Parma Sole: Parma Mutfağından Başlayan İtalya Yolculuğu
Parma Sole, İtalyan kültürünün zarif dokunuşlarını Şile’nin doğal güzelliğiyle harmanlayan özel bir atmosfere sahip bir butik otel. İçerisinde ise özellikle Parmigiano Reggiano’nun (Parmesan peyniri) doğum yeri olan ‘Parma’ şehrinin özel tatlarına vurgu yapan bir İtalyan restoranı bulunuyor. Menüdeki her detay, İtalya’nın sade ama özenli mutfak anlayışını yansıtırken sunumlarda da Akdeniz şıklığını hissetmek mümkün. Zeytinyağının baskınlığı, taptaze malzemelerin ön planda oluşu ve tabaklardaki denge, size kimi zaman Toskana sofrasında oturuyormuş hissi veriyorken kimi zaman da sizi İtalya’nın farklı bölgelerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Mekânın beyaz, gri ve toprak tonlardaki dekorasyonunun, doğanın yeşili ile birleşimi, adeta sakinliği çağrıştırıyor. Aile işletmesi olarak gösterdikleri misafirperverlik ise kendinizi İtalya’daki sıcak, samimi trattoria’larda hissetmenizi sağlıyor.
Bir bahar günü, benim gibi İtalya tutkunu olan yazar Melissa Mey ile İstanbul’un kalabalığından kısa bir kaçış yaparak Şile’nin huzurlu doğasında, Parma Sole Otel’in restoranında günübirlik bir tadım yolculuğuna çıktık. Sevgili arkadaşım Mey ile birlikte çıktığımız bu küçük keşif, hem lezzet hem de ilham açısından dolu dolu geçti. Sanat, edebiyat ve tabii ki İtalya sohbeti eşliğinde İstanbul’dan yaklaşık bir saat süren keyifli bir araba yolculuğunun ardından Parma Sole’ye vardık. Ardından güneşin tatlı ışıklarıyla parlayan bahçeye bakan restoranda, bir deneyimin kapıları araladık.
Aile işletmesi olarak hizmet veren Parma Sole otelin güzel aile üyeleri bizi keyifli bir sofrada karşıladılar. Prosecco’muzu yudumlarken bize otelin tarihçesinden bahsettiler ve ardından beni İtalya’ya götüren birbirinden leziz tabaklar soframızı renklendirdi. Keyifli yemeğe tabii ki İtalya sohbetimiz eşlik etti.
Parma Sole Otel’in hikâyesi, İtalya’nın Parma şehrine duyulan derin bir hayranlıkla başlıyor. 1979 yılından itibaren ailece sıkça ziyaret edilen bu şehir, zamanla bir ilham kaynağına dönüşmüş ve bu tutkuyu İstanbul’a taşımak amacıyla Parma Sole markası doğmuş. Bu süreçte, Parma mutfağının özgün lezzetlerini ve İtalyan yaşam tarzını yansıtan bir mekan yaratma arzusu, eskiden ailenin yazlık evi olarak kullanılan bu mekânda hayata geçirilmiş.
2018 yılından bu yana, Parma Sole, özel davetlere ve düğünlere ev sahipliği yaparak misafirlerine unutulmaz anlar sunuyor. 7500 metrekarelik yemyeşil bir arazi üzerine kurulu olan otel, İtalyan mimarisinden esinlenerek tasarlanmış 12 odasıyla konuklarına huzurlu bir konaklama deneyimi sunuyor. Restoranında ise, kendi ürettikleri doğal malzemelerle hazırlanan Parma mutfağının en güzel örnekleri servis ediliyor. Parma Sole, misafirlerine samimi bir atmosferde kaliteli hizmet sunmayı amaçlıyor. Hafta sonları düzenlenen şarap tadımları ve çeşitli atölye çalışmalarıyla da gastronomi tutkunlarına hitap ediyor.
