New York, her kültürden insana ev sahipliği yaptığı gibi; o kültürlerin her birinden de birçok şey barındırıyor ve her türlü sanat dalına, her türlü sanat anlayışına, her türlü ilgi alanına hitap eden bir şeyi bulabileceğiniz bir cennet vaat ediyor. Sunulan seçeneklerin tamamını tüketmeye yılların yetmeyeceği bir gerçek. Kısıtlı zamanda New York’tan en fazlasını almayı bekleyeceğinizi düşünerek 7 farklı alanda kesinlikle uğramanız gereken 7 mekanı sıralamaya çalıştım.

new york - lincoln center sign

1. Bağımsız Sinema Cenneti New York

Biz İstanbul’da sinematek özlemiyle yanıp tutuşalım, bağımsız filmleri ya da belgeselleri sinemada izleyebilmek için festivallerin yolunu gözleyip bilet kuyruklarında bitap düşelim; New York’un şanslı sakinleri şehrin dört bir yanına yayılmış sinemalar, sinematekler, film merkezleri ve müzelerdeki gösterimlerde her türlü filmi deneyimlemenin zevkini sürüyor. Manhattan’ın hemen hemen her köşesinde ama en çok da Times Square çevresinde Hollywood aksiyonlarını, komedilerini, blockbusterlarını 3D’miş IMAX’miş her türlü imkanla izleyebilir, başlıcaları Greenwich Village çevresinde olan sinemalarda ise bağımsız yapımları bulabilirsiniz. IFC Center, Angelika Film Center ve Film Forum, New York’ta geçireceğiniz zamanı planlarken programlarına bakmanız gereken ilk sinemalar arasında.

new york - lincoln center

Benim önerimse Lincoln Center Film Society olacak. Central Park’ın hemen güneybatı ucunda, sanat okulundan opera binasına, tiyatro salonlarından sinemalara tam bir kültür-sanat cenneti olan Lincoln Center’ın bir parçası olan bu film merkezinin programında ABD yapımı bağımsız filmler ve belgeselleri bulabileceğiniz gibi, diğer ülkelerden gösterimlere ya da yönetmen ve oyuncularla söyleşi ya da konferanslara da denk gelebilirsiniz. Lincoln Center Film Society, Elinor Bunin Munroe Film Center ve The Walter Reade Theater adlı iki ayrı salonda faaliyet gösteriyor.

new york - mcj books

2. Sımsıcak Kitapçılar

New York’ta hemen hemen her 4-5 blokta bir karşılaşacağınız, irili ufaklı Barnes & Noble’larda kitap, DVD, CD, dergi ne ararsanız bulabileceğinizi zaten biliyorsunuzdur. Fakat İstanbul’u ziyaret edecek birine “D&R”a gitmesini önermek ne kadar anlamsız, mekanik, kapitalist ve soğuksa, New York’u ziyaret edecek olanlara da Barnes & Noble’dan bahsetmek o kadar saçma. İstanbul’un kentsel dönüşen ve yerel, bağımsız kitapçıları içlerindeki sıcaklık ve bilgelikle birlikte yok etmeye çalışan yapısının aksine, New York’ta her gün hangi bölgeyi ziyaret ederseniz edin onlarca kitapçıyla karşılaşmanız ve bunların içerisinde kendinizi kaybetmeniz mümkün.

new york - mcj books

Her biri kendine özgü seçenekler arasından benim önerim, SoHo’daki McNally Jackson (McJ) kitapçısı olacak. Prince Street üzerindeki bu iki katlı kitapçı, her konuda her kitabı bulabileceğiniz ve çalışanlarının orada neyi bulabileceğinize ya da sizin neyi seveceğinize dair her şeyi bildiği o edebiyat mabetlerinden. Kitap rafları bazı bölümlerde konuya, bazı bölümlerde ülke edebiyatlarına göre ayrılmış. Alt katında yazarlarla söyleşilerin düzenlendiği, etkinlik olmadığı zamanlarda ise oturup kitap okuyabileceğiniz bir alan var. Giriş katında ise küçük, sıcak bir cafesi ve -sıkı durun- bir mini-matbaası var McJ’in! Kendilerini “A place where you can read books, buy books, write books, and talk about books. And now a place where you can make books, too.” şeklinde tanıtmışlar. Çok haklı ve çok tatlılar.

