Kavinsky’nin Ardından: Gecenin Karanlığında Yollar Artık Daha Boş
1986 yılında kırmızı Ferrari Testarossa’sı ile kaza yapan ancak 2006 yılında elektronik müzik yapmak için zombi olarak geri dönen Kavinsky, maalesef bu sefer gerçekten aramızdan ayrıldı. Gerçek adı Vincent Belorgey olan synthwave türünün kurucularından Kavinsky 28 Temmuz’da Paris’teki evinde hayatını kaybettiği öğrenildi.

Neon ışıklar, fütüristik bir ortam, spor arabalar, gün batımları ve temeli seksenlere dayanan bir müzik. Synthwave için seksenlerin yeni versiyonu, güncellenmiş bir remake’i ya da seksenlerdeki günümüz hayalinin müziğe yansımış hali desek herhalde yanlış olmaz. 1975 doğumlu Fransız sanatçı Kavinsky bu türün öncüsü olması dışında 2000’li yılların elektronik müziğindeki en önemli isimlerden biriydi.
Kavinsky aslında kariyerine aktör olarak başlıyor. Müzisyen ve yönetmen olan arkadaşı Quentin Dupieux’nin kendisine verdiği bir bilgisayar müziğe başlamasına vesile olmuş. İçinde Testarossa Autodrive”ın da bulunduğu ilk EP’si Teddy Boy’u 2006 yılında çıkaran sanatçı, Quentin Dupieux’nin 2007 tarihli Steak filminde rol alırken müzikleri de filmin soundtrack’inde yer aldı.
Müziği dışında arabalara olan ilgisinden dolayı da sempati duyduğum Kavinsky’nin 2013 tarihli OutRun albümünün ismi, başta belirttiğim Kavinsky’nin alter egosundaki Ferrari Testarossa’yı içinde barındıran 1986 tarihli Sega’nın atari oyunundan geliyor. Albümde çok sayıda güzel parça var. Artık bir klasik olan sanatçının en bilinen parçası “Nightcall” da bu albümde. İlk olarak 2010 yılında EP olarak çıkan şarkı, başrolünde Ryan Gosling’in yer aldığı 2011 tarihli kült film Drive’ın jeneriğinde yer alarak tüm dünyada bir fenomen haline gelirken, parça ile film adeta birbirinden ayrılamayan simbiyotik bir yaşam formuna dönüştü.
İçinde güzel synth sololar barındıran “Protovision” albümün bir başka yıldızı. Müzisyenin kendi Ferrari Testarossa’sının başrolde olduğu takip sahnelerini içeren klibi ise tam bir 80’ler macera filmi havasında. Zaten esin kaynaklarından biri de beyaz Testarossa’sı ile unutulmaz dizi Miami Vice.
Kavinsky’nin müzik kariyerini ve alter egosunu başlatan ve ilk kez 2006 tarihli Teddy Boy EP’sinde ortaya çıkan parça “Testarossa Autodrive” da bu albümde yer alıyor. Bu harika şarkı aslında modern synthwave türünün de kilometre taşlarından biridir. Beach Boys’un “Little Deuce Coupe” parçası gibi arabaya adanan şarkıların önde gelen örnekleri arasında ayrıca.
Albümün en dinamik şarkılarından “First Blood” ismini yine bir seksenler efsanesinden alıyor. Sylvester Stallone’nin Rambo serisinin birinci filmi 1982 tarihli First Blood parçanın isim babası. Parçanın vokalinde yer alan İngiliz şarkıcı Tyson gayet güzel iş çıkarmış. Mercedes reklamlarında da kullanılan “Roadgame” ise harika yaylı düzenlemeleriyle adeta epik bir elektronik senfoni gibi.
Kavinsky 2022 yılında ikinci ve son albümü Reborn’u yayımladı. Daha pürüzsüz, yavaş sound’uyla albüm bize zombi karakterimizin öfkesinin biraz dinip sakinleştiğini gösteriyor. Kırmızı Ferrarimiz, bu albümde geceleri sanki biraz daha yavaş, manzaraya baka baka yol alıyor. Sebastien Tellier, Cautious Clay, Morgan Phalen, Prudence gibi isimlerin vokal katkıları albümü daha da güzelleştirmiş. Daft Punk’ın Random Access Memories albümüne oldukça benzeyen Reborn’un öne çıkan parçalarının başında “Nightcall”un devamı niteliğindeki ”Zenith” geliyor. Prudence ve Morgan Phalen’in vokali ve harika saksofon ile parça Kavinsky’nin unutulmazları arasında.
Amerikalı R&B müzisyeni Cautious Clay’in vokalde yer aldığı electro funk esintili parça “Renegades” albümün değişik şarkılarından biri. “Pulsar” ise new age’e göz kırparken Tangerine Dream, Jean-Michel Jarre gibi türün önde gelenlerine adeta selam veriyor.
“Outsider”, Kara Şimşek (Knight Rider) dizisi günümüzde çekilse onun jenerik müziği olabilecek yapısı, “Trigger” ise üst perdeden verdiği gerilim hissiyle albümdeki favori parçalarım arasında. Reborn’da iki tane de çok güzel slow parça var. Bunlardan biri içinize işleyen piyano melodisi ve Sebastien Tellier vokaliyle “Goodbye”. Diğeriyse, hafif ambient’a kayan atmosferik yapısıyla harika bir kapanış parçası olan “Horizon”.
Onu en son 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nın kapanış töreninde, Phoenix grubu ve Belçikalı şarkıcı Angele ile harika bir “Nightcall” performansı sergilerken gördük. Nasıl eskiden uzaya olası bir dünya dışı medeniyet ile karşılaşılması durumunda dünyamız ile ilgili bilgileri içeren mesaj paketleri yollandıysa, Kavisky’de seksenler tarafından o dönemin kodlarıyla beraber günümüze gönderilmiş bir elçiydi belki de. Kim bilir, gelecekte birgün onunla beraber klasikleşmiş ıssız yollardaki gece sürüşlerinde, bu sefer bir Lamborghini Countach ile yanımızdan geçerken karşılaşırız kendisiyle.
Kapak Fotoğrafı: Rolling Stones
İlginizi çekebilir: Bülent Tunga Yılmaz’dan Glen Hansard’ın Ardından
İlginizi çekebilir:

Gürkan Sonat






Aile Tadında
Ben olimpiyatlarda duymuştum adını. Yazıdan sonra senin sözünü ettiğin şarkılarını da dinledim. Sevdim tarzını.. Yazık olmuş; aynı yaştaymışız.