan ‘grandmillenial’ dekorasyonun yaygınlaşması gibi. İşte ‘bookshelf wealth’ de aslında bu arayışları ‘quiet luxury’ anlayışıyla birleştiriyor. Trend özünde “sizin için özgün ve anlamlı olan kitaplardan oluşan bir koleksiyona sahip olma fikrine dayanıyor.” Yani amaç kitapları yalnızca ‘coffee table book’lar gibi bir dekoratif malzeme olarak sunmak değil; aksine size hitap eden, gerçekten okumuş olduğunuz ve evinize ziyaret eden insanlarla önerebileceğiniz kitaplardan oluşan dolu dolu bir kitaplıkla evdeki sıcaklık hissini artırmak. Dekorasyon sayfalarında görmeye alışık olduğumuz aynı yayın evinden alınmış, benzer kapaklara sahip serileri yan yana koymak, kitapları renklerine göre düzenlemek ya da hepsinin aynı tonda görünmesi için ters çevirmek gibi garip alışkanlıklar da ‘bookshelf wealth’in prensiplerine uymuyor. Akım, dükkanvari bir kitaplık düzeninden ziyade ziyade ‘booknook’lar, dekoratif objeler, ödüller ve fotoğraflarla dolu kitaplıklara geri dönmeye davet ediyor.

Post image 'Backyard Beauty': Güzellik Endüstrisinin Yeni Gözdesi Toprak Olabilir mi?
'Backyard Beauty': Güzellik Endüstrisinin Yeni Gözdesi Toprak Olabilir mi?

BAKIM & GÜZELLİK

Calendar 23 Oca, 2024

Sürdürülebilirlik odağı korumaya kaydırdıkça, toprak korunması ve yenilenmesi gereken hayati bir kaynak olarak kabul ediliyor. ‘Sürdürülebilir güzellik’ peşinde koşan endüstride yeni gözde etken malzemelerini toprağı korumaya ve alınan verimi arttırmaya yönelik olarak seçiyor.

Yumuşamış salatalık, avokado kabuğu gibi yiyecek endüstrisi tarafından “atık” olarak görülen...

Sürdürülebilirlik odağı korumaya kaydırdıkça, toprak korunması ve yenilenmesi gereken hayati bir kaynak olarak kabul ediliyor. ‘Sürdürülebilir güzellik’ peşinde koşan endüstride yeni gözde etken malzemelerini toprağı korumaya ve alınan verimi arttırmaya yönelik olarak seçiyor.

Yumuşamış salatalık, avokado kabuğu gibi yiyecek endüstrisi tarafından “atık” olarak görülen bazı ara maddelerin güzel endüstrisinde kendine yer bulduğunu biliyoruz. Zira sürdürülebilir güzellik geri dönüştürülebilir ambalajlar kadar elde olanları değerlendirmek ve doğal içerikleri mümkün olduğunca yüksek oranda kullanmak üzerine çalışıyor. Trend analizi şirketi WGSN tarafından ‘backyard beauty’ olarak tanımlanan yeni anlayış da sürdürülebilir güzellik arayışının markaları, cildimize yaptığımız gibi toprağa da bakım yapmayı, döngüsel sistemler ve yenileyici tarımı uygulamaya koymayı ve mikroplar ve solucanlar gibi ‘toprak kurtarıcılarından’ yararlanmayı teşvik edeceğini ifade ediyor. Toprak ve böcekler, cilde faydalı aktif maddeler açısından zengin, güzellik bileşenlerinin alternatif ve bol kaynakları olarak benimsenmeye başlıyor. Ambalajlamadaysa, kompostlaştırıldığında nitrojen ve potasyum gibi toprağa faydalı elementleri serbest bırakan aktif kompostlanabilir malzemelerin gördüğü ilgi her gün artıyor.

Post image tree.fm: Orman Seslerinin Zengin Bir Arşivi
tree.fm: Orman Seslerinin Zengin Bir Arşivi

İYİ YAŞAM

Calendar 19 Oca, 2024

Berlin merkezli tasarım stüdyosu New Now tarafından yaratılan tree.fm isimli platform, Kerala’daki (Hindistan) tropik ormanlardan, Madagaskar’ın Dünya Mirası ilan edilen ormanlarına uzanan zengin bir ses arşivi sunuyor.

Dünyanın dört bir yanından insanların orman seslerini kaydetmesiyle yaratılan arşivde Ekvador’daki kuşların şarkılarının veya Panama’nın inanılmaz böcek...

Berlin merkezli tasarım stüdyosu New Now tarafından yaratılan tree.fm isimli platform, Kerala’daki (Hindistan) tropik ormanlardan, Madagaskar’ın Dünya Mirası ilan edilen ormanlarına uzanan zengin bir ses arşivi sunuyor.

Dünyanın dört bir yanından insanların orman seslerini kaydetmesiyle yaratılan arşivde Ekvador’daki kuşların şarkılarının veya Panama’nın inanılmaz böcek cıvıltılarının yanı sıra Atatürk Arboretumu’nda yapılmış bir kayıt da bulunuyor. Rastgele bir ormandan sesleri dinlemenize olanak tanıyan platform, o sırada seslerini dinlediğiniz ormanın dünyanın neresinde olduğunu gösteriyor. Doğa seslerine özel bir radyo gibi düşünülebilecek tree.fm gezegenin korunmasına yönelik çağrılarda bulunuyor: “Buradayken neden bizi hayatta tutan şeyin büyümesine yardımcı olmuyorsunuz? İklim değişikliği ve hükümetler ormanlarımızı yok ediyor. Torunlarımızın tırmanabileceği birkaç ağaç bırakalım ve gezegenimizi yeniden canlandıracak adımları atalım.”

Post image 'Pandemic Skip': Daha Genç Hissediyor Olabilir misiniz?
'Pandemic Skip': Daha Genç Hissediyor Olabilir misiniz?

PSİKOLOJİ

Calendar 15 Ara, 2023

Bulunduğu yaştan genç hissetmek özellikle genç Y jenerasyonunun üzerinde durduğu bir konu. 30’lara yaklaşmışken yirmilerin başında gibi hissetmek ve evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi önceki jenerasyonların bu yaşlarda attığı adımlara hazır olmadığını düşünmek bu fenomenin en belirgin göstergeleri. Eğer okuduğunuz cümleler yaşadıklarınızı özetliyorsa bu durumun size özgü olmadığını ve hatta psikologlar...

Bulunduğu yaştan genç hissetmek özellikle genç Y jenerasyonunun üzerinde durduğu bir konu. 30’lara yaklaşmışken yirmilerin başında gibi hissetmek ve evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi önceki jenerasyonların bu yaşlarda attığı adımlara hazır olmadığını düşünmek bu fenomenin en belirgin göstergeleri. Eğer okuduğunuz cümleler yaşadıklarınızı özetliyorsa bu durumun size özgü olmadığını ve hatta psikologlar tarafından ‘pandemic skip’ olarak adlandırıldığını bilmek size kendinize daha iyi hissettirebilir.

‘Pandemic skip’, vücudumuzun zihnimizle senkronizasyondan bir adım uzak olabileceğine dair tuhaf his olarak tanımlanıyor. Bu terim TikTok’ta 11 milyondan fazla görüntüleme toplamış durumda ve sayısız kullanıcı, yıllar süren sosyal izolasyonun kişisel gelişimlerini nasıl engellediğini paylaşıyor. İngiliz psikolog Nova Coban bu deneyimi şöyle açıklıyor: “İnsanlar zamanın geçme hissini oluşturan deneyimlerin çoğunu kaybettiler, sanki ilerlemek yerine hayat beklemedeymiş gibi geliyor. Çünkü pandemi sürecinde günler genellikle yeni bir teşvik, önemli bir değişiklik veya ilerleme olmaksızın geçerdi. Bu da zamanın ne kadar geçtiğine dair algımızı değiştirdi. Bu ‘kayıp zaman’ın bir sonucu olarak, hayatımızın içinde bulunduğumuzu hissettiğimiz aşaması ile içinde bulunduğumuz çağın ve aşamanın gerçekliği arasında bir kopukluk hissi oluşuyor.”

Coban’ın açıklamaları, pek çoğumuzun hissettiği “geride kalmışlık” hissinin nedenlerini özetliyor. Bununla birlikte rahatsız edici bir femonen olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yine Coban’a göre kişinin kendi geçici varoluşuyla ilgili kaygısı, “insanların saati sıfırlamak ve geri dönmek istemesine ve yine de yaşam evreleriyle ilişkili deneyimleri yargılamadan yaşamak istemesine yol açabiliyor. Bununla birlikte uzmanlar ‘pandemic skip’in olumsuz etkilerini önlemek adına gerçekçi bir bakış açısı edinmenin yeterli olduğunu düşünüyor. Bunun için herkesin hayatı durakladığını ve bu yüzden kolektif olarak yeniden ayarlama ve yeniden hizalama ihtiyacını yaşadığımızı anımsamak önemli. ‘Pandemic skip’in yaygın oluşu, akranlarımızın da bizimle aynı hızlandırılmış durumda olma ihtimalinin daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Günün sonunda hep birlikte geride kaldığımız için aslında geri kalmış değiliz!

Post image 'Iffirmations’: Yazım Hatası Değil, Yeni Bir Wellness Trendi
'Iffirmations’: Yazım Hatası Değil, Yeni Bir Wellness Trendi

HABERLER - SLIDER

Calendar 08 Ara, 2023

‘Affirmations’ kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. “Mutlu ve huzurluyum; yeterliyim.”, “Ben güçlü bir kişiyim ve güvendeyim” ve daha niceleri… Hepsi olumlu ifadeler olmakla birlikte kabul edelim ki kendi kendimize söylerken daha kulağa gülünç geliyor. İşte ‘iffirmations’ ile de tam bu noktada tanışıyoruz.

Vogue Türkiye’den Zeynep Akdoğan’ın yazısına göre,...

‘Affirmations’ kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. “Mutlu ve huzurluyum; yeterliyim.”, “Ben güçlü bir kişiyim ve güvendeyim” ve daha niceleri… Hepsi olumlu ifadeler olmakla birlikte kabul edelim ki kendi kendimize söylerken daha kulağa gülünç geliyor. İşte ‘iffirmations’ ile de tam bu noktada tanışıyoruz.

Vogue Türkiye’den Zeynep Akdoğan’ın yazısına göre, Travma konusunda kıdemli duygusal şifa koçu Karena Neukirchner “Kendinize gönülden inanmadığınız bir şeyi zorla kabul ettirmeye çalışmak, sizi toksik pozitifliğe itebilir” uyarısında bulunuyor. “Mutlu duyguları zorladığımızda, çetrefil duygular yok olmuyor; aksine, bilinçaltımızda yaşamaya devam ediyor ve hatta ihmal edilip, bastırıldıkları için yoğunlaşabiliyor. Bu da zihnimizde ve bedenimizde daha da fazla gerilim yaratıyor.” diyen Neukirchner, kendini mutlu olmaya zorlama eyleminin ulaşılmak istenen sonucun tam aksine kişiyi yetersizlik hissine itebileceğini, kendini acımasızca eleştirmesine de sebebiyet verebileceğini vurguluyor.

Gelelim ‘iffirmations’ konusuna. Kelimenin kökeni ‘if’ yani “eğer” sözcüğünden geliyor ve salt olumlamalardan medet ummak yerine onları bir ince ayarla güncellemeyi ifade ediyor. Yani kendinize “bunu yapabilirim”, “güçlüyüm”, “mutluyum” demek yerine “ya” ile başlayan sorular soruyorsunuz: Ya işler beklediğimden daha iyi giderse? Ya bu zorluğu da aşabilirsem? Ya olumsuz duygularım her şey gibi geçiciyse? Başlığa mesafeli yaklaşanlardansanız bu sorulardan sonra fikriniz değilmiş olabilir. ‘Iffirmations’a bir şans vermek kulağa nasıl geliyor?

