Zenith Bageri’nin Hikâyesi: Feneryolu’nda Emek ve Lezzet
Hafta sonu Feneryolu’nda keşfettiğim, kapısından içeri girer girmez sıcaklığı hissedilen küçük bir fırın ile tanıştım: Zenith Bageri. Zeynep ve Atilla Balkan’ın birlikte hayata geçirdiği bu mekânda hem üretimin hem de emeğin samimiyeti hemen fark ediliyor. Mahallenin çok seveceğini düşündüğüm Zenith Bageri’yi daha yakından tanımak, hikâyelerini dinlemek ve bu özenli lezzet durağını daha çok kişiye duyurmak için onlarla kısa ama içten bir röportaj gerçekleştirdim.
Zenith Bageri’ye girdiğiniz anda sizi sıcak, samimi ve özenli bir atmosfer karşılıyor. Çok yakın zamanda Kopenhag’a gitmiş ve oradaki fırın kültürünü yerinde deneyimlemiş biri olarak, benzer bir sıcaklığı ve ürün çeşitliliğini Feneryolu’nda bulmak benim için gerçekten ayrıcalıklı bir deneyimdi. Üstelik burada atmosferin ötesinde, ürünlerin lezzeti ve sunumu da bu hissi tamamlıyor.
Ben ziyaretimde Çilekli Çanak, Orman Meyveli Cruffin ve bir sandviç denedim. Çilekli Çanak; çıtır, kat kat hamuru, kreması ve taze çilekleriyle hem hafif hem de dengeli bir lezzete sahipti. Meyvenin ferahlığı, kremanın yumuşaklığı ve hamurun tereyağlı dokusu birbirini çok güzel tamamlıyordu. Orman Meyveli Cruffin ise belirgin katmanları, meyveli dolgusu ve dengeli tatlılığıyla oldukça başarılıydı. Hamurun yalnızca dışı değil, iç katmanları da dokusunu ve çıtırlığını koruyordu. Gerçekten bayıldım!
Sandviç tarafında ise beni en çok etkileyen detay ekmek oldu. Kopenhag’daki fırın kültüründe ekmek yalnızca ürünün tamamlayıcısı olarak görülmüyor, başlı başına önemli bir unsur. Farklı ekmek çeşitleri arasından seçim yapabilmek, sandviç deneyimini de kişiselleştiriyor. Zenith Bageri’de de buna benzer bir yaklaşım görmek çok hoşuma gitti. Ekmeğin dokusu, aroması ve iç malzemelerle kurduğu ilişki oldukça başarılıydı. Dışı hafif çıtır, içi yumuşak yapıdaki ekmek; taze ve kaliteli malzemelerle birleşince sandviçi sıradan bir seçenek olmaktan çıkarıyordu. Kopenhag’da sevdiğim o güçlü ekmek kültürünü Feneryolu’nda yeniden hissetmek, deneyimi benim için daha da özel hâle getirdi.
Zenith Bageri’nin tezgâhı da seçim yapmayı oldukça zorlaştıracak kadar çeşitli. Bademli Kruvasan, Earl Grey Ganajlı Kruvasan, Ricotta Danish, Antep Fıstıklı Salyangoz, Fındık Pralinli Cruffin, Sosisli Danish, Glutensiz Antep Fıstıklı Kek ve Blueberry Bomb öne çıkan ürünlerden bazıları. Tuzlu seçenekler arasında ise dana antrikot füme, kakule kreması ve dil peyniriyle hazırlanan Cotto, malzeme birlikteliğiyle özellikle dikkat çekiyor. Her ürünün görüntüsünde bile hamura, dolguya ve sunuma gösterilen özeni görmek mümkün.
Zenith Bageri’de en çok sevdiğim şey, ürünlerin yalnızca güzel görünmek için hazırlanmadığını hissetmek oldu. Kat kat açılmış hamurlar, dengeli dolgular, taze meyveler ve iyi seçilmiş malzemeler, her ürünün arkasında ciddi bir emek olduğunu gösteriyor. Feneryolu’nda, Kopenhag’daki fırınların sıcaklığını hatırlatan ancak kendi karakterini de ortaya koyan böyle bir mekânla karşılaşmak gerçekten çok keyifliydi. Buradan ayrılırken aklımda yalnızca yediğim ürünler değil, yeniden gelip tezgahtaki diğer lezzetleri deneme isteği de kaldı. Şimdi gelin bu güzel mekanın kurucularını daha yakından tanıyalım.
Zenith Bageri’nin hikâyesi nasıl başladı? Feneryolu’nda böyle bir yer açma fikri ne zaman ortaya çıktı ve sizi bu işe en çok ne motive etti?
Zeynep: Eşimle yaklaşık dört yıldır birlikteyiz. Aslında iki ayrı hayal, yollarımız kesişince ortak bir hayale dönüştü. Yıllardır sektörün içinde kendimizi geliştirerek doğru zamanı bekledik ve sonunda hayalimizi gerçekleştirdik. Feneryolu’nu tercih etmemizin en önemli nedeni, bu bölgede butik bir fırın konseptinin eksikliğini görmemizdi. Bizi bu işe en çok motive eden şey ise her gün yeniden üretmenin ve insanlara taze ürünler sunmanın verdiği mutluluktu.
Burası Zeynep ve Atilla olarak birlikte yürüttüğünüz bir işletme. Birlikte üretmek, karar almak ve aynı hayalin içinde yer almak sizin için nasıl bir deneyim?
Zeynep ve Atilla: Dört yıl önce tanışmamıza vesile olan şey aslında kruvasandı. Önce çok yakın arkadaş olduk; birlikte hem eğlendik hem de ürettik. Zamanla arkadaşlığımız aşka dönüştü. Bugün ise aynı hayali paylaşmak, birlikte üretmek ve bu hayali eş olarak gerçekleştirebilmek bizim için tarifsiz bir mutluluk.
Mekâna gelen biri Zenith Bageri’yi ilk kez deneyimlediğinde ne hissetsin istiyorsunuz?
Zeynep: Zenith Bageri’ye gelen herkesin, yurt dışındaki ve özellikle Kopenhag’daki fırınlarda hissedilen o sıcak, huzurlu ve samimi atmosferi yaşamasını istiyoruz. Güler yüzle karşılandıkları ve kendilerini rahat hissedebilecekleri bir ortam oluşturmayı hedefledik. Umarız bunu misafirlerimize hissettirebiliyoruzdur.
Ürünlerinizi hazırlarken sizin için vazgeçilmez olan şey nedir? Malzeme seçimi, reçete geliştirme, el emeği ya da günlük üretim tarafında en çok neye dikkat ediyorsunuz?
Zeynep: Bizim için en vazgeçilmez unsur kesinlikle tazelik. Kruvasan ve tüm çeşitleri, günlük hatta saatlik olarak üretilmesi gereken ürünler. Bunun yanı sıra kaliteli malzemeler kullanmak ve reçetelerimize sadık kalmak da üretim anlayışımızın temelini oluşturuyor.
Zenith Bageri’nin zamanla mahallede nasıl anılan bir yer olmasını hayal ediyorsunuz?
Zeynep: Feneryolu’nda kaliteli ürünler sunan, güler yüzlü hizmet anlayışıyla insanların severek ziyaret ettiği ve mahalleyle güçlü bir bağ kurmuş bir ekip olarak anılmak bizim için en büyük mutluluk olur.
İlk kez gelecek birine ‘mutlaka bunu deneyin’ diyeceğiniz ürün hangisi olur?
Zeynep: Seçim yapmak gerçekten çok zor ancak ben, tuzlu lezzetleri seven biri olarak ilk tercihimi Cotto’dan yana kullanırım. Ardından ise kesinlikle BMO Sandviç’i tavsiye ederim.
Atilla: Benim favorim, çocukluğumdan beri her yaz bıkmadan yediğim Blueberry Bomb. Tuzlu seçeneklerden ise Ricotta Danish, mutlaka denenmesi gereken ürünlerden biri.
Adres: Feneryolu, Yıldıray Sk. No:22 D:24D, 34724 Kadıköy/İstanbul
Kapak Fotoğrafı: Zeynep Balkan
İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Pigalle’in Hikâyesi Üzerine

Tuba Nil Dengiz 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!