new york - nbc experience store

3. Televizyon Dünyasının İçine Yolculuk

Hollywood Amerikan sinema ve televizyon dünyası için büyük önem taşısa da, birçok Amerikan televizyon kanalının merkezinin bulunduğu New York’un önemini de göz ardı etmemek gerek. “30 Rock” izleyip, 30 Rockefeller Plaza adresinde bulunan binadaki stüdyoların içini ve burada yaşanan kurgusal olayları gören herkes demek istediğimi anlayacaktır. Manhattan sokaklarında yürürken her yerde NBC, HBO, abc gibi kanalların isimleriyle ve logolarıyla karşılaşmanız mümkün. Hele bizim gibi ziyaretiniz dizi sezonunun hemen öncesine denk geliyorsa, başta Times Square ve metro durakları olmak üzere her yerde yeni dizilerin tanıtımlarıyla karşılaşacaksınız. Amerikan televizyon deneyimini en iyi yaşatan yer ise Rockefeller Plaza’da bulunun NBC Experience: Bu ‘deneyim’, NBC stüdyolarının bulunduğu binada düzenlenen stüdyo turlarının yanı sıra, dev bir hediyelik eşya dükkanını da kapsıyor. Friends’den The Office’e, 30 Rock’tan Saturday Night Live’a hepinizin hayatında bir dönem bir NBC dizisi/şovu izlediğine eminim. Tüm bu dizi ve şovlarla ilgili gerekli-gereksiz her türlü hediyelik eşyayı bulacağınız bu mağazaya belli bir bütçe ayırmanız şart. (Diğer yandan Game of Thrones dışında hiçbir dizisine gereken özeni göstermeyen HBO Store’u kınıyorum. Yine de ilgilenenler için HBO Store, 1100 6th Avenue adresinde bulunuyor.)

new york - paper source

4. Marifetli ve Yaratıcı İnsanlar İçin Mekanlar

En yaratıcı insanların bir araya toplandığı en güzel şehirlerden biri New York… Başta Williamsburg ve Chelsea’da farklı zamanlarda kurulan “Artist & Fleas” pazarındaki tezgahlar olmak üzere, her türlü malzemeyle çalışan sanatçı ve tasarımcılarla her an her yerde karşılaşabiliyorsunuz. Siz de, biraz marifetli ve yaratıcıysanız New York’ta ilgilendiğiniz alanla ilgili malzemeler bulmanız gerçekten çok kolay. Örgüden origamiye, tığdan marangozluğa ne ararsanız… Ben kağıt ile çalışanlar için bir öneride bulunacağım: Paper Source. ABD’nin birçok eyaletinde bulunan bu kırtasiye, sıradan bir kırtasiye olmayı reddedip kendini kağıt sanatına adamış. Birbirinden güzel not defterleri, kalemler, damgalar, paket kağıtları, craft kağıtları, mürekkep gibi araç ve gereci bulabileceğiniz gibi davetiye ve tebrik kartı konusunda da sınır tanımıyor Paper Source. Sevdiklerinize minik bir Özgürlük Anıtı ya da I love NYC kupasından daha yaratıcı hediyeler almak istiyorsanız doğru adres burası. Paper Source’un Manhattan’da Upper West Side, SoHo ve West Village’da birer, Brooklyn’de iki şubesi bulunuyor.

new york - lego store

5. Hobilerin Efendisi: LEGO

Evet, biraz taraflı bir alt-başlık atmış olabilirim. Fakat neredeyse doğduğumdan beri elimden ve kalbimden düşmeyen LEGO’larla oynamayı 26 yaşımda da en az 6 yaşımdaykenki kadar seviyorum. Rockefeller Center’daki LEGO Store ise yalnızca çocukları değil, benim gibi LEGO seven büyükleri de çıldırtacak çeşitlilik ve büyüklüğe sahip. Küçük ve büyük kovalara doldurabildiğiniz kadar LEGO parçasını da satın alabiliyorsunuz, her yerde bulamayacağınız special edition setleri de bulabiliyorsunuz, ortaya dökülmüş parçalardan kendi minifigürlerinizi de yapabiliyorsunuz, LEGO Takvim ya da LEGO düzenleme kutuları gibi araç-gereçle de karşılaşabiliyorsunuz bu iki katlı mağazada.

new york - love

6. New York’un Sanat Dolu Sokakları

Kamusal sanat ve sokak sanatı söz konusu olduğunda da dopdolu New York… Robert Indiana’nın ikonik pop art figürü LOVE, birçok farklı formda karşılaşabileceğiniz gibi New York sokaklarının da sevilen heykellerinden biri. LOVE dışında, Red Cube, Alamo gibi birçok heykele de kamusal alanlarda tesadüfen rastlayabilirsiniz. Örneğin Lower Manhattan’da gezinirken Keith Haring, Upper East Side’da bir müzeden ötekine koştururken Manolo Valdés imzalı heykellerle karşılaşabilirsiniz. Bunun dışında sokaklarda, duvarlarda, parklarda irili ufaklı graffitiler de gözünüzden kaçmamalı.

new york - high line

new york - high line signNew York’ta hem sokak sanatını hem de kamusal sanatı bir arada keşfetmek içinse oldukça inovatif bir parktan bahsetmek şart: High Line. Chelsea’de bulunan bu park, işlevsizleşmiş eski bir yerüstü tren yolunun yeşillendirilerek parka dönüşmesinden meydana gelmiş. Yol boyunca yürürken hem yüksekten Chelsea sokaklarındaki graffitileri inceleyebiliyor, hem de parka doldurulmuş onlarca heykel ve yerleştirmeyi görebiliyorsunuz. Ufak kahve standları, güneşlenebileceğiniz şezlonglar ve güzel bir manzara da bonusu!

new york - highline

7. Çağdaş Sanatın Kalbi New York

new york - chelsea galleriesBirçoğu Chelsea, Lower East Side, Upper East Side ve Midtown East’te bulunan Manhattan galerilerin sayısını bilmiyorum. Fakat yalnızca Chelsea’deki tek bir sokağın tek bir tarafında bulunan galeri sayısı bile İstanbul’a rakip olabilecek durumda. Hal böyle olunca New York’a varmadan çok önceden ufak bir araştırma yapmak, hangi galerilerin hangi günler açık olduğunu, hangi tarihler arasında hangi sanatçıların sergilerinin bulunduğunu öğrenmek çok büyük önem taşıyor. Upper East Side’da zile basarak açılan kilitli kapıların ardındaki, kadife halıların üzerinden yürüyüp, kristal trabzanlı merdivenlerden çıkarak ulaşılan galerileri tercih etme özgürüğüne sahip olsanız da, benim önerim kesinlikle bir ya da yarım gününüzü Chelsea’nin sokaklarına ayırmanız.

new york - chelsea galleries

High Line’ın hemen altında yer alan, başta W23rd, W24th ve W25th sokaklarda -abartmıyorum- yaklaşık 100 galeri bulabilirsiniz. Bu sokaklarda her biri yan yana dizilmiş galeriler arasında duvarlarını sokak sanatçılarına ayıranlara da, fotoğraf galerilerine de, elindeki fazla Warhol ve Lichtenstein’ları duvara dayayacak kadar zengin mekanlara da, “bu da sanat mı şimdi” diye sorgulatanlara da rastlayacaksınız. O kadar çok galeriye girip çıkacaksınız ki, kendinizi bir sanat fuarında sanabilir ya da uzun bir süre galeri gezmekten soğuyabilirsiniz. Fakat bunu göze alarak, önceden not aldığınız galerilere uğramayı garantileyecek bir rota çizdikten sonra, önünden geçtiğiniz ve açık olan her galeriye mutlaka uğrayın. Yepyeni sanatçılar keşfetmenin, hiç ummadığınız bir yerde ummadığınız bir esere aşık olmanın yollarından biri de bu.

New York’taki kültür ve sanat turunuza devam etmek için Emre Eminoğlu’nun “New York Müzeleri Rehberi“ni inceleyebilir, karnınız acıktıysa afaysala’nın iki bölümlü “Aç Kalmayı İmkansızlaştıran Şehir: New York City” yazısını okuyabilirsiniz.

Fotoğraflar: afaysala

Emre Eminoğlu

theMagger Editörü, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?