İtalyan mutfağında malzemeye gösterilen özen Parma Sole’nin mutfağında da dikkat çekiyor. Parmigiano Reggiano (parmesan peyniri) ve prosciutto Parma’dan geliyor. Sebze ve meyveleri kendi çiftliklerinde klasik yöntemlerle yetiştiriyorlar. Zeytinyağını, Milas’tan getirdikleri taş baskı değirmeninde imal ediyorlar. Kastamonu’dan siyez buğdayı ve bulguru, Karaman’dan durum buğdayını, Trabzon Sürmene’de üretilen taş değirmende una ve irmiğe dönüştürüyorlar.
Parma Sole’nin menüsü, İtalyan mutfağının özünü yansıtan rafine ve özenli lezzetlerle dolu. Özellikle parmesan fondüsü içinde sunulan enginar sufle Soufflé (Sformatino) di Carciofi con Fonduta di Parmigiano, Parma’dan gelen gerçek Parmigiano Reggiano peyniriyle birleşerek damağınızda unutulmaz bir iz bırakıyor.
El yapımı üç farklı tortelliden oluşan Tris di Tortelli – pazı, balkabağı ve patates dolgulu çeşitleriyle – klasik bir Parma deneyimi yaşamak isteyenler için harika bir deneyim sunuyor. Taze siyah trüf mantarıyla hazırlanan Risotto al Tartufo Nero, trüf severleri fazlasıyla memnun edecek yoğun ve aromatik bir seçenek.
Tatlı kapanışı ise yaban mersini sosuyla servis edilen limon ve vanilya aromalı Panna Cotta, hem görsel sunumuyla hem de zarif tat dengesiyle etkileyici bir final sunuyor.
Bu lezzetler, restoranın zengin şarap kavında yer alan yerli ve yabancı butik üreticilere ait özel şaraplarla kusursuz bir şekilde eşleşiyor. Özellikle Toskana bölgesinden gelen, DOCG kalite sınıflandırmasına sahip Chianti, Brunello di Montalcino ve Vino Nobile di Montepulciano gibi şaraplar, hem derinlik hem de karakter açısından etkileyici. Bu şarapları, restoranın imza yemeği olan “Ossobuco alla Milanese con Risotto allo Zafferano” ile birlikte denemeniz, gerçek bir İtalyan sofrası deneyimi yaşamanızı sağlayacaktır.
Keyifli yemeğin ardından oteli ve geniş bahçesini geziyoruz. Bahçeye giderken bir odadan geçiyoruz. Gözüme daktilo koleksiyonu ilişiyor. Tabii ilk daktilo markası olan ‘Olivetti’ de var içlerinde. O anda en son ziyaret ettiğim Venedik’te bulunan Olivetti mağazası canlanıyor gözümde. 20. yüzyıla ait daktilolar ve hesap makineleri bulunuyor bu özel mimariye sahip mağazada. Benzer güzellikteki daktilolara dokunarak, inceleyerek bahçeye yöneliyoruz. Bahçede birbirinden güzel meyve ağaçları bulunuyor. Mis kokulu çileklerin, dalından kopartarak tadına bakıyoruz ve mis gibi havayı içimize çekiyoruz. Ardından taş değirmenin bulunduğu kısma geçiyoruz. Buğdayı taş değirmende öğüterek una dönüştürüyorlar. Daha sonra da kendi öğüttükleri unla taze makarnalar yapıyorlar. Bu detay da beni Puglia bölgesine, Bari Vecchia’da kadınların evlerinin önüne tezgah kurup makarna yaptıkları sokağa götürdü. Parma Sole’de Italya’nın farklı bölgelerine, şehirlerine beni taşıyan birçok detay kalbimi çaldı gerçekten.
İtalya tutkunları; Pama Sole’nin farklı tatlar alarak ruhunuzu besleyeceğiniz bir yolculuk, hoş bir deneyim olacağını düşünüyorum. Gittiğinizde Enver Bey ve Mert Bey’le İtalya hakkında sohbetlemeyi de unutmayın derim…
Kapak Fotoğrafı: Damla Anol Erol
İlginizi çekebilir: Damla Anol Erol’dan The Barn

Damla Anol Erol 














Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!