İnsan Sesi: Pedro Almodóvar ve Barbara Hannigan'ın Kesişimi
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, 2025-2026 sezonunun en özel konserlerinden birinde, dünyaca ünlü soprano Barbara Hannigan’ı konuk etti. Hannigan sadece sesiyle değil, orkestra şefi olarak da karşımızdaydı ve Poulenc’in tek kişilik ve tek sahnelik bir opera olarak Jean Cocteau’nun aynı adlı oyunundan uyarladığı “La voix humaine”i sahneledi. “La voix humaine” ya da Türkçe adıyla İnsan Sesi, sadece tiyatro ve opera izleyicisi için değil, sinema izleyicisi için de baştan çıkarıcı bir performansa dönüştü üstelik. Halihazırda Pedro Almodóvar ile Tilda Swinton’ın aynı adlı kısa filmine ilham olan kaynak materyalin Hannigan’ın elinde ve ses tellerinde aldığı hâl de üst düzey sinematik bir deneyim sunuyordu.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası bu sezon, birkaç yıllık bir sürenin ardından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne geri döndü. 9 Ekim’de piyanist Ilya Maximov’un Şostakoviç yorumu eşliğinde açılan sezonda beni çok heyecanlandıran konserlerden biri ise 11 Aralık’ta gerçekleşti: Kanadalı soprano ve orkestra şefi Barbara Hannigan, Poulenc’in “La voix humaine / İnsan Sesi” operasını yönetirken seslendirdi, seslendirirken yönetti.
Jean Cocteau‘nun 1930’da yazdığı tiyatro monoloğu İnsan Sesi, adını bilmediğimiz bir kadının onu başka bir kadınla evlenmek için terk eden sevgilisiyle son telefon konuşmasını konu alıyor. Kalp kırıklığı, inkâr ve duygusal çöküşe dair bu monoloğa tek kişinin perspektifinden, telefonun tek ucundan tanık oluyoruz. 1958’de Francis Poulenc, bu duygusal açıdan güçlü hikaye ve monoloğu alıp, soprano ve orkestra için düzenleyerek opera sahnesine taşıyor.
Oyuna ve opera eserine adını veren ses, çığlıklarını duyduğumuz ve duygusal iniş-çıkışlarının tanığı olduğumuz bu kadına mı ait? Yoksa ne söylediğini asla bilmesek de her çığlığıyla empati kurduğumuz o kadının ömrünün geri kalanında iz bırakacağına emin olduğumuz, telefonun ucundaki bilinmez kişiye mi? Bu sorunun yanıtı belirsiz olsa da bir gerçek var ki soprano sesi, çaresiz, hayalleri ve kalbi kırılmış bir aşığın haletiruhiyesini, ruhunun çığlıklarını, duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için çok güçlü bir seçim.

Barbara Hannigan‘ın soprano performansı karakterin çaresizliğini ve gelgitli halini berrak bir sesle ve güçlü bir oyunculukla yansıtıyor. Fakat prömiyeri Radio France Filarmoni Orkestrası eşliğinde 2021’de, Paris’te yapılan İnsan Sesi, bir soprano performansından çok fazlası aslında. Hannigan’ın eşzamanlı olarak şarkı söylediği ve orkestrayı yönettiği ikili görevi, eserin neredeyse tümü boyunca seyirciye arkasının dönük olmasını gerektiriyor. Öte yandan Hannigan, bu tutku projesinde seyirciyle iletişim kurmanın mükemmel bir yolunu bulmuş: Eser boyunca onu kayıt altına alan sabit kameralar, teknik ekibin anlık kurgu masası çalışması ile dev bir perdeye aktarılıyor ve iki işi bir arada yaptığı yetmiyormuş gibi bir de doğru anda doğru yere bakmayı ve doğru açılarda durmayı başaran Hannigan, harmanladığı sanat dallarına sinemayı da eklemiş oluyor.

İnsan Sesi‘nin sinema izleyicisinin pek yabancı olmadığı bir eser olduğunu unutmamak gerek. Tutkulu metinleri, kadın oyuncularına açtığı olağanüstü alan, capcanlı renk kullanımı, abartılı set ve kostümleri ile günümüz Avrupa sinemasının vazgeçilmezlerinden olan İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar‘ın yaşayan en büyük oyunculardan Tilda Swinton‘ı yanına alarak 2020 yılında aynı metinden esinle ve aynı isimle bir kısa film çekmişti: The Human Voice / La voz humana, benzer duygular ve travmaların Almodóvarlaştırılmış bir versiyonunu ele alıyordu — daha çılgın, daha tutkulu, gitgelleri ve iniş-çıkışları daha güçlü…
Barbara Hannigan‘ı aynı anda bir orkestrayı yöneten, sırtı dönük bir şef olarak hem de perdede devleşen mimikleri ve ifadeleriyle eserin büyük duygularına hakim bir oyuncu olarak izlemek İnsan Sesi projesinin en büyüleyici yanı. Tıpkı Almodóvar‘ın filminin yeri geldiğinde her şeyin bir stüdyodaki sette geçtiğini anımsatması gibi meta anları da var üstelik. Eserin duygusal açıdan en güçlü, karakterinin en çaresiz hissettiği anlarından birindeki duyguyu izleyiciye çok daha iyi geçirebilmek adına kuşkusuz, Hannigan‘ın izleyiciye dönerek kendi kurduğu sistemin dışına çıkması, sinemada dördüncü duvarın yıkıldığı, oyunun ve kurgunun altüst olduğu anları anımsattı bana. Her şey gözümüzün önünde olup bitse de, zorlu telefon konuşmasına tanık, duygularına teslim olduğumuz kadın ile orkestra şefinin aynı kişi olmadığına inanmamak işten bile değil çünkü.

Borusan Sanat, 2021’deki prömiyerinden beri dünyanın çok az kentindeki klasik müzik dinleyicisinin tecrübe edebildiği bir geceyi İstanbul’a taşıdı kısacası. İyi bir klasik müzik dinleyicisi olsam da operayla arası pek iyi olmayan biri olarak Barbara Hannigan‘ı bir soprano olarak yorumlamak haddime değil. Fakat bir sinema yazarı gözüyle, orkestra şefi ve soprano kimliklerinin yanında bu proje ile oyunculuk ve yönetmenlik şapkalarını da giyen sanatçının dört dörtlük bir iş çıkardığını söyleyebilirim. İnsan Sesi, bilhassa teknik işçiliği ve (kendi kendini yöneten) oyuncu yönetmenliğinin başarısı sayesinde, yılın en iyi kısa filmlerinden birinin gözlerimin önünde çekilmesine tanık olmak gibiydi.
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası‘nın 2025-2026 sezonu, 15 Ocak’ta piyanist Jan Lisiecki’nin konuk olacağı Carlo Tenan yönetimindeki Yeni Yıl Konseri ve 22 Ocak’ta Christoph Eschenbach’ın batonu devralacağı, Bruckner’in 7. senfonisinin seslendirileceği “Senfonik Bir Veda” konseri ile sürecek.


Emre Eminoğlu







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!