Bundan 5 sene önce eşim Tuna’yla Şile’de Casa Lavanda’ya gittik, Casa Lavanda‘nın hikayesini duyunca dünyamız, bakış açımız değişti. İşte o gün ileride doğayla, hayvanlarla iç içe, yeşilde yaşamanın hayalini kurmaya başladık biz. Bir gün gri havadan, korna seslerinden uzaklaşacağımıza kendimize söz verdik. Kaç yıl geçti fikirlerimiz hiç değişmedi. O gün bugündür, şehir hayatını yeşilliklere tercih eden kişilerin hikayelerinin peşindeyiz. Geçtiğimiz hafta sonu gittiğimiz, Kazdağları’nın Ahmetçe Köyü’nde yer alan Simurg Inn de böyle bir hikayenin ürünü. 3 sene önce sahibesi Dilara Hanım tarafından 4 odalı butik otel mantığıyla kurulan Simurg Inn, arınma, yenilenme peşinde olanları kucaklıyor.

Simurg Inn, şehirdeki konforu Kazdağları’nda arayanlar için kusursuz güzellikte. Mükemmel bir mekana geldiğinizi kapıdan girer girmez anlıyorsunuz. Yüksek tavanlı taş bina, birbirinden güzel çağdaş tablolar, tavandan inen o harika avize, dev camlardan görünen yeşil-mavi manzara karşılıyor sizi.

Simurg, otelden daha çok Dilara Hanım’ın evinde bir oda kiralamışsınız hissini veriyor. Dilara hanım ve otelin birbirinden harika köpekleri geldiğiniz anda sizi kapıda karşılıyor. Siz evin detaylarını incelemeye dalmışken, odanız gösteriliyor.

Odamız, uzun zamandır kaldığım en güzel, en şık otel odasıydı. Önünde tatlı balkonu, mumlar, kuru lavantalar, anka kuşu işlemeli cibinlikli yatağı, kitaplar, antika detaylar, organik şampuanlar…

Simurg, hayvan dostu bir otel. Hem de öyle böyle değil; her tarafta Dilara hanım ve kızı Dila’nın birbirinden sevimli köpekleri geziniyor. Bella, Layka ve diğer köpeklerle tanışır tanışmaz, hepsine aşık oluyorsunuz. Simurg’da kalırken Kuki’nin yokluğunu ne kadar hissettim anlatamam. Bir dahaki sefere Kukiş’le gideceğiz; biz gün içerisinde dinlendirken, o da Kazdağları’nın temiz havasını soluyacak, köpeklerle oynayacak.

Simurg’da bahçede gezinmek inanılmaz derecede keyifli. Evden çıkıp, üzerlerinde kelebekler uçuşan lavantaların aralarından geçerek, havuz&bar bölümüne geliyorsunuz. Havuzun yanında, karşıda Midilli Adası’nı seyre dalıp oksijene doyuyorsunuz.

Püfür püfür esen rüzgarla kitap okumanın keyfi bir başka oluyor. Simurg’dayken Nasuh Mahruki’nin “Kendi Everest’inize Çıkın” isimli kişisel gelişim kitabını okudum. Burası ortamıyla, hayattan ne istediğinize, ne beklediğinize karar verebileceğiniz bir yer. O yüzden giderken yanınızda bu tür kitaplarınızı ve yoga matınızı götürmeyi unutmayın.

Simurg’da keyfinize keyif katmak istiyorsanız, Reyhan Smash adlı kokteyllerinden sipariş edin. Bu bölgenin reyhanının kokusu, tadı bir başka…

Yukarıda gördüğünüz manzara eşliğinde günü batırdık, Simurg’un yetenekli şefi Kaan’ın ellerinden nefis bir levrek yedik, kokteyl keyfimize devam ettik. Arkamızda ateş yakıldı, o kokuyu çok özlemişim…

Gittiğimiz gece oldukça kuvvetli bir rüzgar vardı. Bir yerden sonra yakılan ateş de yetmedi, Simurg’da iç kısma, sanki kış günleri gibi şöminenin başına geçtik. Çayımızı içtik, sohbetimizi ettik sonra tüm gün aldığımız oksijenin etkisiyle erkenden uyuduk. Temiz hava, dışarıdan gelen horoz sesleri ve odanın müthiş manzarası ile erkenden uyandık.

Simurg’un kahvaltısı da gerçekten başarılı. Patatesli omlet, ev yapımı reçeller, nefis kaymak, tereyağ derken yine çok yedik ama güzel yedik.

Unutmadan ekleyeyim, otel arsasına 4 adet “guest house” yapılıyor. Her biri ortalama 55-60 metrekare olan bu evlerin içerisinde kendi mutfakları da olacakmış. Kafa dinlemek, kitabını bitirmek, resmini çizmek isteyen buradan ev kiralayabilecekmiş. Aklınızda bulunsun. :)

24 saatin sonunda eve dönüş vakti geldi… Çıkarken Dilara Hanım’ın kızı Dila Polaroid ile fotoğrafımızı çekti, anı defterinin arasına koydu ve not yazmak ister miyiz diye sordu. Notta, bu şıklığı, özeni hiç bozmamalarını, hep daha iyiye gitmelerini rica ettim.

Kazdağları’nın müthiş havasını, manzarasını, otelin güler yüzlü çalışanlarını ve sevimli köpeklerini buradan selamlıyorum.

Simurg Inn Adres: Kazdağları. Ahmetçe Köyü No:2, 17860 Ayvacık/Çanakkale

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN