Bir annenin hatırası, Provence’ın yumuşak ışığı ve tasarımın şiirsel dili… Simon Porte Jacquemus, Le Valérie ile kendi kişisel dünyasına, anılara ve duygulara açılan içsel bir pencereyi aralıyor.

https___hypebeast-com_wp-content_blogs-dir_6_files_2025_11_13_le-valerie-campaign_hd_3-1-scaled-e1763046949635
Le Valérie | Fotoğraf: Jacquemus

Jacquemus, her koleksiyonunda Provence’ın ışığını, kırların huzurunu ve gündelik anların naif şiirselliğini tuvaline taşıyor. Ancak Le Valérie, bu atmosferi yalnızca çağrıştırmakla kalmıyor; tasarımcının kişisel tarihinde derin bir yere sahip olan bir adı, Valérie’yi, doğrudan merkezine yerleştiriyor. Simon Porte Jacquemus, annesine duyduğu bağlılığı bu kez bir çantanın formunda ölümsüzleştiriyor.

Versailles Orangerie’de tanıtılan Le Paysan koleksiyonuyla birlikte sunulan Le Valérie, 1930’ların klasik şehir çantası estetiğini çağrıştırıyor. Ancak bu tarihi referans, tasarımın nostaljik ruhuyla sınırlı değil. Çantanın geometrik ve net hatları, Simon’ın annesiyle ilişkisindeki zarafeti, sadeliği ve derinliği çağrıştırıyor. Çocukluğunun yaz akşamlarında annesinin liman kıyısında yürüyüşünü izlerken fark ettiği kendine özgü o şıklık, bugün çantanın duruşunda yeniden hayat buluyor. Modelin heykelsi halka kapaması, Jacquemus’un daha önce Bambola’da kullandığı imzanın rafine bir devamı niteliğinde. Bu detay, geçmişle bugün arasında kurulmuş sakin bir köprü niteliği taşıyor. Çantanın yüzeyindeki kusursuz yapı ile yumuşak kıvrımlar arasındaki denge, tasarımın hem olgun hem de içten bir ifade taşımasını sağlıyor.

adsiz-tasarim-5-4
Le Valérie | Fotoğraf: Jacquemus

Le Valérie’nin en çarpıcı unsurlarından biri, şüphesiz, tasarıma eşlik eden küçük deri charm’lar. Limonlar, havuçlar, çilekler… Bu meyve ve sebze figürleri, Jacquemus’un aile köklerinin uzandığı Provence pazarlarının renkli düzenini anımsatıyor. Çocukluğunda ailesiyle birlikte geçirilen pazar sabahlarının, taze sebzelerin kokusunun ve emeğin sıcaklığının bir yansıması niteliğinde tasarlanan bu charmlar, yalnızca bir aksesuar değil; Simon’ın ailesine, özellikle de annesine duyduğu sessiz minnettarlığın küçük, zarif sembolleri.

Kampanyanın yüzü Charlotte Le Bon, Jacquemus’un hatıralarını modern bir kadının doğal enerjisiyle buluşturuyor. Kampanyada yer alan sahneler, abartıdan uzak, gündelik hayatın zarafetini merkeze alan bir anlatı sunuyor. Kapıdan çıkarken omuza asılan bir çanta, hızlı bir makyaj anı, hafifçe dağılmış saçlar… Bu sahneler, Simon’ın annesini gözlemlediği o erken çocukluk anılarını, bir çocuğun perspektifinden bugüne ait bir dille yeniden kuruyor. Le Bon’un oyunculuğu, kampanyaya sıcaklık ve samimiyet katarken, Le Valérie’nin hikâyesini daha da güçlendiriyor.

adsiz-tasarim-6-4
Le Valérie | Fotoğraf: Jacquemus

Kendi yaşamının detaylarını bir arşiv gibi kullanarak kayıpları, sevinçleri, kökleri ve belleği koleksiyonlarına taşıyan Jacquemus, Le Valérie ile bu yaklaşımın en içten örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Simon’ın annesi Valérie’nin hayatındaki etkisini açık bir dille yansıtan bu çanta, aynı zamanda tasarımcının kendi kimliğini oluşturan en önemli hikâyelerden birini zarif bir formda görünür kılıyor.

Le Valérie, yalnızca bir çanta olarak değil; bir annenin siluetinin, emeğinin ve sevgisinin tasarıma dönüşmüş hâli olarak öne çıkıyor. Modern estetikle duygusal bir anlatının ustaca birleştiği bu parça, Jacquemus’un moda sahnesindeki özgün konumunu bir kez daha doğruluyor. Zarafeti, inceliği ve taşıdığı hikâyeyle, uzun yıllar boyunca hatırlanacak güçlü bir moda objesi olarak şimdiden yerini alıyor.

Kapak Fotoğrafı: Jacquemus

İlginizi çekebilir: Lal Ece Ersoy’dan Birkin Bag