Sanatın dönüştürücü gücü, yalnızca geleneksel galeri ve müzelerde değil, alternatif söylemler ve mekânlar aracılığıyla da kendini gösterir. Bir semtin dokusuna, gündelik yaşantısına ve toplumsal belleğine nüfuz edebilecek bu potansiyel, bugün bir dükkânda, yarın ise bambaşka bir alanda deneyimlenebilecek dinamik bir süreç olarak karşımıza çıkar. Geçtiğimiz hafta katıldığım Art In Shop etkinliği, bu anlayışın çarpıcı bir örneğini sundu. Kaybolmaya yüz tutmuş değerleri ve değişen demografik yapıları geri getirmek elbette mümkün değildir; ancak sanat ve kültür, bir semtin hafızasını canlı tutarak, yerel halkla yeni bağlar kurma ve ortak bir aidiyet duygusu inşa etme imkânı sunar. Bu yazıda, Art In Shop etkinliğinden hareketle, alternatif söylem ve mekânlar üzerinden sanatın kolektif farkındalık yaratmadaki rolünü ve toplulukları nasıl yeniden bir araya getirebileceğinden biraz bahsedeceğim.

img_6452
Lalehan Uysal-Gönül Paksoy | Fotoğraf: Tuba Nil Dengiz

İstanbul’un eski ve güzel semti Nişantaşı, bu yıl ikinci kez düzenlenen “Dükkânda Sanat Var” etkinliğiyle sokaklarını sanatla buluşturdu. “Art In Shop” etkinliği kapsamında, semtin gerçek ruhunu yansıtan dükkanlar sanat eserleriyle dolup taşarken, terlikçiden fotokopiciye, çiçekçiden tasarım butiğine kadar pek çok mekan alternatif birer sergi alanına dönüştü. Tümü birbirine yürüme mesafesinde yer alan bu dükkanlar, günlük hayatın olağan akışı içinde ziyaret edilip alışveriş yapılan yerler olmanın ötesine geçerek, çağdaş Türk sanatçı ve tasarımcıların eserlerine ev sahipliği yaptı. Cubis Art tarafından tasarlanan ve Dreamscircle’ın organizasyonunu üstlendiği etkinlik, Nişantaşı’nın sanatla yeniden canlanmasına ve mahalle sakinlerinin gündelik yaşam içinde sanatla beklenmedik anlarda karşılaşmasına olanak sundu.

img_6417-2
Begüm Malkoçlar-Plumon | Fotoğraf: Tuba Nil Dengiz

Cubis Art’tan Zeynep Esen’de Art In Shop’u şu şekilde anlattı: “Yaratıcı ekonominin dinamikleri içinde kültürel sektörlere yenilikçi bakış açısı getiren bir Türk sanat markası olan Cubis Art İstanbul olarak; sanat, tasarım ve kültür odağında projeler geliştiriyoruz. Katkıda bulunduğumuz alanlara dinamizm getirmek ve yeni bir soluk vererek değer yaratmak, en önemli hedefimiz. Adında İstanbul olan bir firma olarak, uygun bağlamı olan her projede kaybettiğimiz kent belleğini de kayıt altına alan bir yaklaşım sergilemeye çalışıyoruz. Art In Shop projesinin de fikri aynı; sanat sokakta, esnafın dükkanlarında. Buralara günlük alışverişini yapmak için giren semt sakinleri bir sanat izleyicisi ve bu mekanlar da birer sergileme mekanı. Bu fikir bizi heyecanlandırıyor. Geçen yıl Tophane’de yaptığımız ilk Art In Shop o kadar güzel geçti ki, etkinliği bu yıl da doğup büyüdüğüm semt olan; eski dükkanlarını, insanlarını, ruhunu biraz da hüzünle yad ettiğim Nişantaşı’na taşımaya karar verdik. Nişantaşı sadece şık bir alışveriş noktası değil, ruhu ve karakteri olan bir semt. Bugün pasajların içinde kalan, pek bilinmeyen dükkanda şapkacılıktan terziliğe kadar yaşatılan zanaatlar var. Geçmişin dokusunu bugünün tasarım ve sanat anlayışıyla birleştiren bir köprüyü kurmak, Art In Shop’u takip edecek olanları ellerinde haritalarıyla bu dükkanlarda sanat eserleriyle karşılaştırmak ve buradan doğan sinerji bize heyecan veriyor.”

img_6425-3
Vedat Bilen-Copy Shop | Fotoğraf: Tuba Nil Dengiz

Küratör Aydan Uzun eşliğinde gezdiğimiz bu etkinlik gerçekten keyifli ve ilham vericiydi. Nişantaşı sokaklarında dolaşarak hem semti hem de esnafı yakından tanıma fırsatı buldum; ayrıca daha önce hiç karşılaşmadığım sanatçılar ve eserlerini keşfetmek, hatta bazılarıyla sohbet etmek benim için çok güzel bir deneyimdi. Gelecek sene sizlerin de bu etkinliği takip etmenizi ve mutlaka deneyimlemenizi içtenlikle tavsiye ederim; eminim siz de bu keyifli atmosferin tadını çıkaracaksınız.

Kapak Fotoğrafı: Tuba Nil Dengiz

İlginizi çekebilir: Artsy Magger’dan İstanbul’un Çağdaş Sanat Galerileri