Alışveriş yaparken sepetinize bir şey atmadan iki kez düşünüyor musunuz? Düşünün. Tek kullanımlık plastik atıklarla ilgili bildiklerinizi etrafınızdakilerle paylaşıyor musunuz? Paylaşın. Matara kullanıyor musunuz? Kullanın. Alışverişe kendi bez çantanız ile gidiyor musunuz? Gidin. Çünkü, başta siz, sonra hepimiz tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek için yeni adımlar atmadığımız sürece, doğanın yok olmasında istemeden de olsa rol oynuyor. Ellerinizle doğaya zarar vermek ister miydiniz? Elbette ki hayır. Ama bilinçli olmasa da veriyorsunuz, veriyoruz. Peki değişim yaratmak için neler yapabiliriz?

Tek kullanımlık plastik üretimi ve tüketimi, günümüzün en önemli sorunlarından ve sürdürülebilir bir düzenin önündeki en büyük engellerden biri. Doğayı ve denizleri kirleten, yaban hayatını tehlikeye atan, gıdadan soluduğumuz havaya bizlerin sağlığını olumsuz etkileyen tek kullanımlık plastiklerin üretimi, WWF Türkiye’nin Plastik Raporu verilerine 1950’den günümüze 200 kat arttı.

En basit örneğiyle, susadığınızda aldığınız ve içince çöpe attığınız bir pet şişeyi düşünün. Sizin için en fazla 5-10 dakikalık bir işlem değil mi? İçtiniz ve çöpe attınız. Ama bu süreç doğada maalesef ki aynı şekilde işlemiyor. Çöpe attığınız her pet şişe, geri dönüştürülmediği taktirde -ki çoğu geri dönüştürülmüyor, 400 yıl boyunca doğada kalıyor. Bu süreler plastik poşetler için çok daha fazla; en az 1000 yıl.

Plastik poşeti çevreye bıraktığınızda, toprak plastik malzemeyi ememediği için, çok uzun bir süre toprakta kalıyor ve içerisindeki zehirli kimyasalları toprağa salıyor. Toprakta yaşayan canlılar bu plastik atıkları sindirmeye çalışıyorlar; ya olumsuz etkileniyor, ya hayatlarını kaybediyorlar. Bu tabii ki dönüp dolaşıp yeniden bizleri etkiliyor, toprak ve su dengesi bozuluyor. Tahmin edersiniz ki, bu dengenin bozulması demek toprakta yetişen gıdaların etkilenmesi ve sağlıksız sular içmemiz demek. İşte 1000 yıl derken, tüm bu etkilerin yok olma süresinden bahsediyoruz. Sizce de çok yazık değil mi? Hele alternatifi elimizin hemen altındayken! Hızlı gitmeyelim, alternatifler konusuna ayrıca geleceğiz. :)

Evet, miktro plastiklerle kirlenmiş gıdaları tükettiğimizde biz de plastik yutabiliyoruz ancak plastik atıklardan etkilenen canlılar yalnızca bizler değiliz; memeliler, sürüngenler, kuşlar ve balıkların da dahil olduğu 270’ten fazla hayvan türü plastik atıklara takılıyor ve kronik hastalıklara yakalanıyor, ya da hayatlarını kaybediyorlar. Yine aynı şekilde, 240’tan fazla hayvan türü, hatta her iki deniz kaplumbağasından biri plastik yutuyor! Nasıl mı? Örneğin, deniz kuşları yiyeceklerini koklayarak seçiyorlar. Yosunlarla kaplanmış plastikler ise, kükürt kokusu yaydıklarından kolayca yiyecek zannedilebiliyorlar. Plastikler, bu ve bunun gibi sayısız yanıltıcı özelliğe sahip! Ve tahmin edersiniz ki, bu plastiklerin hayvanların sindirim sisteminden geçmesi mümkün değil. Dolayısıyla aşınmalara, tıkanıklıklara ve ölümlere neden oluyorlar.

Peki ya doğal alanlar? Evet, onlar da zarar görüyor. Birçok plastik atık, topraklarda, nehirlerde ve denizlerde son buluyor. Yok etme amacıyla %37’si yakılan plastik atıklar, havaya zehirli gazların salınmasına sebep oluyor. Sizce de bu kadar olumsuz etki, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeyi denemek için yeterli değil mi?

