“Şimdi suratına bir tane çaksam,
sanat diyebilir miyim buna?”

Yeni bir kitap almadan önce arkasını okuyanlardansanız, “Fang Ailesi”ni elinize alıp arkasını çevirir çevirmez bu cümleyle karşılaşacaksınız. Ve bu aile ile üç yüz sayfa süren birlikteliğinizin sonunda inanın, kendinizi bu soruya “Evet” cevabı verirken bulacaksınız.

Tennessee’li yazar Kevin Wilson‘ın 2009′da yayınladığı “Tunnelling to the Center of the Earth” öykü kitabının ardından gelen ilk romanı Fang Ailesi” (The Family Fang), performans sanatı ve çağdaş sanatçılar üzerine olan analizini, aile ilişkilerini sanatlarıyla harmanlayan bir aileyi merkeze alarak yapıyor. İlişkileri, evlilikleri ve hatta çocuklarına bir sanat projesi olarak yaklaşan Caleb ve Camille Fang‘in üzerinden günümüz sanatını ve sanatçılarını anlamaya çalışıyor, üstelik bazen başarıyoruz roman sayesinde.

Caleb ve Camille Fang çiftinin iki çocuğu var: Çocuk A ve Çocuk B! Evet, böyle sesleniyorlar öz çocuklarına. Onları henüz bebekliklerinden itibaren çılgın performanslarına alet ediyorlar. Çocuk yetiştirmeyi, anneliği ve babalığı, aile ilişkilerini bir amaç değil, bir araç olarak görüyor, kullanıyorlar sanatlarında. Çünkü Fangler için sanat bir tablo, bir dans, bir film ya da bir metinden bambaşka bir şey ifade ediyor:

“Kontrol altındaki ortamlarda yapılan şeyler hakkında ne dedim ben sana? Sanat o değil. Ölü, hareketsiz. Sanat galerisinde kendini vurdurtmuşsun; kime ne bundan? Tehlike yok, sürpriz yok. Ne olacaksa dış dünyada olmalı, sanat olduğunu bilmeyen insanların etrafında olmalı. Böyle olması gerekiyor.”
(Fang Ailesi, Kevin Wilson, sf.181)

Romanın on üç bölümünün arasına yerleştirilmiş, Fanglerin farklı yıllarda icra ettikleri performanslarla ilgili bölümler bazen komik, bazen şaşırtıcı, bazen şok edici, ama her zaman ilginçler. Hiçbirinde Caleb ya da Camille değiller onlar, bambaşka insanlar olarak çıkıyorlar karşımıza. Tabii her zaman ihtiyaç duydukları Çocuk A ve Çocuk B de…

O günlerin yıllar sonrasında geçen asıl bölümlerde ise romanın merkezinde farklı iki Fang var: Annie ve Buster. Onlar artık Çocuk A ve Çocuk B olmasa da, geçirdikleri çocukluğun etkilerinin psikolojilerine, aldıkları kararlara ve yaptıkları seçimlere ne denli yansıdığını görmek hiç de zor değil. Oscar’a aday gösterilmiş dengesiz ve alkolik bir aktris olan Annie ve ilk romanının yakaladığı başarıyı bir türlü yakalayamadığı için dergilerde saçma makaleler yazan bir yazar olan Buster… Birer kaybedene dönüşmüş, anne-babalarının sanatının bir parçası olmaktan kaçarken ailelerinden kopmuşlar. Roman, her ikisinin de yaşadıkları talihsizlikler ve bunlar sonucu aldıkları bir süreliğine eve dönme kararıyla başlıyor. Ve her “eve dönüş” hikayesi gibi, geçmişleriyle yüzleşmeleri ile akıp gidiyor.

Sanatın bambaşka formlarına dair birçok söz söyleyen, sanat anlayışınızı sorgulamanıza neden olan bir roman “Fang Ailesi“. Ama kesinlikle sadece sanat üzerine bir roman değil. Performansların anlatıldığı bölümlerde sonunu heyecanla beklediğiniz kısa öyküler, romanın genelinde ise polisiye diyebileceğiniz bir hikaye anlatıyor. Kaçırmayın!

Fang Ailesi (The Family Fang)

Kevin Wilson (Çeviren: Emre Ülgen Dal)

domingo, Kasım 2012, 300 sf.

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?