Post image Yaşlılara Bakım Vermek: Yapay Zeka Bu Alanda da Yardımımıza Koşabilir mi?
Yaşlılara Bakım Vermek: Yapay Zeka Bu Alanda da Yardımımıza Koşabilir mi?

FARKINDALIK

Calendar 08 Ara, 2023

Uzayan insan ömrü tıbbın en önemli başarılarından biri olmakla birlikte aynı zamanda çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması gereken, ilerideki yaşlarda, kalabalık bir insan kitlesini meydana getiriyor. Özellikle pandemi döneminin ardından daha sık gündeme gelmeye başlayan yaşlı bakımı zaman, emek, özen ve maddi imkanlar gerektiriyor. Intuition Robotics şirketinin kurucusu Dor Skuler, yapay zekanın bu alanda da ciddi bir...

Uzayan insan ömrü tıbbın en önemli başarılarından biri olmakla birlikte aynı zamanda çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması gereken, ilerideki yaşlarda, kalabalık bir insan kitlesini meydana getiriyor. Özellikle pandemi döneminin ardından daha sık gündeme gelmeye başlayan yaşlı bakımı zaman, emek, özen ve maddi imkanlar gerektiriyor. Intuition Robotics şirketinin kurucusu Dor Skuler, yapay zekanın bu alanda da ciddi bir potansiyel vadettiğini belirtiyor.

Skuler, WGSN’e verdiği röportajda, Intuition Robotics’in ürettiği yapay zeka odaklı arkadaş ElliQ’den söz ediyor. Proaktif cihaz, ilaç hatırlatmalardan yeni kelimelerin öğretilmesine kadar destek sunarak, sağlık ve zindeliğe odaklanıyor. Böylece de yaşlı yetişkinlerin yaşamlarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Anneannenize “dm atmak” terimini bir robotun açıkladığını hayal edin. Belki de bu zamana dek teknolojiye dair en büyük sorularımızın odağı haline gelen insan-robot etkileşiminin etik kaygılara farklı bir açıdan yaklaşmanın vakti gelmiştir! İnsansı robotların dünyayı ele geçirmek yerine izolasyon ve yalnızlık zorluklarıyla başa çıkanlarla anlamlı bağlantılar kurarak yaşlı arkadaşlığını yeniden tanımlayabilir mi?

Skular ElliQ’i şöyle anlatıyor: “ElliQ dünyanın ilk yapay zeka arkadaşı. O bir sohbet robotu değil, fiziksel olarak sizinle. Bu açıdan yapay zekanın sizinle birlikte hareket ettiği ve empatik, güven inşa eden bir şekilde uzun vadeli bir ilişki kurduğu ilk ürün. Onun tek amacı daha iyi, daha sağlıklı ve daha mutlu bir hayat yaşamanıza yardımcı olmak.” Bununla birlikte yapay zekanın insan olmadığını ve böyle bir beklentide olunmasının anlamlı bulmadığını vurguluyor: “ElliQ’nun şeffaf bir yapay zeka olmasını sağladık. Asla insan gibi davranmıyor. Neden insanların onun gerçek olduğunu düşünmelerini sağlamak isteyelim ki? Bu neden birileri için iyi bir şey olsun? Bu yüzden kullanıcıya her zaman onun gerçek olmadığını hatırlatmak için adına, tasarımına, karakterine ve diyaloğuna özen gösteriyoruz.

preloader Lütfen bekleyin...
theMagger Banner
Advertisement
preloader
loading
icon icon icon icon icon
warning

Adblock'unuzu Kapatmaya Ne Dersiniz?

theMagger, sponsorluk ve reklamlarla gelişen bir platform.

AdBlock'unuzu kapatarak beraber büyüdüğümüz markaların yaratıcı reklamlarını görebilir; siz de bizlere dolaylı olarak katkıda bulunabilirsiniz.

Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement