'70-: İpek Duben’in 70’lere Aralanan Kapısı
Beyoğlu’nun kâlbinde, tabiri caizse şarap gibi yıllandıkça güzelleşen bir sergi açıldı. İpek Duben’in 1970’li yıllarda başlayan ve sonraki tüm üretimlerine nüfuz eden erken dönem çizimlerini bir araya getiren “İpek Duben ’70-”, sanatçının düşünsel köklerine doğru açılan kapıyı aralıyor. İlk bakışta Japon kaligrafisi shodo‘yu andıran bu işler, Farah Aksoy ve Amira Arzık’ın küratörlüğünde karşılıyor izleyiciyi.

Sergi, Duben’in yıllar içinde oluşan görsel hafızasını, Galerist’in özenle renklendirilen duvarlarında sakura çiçekleri gibi yaprak yaprak açıyor. Duben’in kendini “espas çalışan bir sanatçı” olarak tanımlaması, bu çizimlerin anlamını da berraklaştırıyor: Burada mesele çizginin kendisi değil; çizgiyle boşluk arasındaki ilişki, yani resmin nefes aldığı yerler. Bu erken dönem desenleri, onun sanat yolculuğunun taslakları değil; bizzat düşünme biçiminin iskeleti.
Sanatçının 1960’ların sonunda akademiyi bırakıp sanata yönelmesi, mesleki bir dönüşümden çok zihinsel bir yer değiştirme aslında. 1972–1976 arasında New York Studio School’da aldığı eğitim ise bu yer değiştirmenin yeni bir dile kavuştuğu eşik. Figüratif alıştırmaların soyut jestlerle iç içe geçtiği o yıllar, Duben’in çizgiyi sınırdan ziyade açılan bir kapı; bir hareket alanı olarak gördüğünü hissettiriyor.

İstanbul’a döndüğünde başlayan daha sessiz üretim evresi ise bir tür içe dönüş anı. Akademinin dışında ama bir yandan onunla sürekli bir zihinsel diyalog içinde… Malzemeler arasında sezgiyle dolaşan bir sanatçı portresi beliriyor. Her çizim, ileride karşımıza çıkacak işleri için bir nabız ölçümü, bir titreşim gibi. Ama yine de hiçbirinin bir “ön çalışma” olmadığı çok açık; her biri kendi başına tamamlanmış bir düşünce.
Serginin asıl etkisi de tam burada hissediliyor: Bu çizgilerin, Duben’in görsel düşünme pratiğinin çekirdeği olduğunu fark ettiğiniz anda. Çizgi ile boşluk arasındaki hassas denge, yüzeyi kaplamakla kalmıyor; ona nefes alan bir varlık niteliği kazandırıyor. İnce bir çizginin yüzeyi hafifçe yarıp içeri doğru kıvrıldığı o anlarda, sanatçının 1990’lardaki katman araştırmalarının ve 2010’larda bedensel gerilim taşıyan tuvallerinin ilk titreşimlerini duyuyorsunuz.

Bu erken dönem desenlerinde çizgi, sanki her an başka bir forma akacakmış gibi kıpırdıyor. Yüzey bir an duruluyor, sonra yeniden genişliyor. Duben’in espas anlayışı, yani boşluk ile doluluk arasındaki dengenin peşinden gitmesi, tam da bu kesintisiz hareket hâliyle ilgili.
Bir sanatçının zaman içinde dönüşen duyarlılıklarının, kaybolmayan izlerinin haritası niteliğindeki İpek Duben ’70-, 3 Ocak 2026 tarihine kadar, salı–cumartesi günleri 11.00–19.00 arasında Galerist’te görülebilir.
Kapak Fotoğrafı: Hadiye Cangökçe
İlginizi çekebilir: G. Yaren Tunç’tan Floreluctus: Yasla Açan Çiçekler ve Hazır Olmadığımız Yüzleşmeler

Ece Büyükçolpan






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!