Haklı olarak, alternatiflerimiz neler diyeceksiniz. Aslında o kadar çoklar ki, yalnızca gerçekten isteyip farkında olmamız gerekiyor! Örneğin gıda atıklarının önüne geçmek için; alışveriş yapmadan bir liste çıkarmak ve o listeye sadık kalarak yalnızca ihtiyacınız olanları almak, organik atıkları biriktirip kompost yapmayı denemek, artan yemekleri çöpe atmak yerine yeniden ne şekillerde kullanabileceğinizi araştırmak yapabilecekleriniz arasında.

Tek kullanımlık pet şişelerin sürdürülebilir ve doğaya saygılı alternatifi matara kullanabilir, alışverişe bez çantayla gidebilirsiniz. Aslında hayatınızdan tek kullanımlık her şeyi çıkarabilirsiniz! Bambu çatal-bıçak veya metal pipet gibi, günümüzde hepsinin alternatifi var. Paketli gıdalardan uzak durabilir, yiyeceklerinizi cam kutularda veya doğal saklama kumaşlarında saklayabilirsiniz. Çünkü maalesef, plastik poşetlerde saklanan yiyecekler de ciddi kimyasallarla etkileşime geçiyor. Tek kullanımlık plastikler ile ilgili günlük hayatınızda değiştirebileceğiniz noktalar, güncel haberler ve daha fazlası için WWF Türkiye, SuCo, Ruhun Doysun gibi platformları takip edebilirsiniz. Sıfır atık bloglarından ise önerilerimiz GoingZeroWaste ve ZeroWasteChef.

Son olarak, sizlere oldukça ufuk açıcı bir TED konuşmasından bahsetmek istiyoruz: Emma Bryce – Attığımız Plastik Şişelerin Başına Neler Geliyor? Bu konuşma, ya da kısa film, plastik şişelerin bizlerin sağlığına ve doğaya nasıl farklı şekillerde etki edebileceğini açıkça görebilmemiz için önemli. Bryce’a göre bu 3 farklı şekilde mümkün. Biri, kendini çöp sahasında buluyor ve diğer çöplerle sıkışırken, yağmur yağdığında içindeki suda eriyen bileşikler çözünmeye başlıyor. Tabii, malzeme plastik olduğundan bu bileşiklerin bazıları toksik içeriyor. Sonra ne oluyor dersiniz? Bu bileşikler bir araya gelerek “sızıntı su” adlı bir karışım oluşturuyor, ekosisteme karışıyorlar ve doğal hayat yüksek oranda zarar görüyor. Toprağa, yer altı sularına ve daha pek çok kaynağa yayılıyor.

İkinci şişe, denizde son buluyor. Uzun zaman denizde dolaştıktan sonra, çöplerin toplandığı büyük bir sahaya ulaşıyor. Burası, dünyadaki 5 plastik dolu girdaptan biri olan ve Büyük Pasifik Okyanusu’nda yer alan Büyük Pasifik Çöp Girdabı olsun. Buradaki deniz canlıları plastikleri yiyecek sanıp yiyorlar. Plastik öyle bir malzeme ki, canlıları açken tok gibi hissettiriyor, böylece de onların açlıktan ölmesine yol açıyor. Ayrıca plastikten gelen toksinler besinlere, besin zinciri sayesinde de en sonunda bizlerin tabaklarına ulaşıyor.

Ve son olarak üçüncü şişe, atıldığı geri dönüşüm kutusundan bir kamyon tarafından alınıp fabrikaya götürülüyor. Burada diğerleriyle birlikte sıkıştırılıp düz hale getirilen plastik şişe, bir blok haline getirildikten sonra yıkanıp kaynatılıyor, küçük parçalara ayrılıyor ve tekrar kullanılabilecek ham maddelere dönüştürülüyorlar.

Seçim bizlerin. Unutmayalım, yalnızca bir dünya var ve onu korumak bizlerin elinde!

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Slow Food

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den “Semen Öner ile Röportaj: Atıksız Bir Mutfak”

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN