Eylül başında New York’ta geçirdiğim iki hafta boyunca, verdiği mutluluk tarif edilemez sayısız an yaşadım. Yediklerim, içtiklerim benim olsun; gezip gördüklerimi anlatayım dedim sizlere. Kültür ve sanata ilgiliyseniz, New York’un bir cennet olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. 2 haftada gezdiğim 9 müzeyi 3 kategoride ve ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. İlgi alanınız ne olursa olsun, aralarında size uygun bir müze olduğuna eminim!

new york city from the met's terrace

İki hafta boyunca neredeyse her gün ayrı bir müzeye düştü yolumuz. Buna rağmen bu yazıda yer almayan (ilgimizi çekmeyenlerin yanında, vaktimizi başka görülecek yerlere harcamayı tercih ettiğimiz için gidemediklerimiz de oldu) müzelerin sayısı da azımsanacak ölçüde değil.

New York’taki müzelerin önemli bir yüzdesi, Central Park’ın doğu tarafında, 5. Cadde üzerinde bulunan ve Museum Mile olarak adlandırılan bir bölgede yer alıyor. New York zenginlerinin yaşamı ile ilgili bir belgesel çekmiyorsanız, Upper East Side’da yapılacak fazla bir şey olmadığından ve bir günde bu bölgedeki tüm müzeleri görmeniz imkansızlığından, New York ziyaretinizin farklı günlerinde buraya uğramayı, bir müze gezdikten sonra tekrar güneye inmeyi rutinleştirmeniz gerekiyor.

Yeni Başlayanlar İçin New York Müzeleri

New York denince akla gelen ilk iki müze kuşkusuz, dünyanın en önemli müzelerinden biri olan The Metropolitan Museum of Art namıdiğer The Met ve özellikle dev dinozor iskeletleri ve cansız bir hayvanat bahçesini andıran koleksiyonuyla American Museum of Natural History olur. Sırasıyla Central Park’ın batı ve doğu taraflarında bulunan bu iki dev müze New York’ta bir elin parmaklarıyla sınırlı günleri olan ve başlıca turistik atraksiyonları görmeyi tercih edenler için yeterli olacaktır.

the met - modern art

the met - musical instrumentsBirkaç cümleyle özetlemek (Söz konusu The Met gibi bir müze olduğunda imkansız gibi dursa da) gerekirse, The Met’te dünyanın her köşesine ver her dönemine ait arkeolojik, etnografik ve sanatsal eseri bulmanız mümkün: Bizans mozaiklerinden, Eski Mısır eserlerine, Ortaçağ Avrupası zırhlarından, Orta Asya müzik aletlerine, Buddha heykellerinden, elyazması Kur’an’lara, en az Paris’teki kadar geniş bir empresyonizm koleksiyonundan çağdaş heykellere, mobilya tasarımlarından çağdaş fotoğraflara… Birkaç haftanızı müzede geçirmek istemiyorsanız, her şeyi görmeniz tabii ki imkansız. Tavsiyem, eğer yalnızca bir gününüzü ayırdıysanız müzenin websitesinden müzede ne olduğuna bir göz atıp yalnızca ilgilendiğiniz koleksiyonları seçmeniz, eğer yalnızca birkaç saatinizi ayırmayı planlıyorsanız da aynı şeyi eser ya da sanatçı bazında yapmanız. Müzenin kesinlikle kaçırmamanız gereken başka bir özelliği ise terasında harika bir Central Park ve New York manzarasına sahip olması. Eğer yazın ziyaret ettiyseniz, Central Park’ın içinde yer alan müzenin (yalnızca bir kanattaki asansörlerle ulaşabileceğiniz) terasında güneşlenebilir, fotoğraf çekebilir ve bir şeyler içebilirsiniz.

american museum of natural historyParkın karşısına geçtiğimizde American Museum of Natural History (Amerikan Doğal Tarih Müzesi) ile karşılaşıyoruz. Sizin “Friends”deki Ross’un çalıştığı yer ya da “Night at the Museum”daki müze olarak da hatırlayabileceğiniz müzeyi, ben “çocukken aklımı kaybettiğim yer” olarak hatırlıyorum. Zira içeride “Jurassic Park”ı yeni izlemiş bir çocuğu delirtmeye yetecek kadar (T-Rex dahil) dinozor iskeleti var. Tabii bununla da bitmiyor: Havada asılı duran dev bir mavi balina, salonun ortasında geçit töreni yapan Afrika filleri, büyük bir planetaryum, meteorlar, mineraller ve Amerikan/Pasifik yerlilerinin yaşamlarını anlatan sahneler…

İpucu: Her iki müze de bağış sistemiyle bilet kesiyor, bu nedenle gişede yazan (ve size fazla gelmesi olası) giriş ücretini ödemek zorunda değilsiniz. Biletinizi alırken dilediğiniz bir miktarda bağışta bulunmanız yeterli. İsterseniz $5, isterseniz $500!

Modern Sanat Tutkunları için New York Müzeleri

Klasik bir turist değil, modern sanata aşık biriyseniz öncelikli olarak gezmeniz gereken müzeler ise çok farklı… Sanatla ilgili birinin New York’ta es geçmesi imkansız iki modern sanat tapınağı MoMA ve Guggenheim Museum listenin başında geliyor.

moma - sculpture garden

moma - andy warholMuseum of Modern Art, hepimizin bildiği kısaltmasıyla MoMA, Manhattan’ın oldukça merkezi bir noktasında, Rockefeller Plaza’nın birkaç sokak ilerisinde bulunuyor. Resim, yeni medya, tasarım, mimari, çizim gibi aklınıza gelebilecek her türlü modern sanat alanındaki eserleri bulabileceğiniz, Warhol’dan Lichtenstein’a Hatoum’dan Picasso’ya modern ve çağdaş sanatın en ünlü sanatçılara ait eserleri görebileceğiniz müzenin tasarım mağazasını ve kitapçısını da mutlaka ziyaret etmelisiniz. MoMA’nın heykel bahçesi ise gökdelenlerin ortasında bir vaha gibi… Müzenin en ilginç bölümlerinden biri video oyunları, bilgisayar oyunları ve hatta “@” işaretinin de sergilendiği tasarım bölümü.

guggenheim museumSolomon R. Guggenheim Museum, efsanevi mimar Frank Lloyd Wright’ın tasarladığı eşsiz binasıyla göz kamaştırıyor ve yalnızca binasını görmek için bile ziyaret edilmeyi hak ediyor. Siz de muhtemelen en üst kattan başlayarak döne döne aşağı doğru inmeyi tercih edeceksiniz. Dönemsel sergilerin duvarları, binanın ortasındaki boşluğu ya da salonları kullanımı farklılık gösterebiliyor. (Biz ziyaret ettiğimiz sırada bir ışık sanatçısı olan James Turrell’in ışık yerleştirmeleri nedeniyle duvarlar boş, binanın ortasına bakan boşluklar ise perdelerle kapatılmış durumdaydı. Fakat söz konusu ışık yerleştirmesi aşağıdan uzanıp çatıya doğru baktığınızda iç içe geçmiş halkalar görüntüsüyle büyülüyordu.) Müzenin az ama öz kalıcı koleksiyonunda empresyonizmden pop-arta dünyaca ünlü sanatçıların eserleri yer alıyor, fakat ziyaret tarihinize göre sergilenen sanatçı ve eserler farklılık gösterbiliyor.

İpucu: MoMA Cuma günleri 16:00′dan sonra (uzun kuyruklara neden olan) “Free Friday” uygulamasına sahip ve 17:30′a kadar açık olduğu günlerin aksine Cuma günleri 20:00′ye kadar açık. Kısacası her hafta, müzeyi (kalabalık sizi rahatsız etmeyecekse) ücretsiz olarak gezebileceğiniz 4 saatiniz oluyor. Guggenheim Müzesi ise Cumartesi günleri kapılarını 19:45′e kadar açık tutuyor ve 17:45′ten sonra $22 ödemenizi istemek yerine “Pay As You Wish” uygulaması ile seçimi size bırakıyor.

whitney museum of american art

Bu iki müzenin ardından halen modern sanat müzesi gezmeye doyamadığınızı hissediyorsanız, kişisel favorimden bahsetmek istiyorum: Whitney Museum of American Art. Upper East Side’daki müzelerin aksine Museum Mile’da değil hemen paralelinde, Madison Avenue üzerinde yer alan Whitney Museum of American Art, adından da anlaşılacağı üzere yalnızca Amerikan modern sanatına yoğunlaşıyor. Müze, O’Keeffe’den Hopper’a, Warhol’dan Calder’e zengin bir Amerikan sanatı koleksiyonuna sahip. Amerikan sanatçılarını ağırladıkları süreli sergiler de zevkle geziliyor. Ziyaretimiz sırasındaki sergi “Hopper Drawing” sergisiydi. Amerikan evlerini ve sokaklarını yakından tanıyan, özellikle gölgeleri bir karaktermiş gibi resmeden ressam Edward Hopper’ın eskiz ve çizimlerinden oluşan sergide, eskizlerin sonucunda ortaya çıkan orijinal tabloların yer alması süreci harika bir şekilde gözler önüne seriyordu. Özellikle Chicago’dan getirilen (ve sanatçının eserleri arasındaki favorim) “Nighthawks”ı görmek büyük bir şanstı. (Sergi 6 Ekim’de sona eriyor.) Müze diğerlerine göre küçük olduğu için daha sıcak, daha samimi geliyor. Diğer yandan mimari açıdan da oldukça ilginç. Ters bir piramit şeklinde üst katlardan alt katlara doğru daralarak inen binanın, pencereleri de dikkat çekici.

nighthawks - edward hopper

new museumChinatown’da bulunan New Museum ise fazla geniş olmayan birkaç kattan ibaret bir binada yer alsa da, oldukça önemli bir müze. ibaret. 1977′de, bilindik müze kavramına karşı çıkarak kurulan, yalnızca çağdaş sanatçıların sergilerine yer veren ve kalıcı bir koleksiyon bulundurmayan müzenin sürekli güncellenen sergileri ile yeni sanatçılar tanımanız, çağdaş sanat örneklerini incelemeniz mümkün. Belki de “müze” yerine “sanat alanı” demek daha doğru olur.

İpucu: New Museum, Perşembe günleri 21:00′e kadar açık ve saat 19:00′dan sonra ücretsiz. Küçük bir müze olduğundan, iki saatte rahatlıkla gezmeniz mümkün. Müzenin Lower Manhattan manzaralı terasına ise yalnızca hafta sonları çıkılabiliyor.

Özel İlgi Alanları için Çok Özel New York Müzeleri

Son olarak, ziyaret etmek için tek bir alana ilgili olmanızın yeteceği müzelerden bahsedeyim:

museum of arts and designMuseum of Arts and Design ya da MAD Museum, Upper West Side’daki geniş meydan Columbus Circle’a bakan bir binada bulunuyor. Tasarım alanına odaklanan müzenin en üst katındaki atölyede, dönüşümlü olarak çalışan tasarımcıları camın ardından izleyebiliyor, dilerseniz içeri girip onlara işleriyle ve süreçlerle ilgili sorular sorabiliyor, atölyede çalışan diğer tasarımcıların sergilenen işlerine göz atabiliyorsunuz. Ahşaptan mücevhere, porselenden metale farklı tasarım ürünler ve sanat eserlerinden oluşan bir koleksiyonu bulunan müzede, bu koleksiyondan seçmelere yer verilen koleksiyon sergilerinin yanı sıra süreli sergiler de gerçekleşiyor.

museum of arts and design - workshop

skyscraper museumSkyscraper Museum, yalnızca New York’taki değil, tüm dünyadaki gökdelenlerle ilgili detaylı bilgiye ulaşabileceğiniz, henüz inşa halinde olan gökdelenlerden şu anda var olmayan eski gökdelenlere kadar bu yapılarla ilgili her şeye yer veren bir müze. Aynalar ve ışıklandırmanın kullanımıyla fotoğraflarda büyüleyici ve geniş bir mekan gibi çıksa da, kendisi oldukça mütevazı ve küçük. Eğer mimari sergiler hoşunuza gidiyorsa ve gökdelenler ilginizi çekiyorsa Manhattan Adası’nın güneybatı ucunda yer alan bir gökdelenin giriş katındaki bu müzeye uğrayabilirsiniz. Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok, çünkü giriş ücreti diğer müzelerin beşte biri kadar.

Bir müze olmasa da, son durağımız International Center of Photography (ICP). Fotoğrafçılık ile ilgilenen ya da fotoğraf sergilerini gezmeyi seven herkesin uğraması gereken bu kurum, müze, araştırma merkezi ve okul olarak hizmet veriyor. 6. Cadde üzerinde, Bryant Park’ın hemen çaprazında bulunan ICP’deki fotoğraf sergilerini ve müzenin içerisinde iki katlı bir iskele üzerinde yer alan kütüphaneyi mutlaka ziyaret edin. Şanısımıza, ziyaretimiz sırasında “A Different Kind of Order” başlıklı fotoğraf trienaline denk geldik ve dünyanın farklı ülkelerinden, fotoğrafı bambaşka şekillerde kullanan sanatçıların işleri ile karşılaştık.

İpucu: MAD, Perşembe ve Cuma günleri 21:00′e kadar açık ve “Pay As You Wish” uygulaması ile müze ücreti konusundaki kararı size bırakıyor. Benzer şekilde ICP de Cuma günleri 20:00′ye kadar açık ve 17:00′den sonra “Pay As You Wish” diyor.

oof - edward ruscha

Daha önce de söylediğim gibi, New York’ta bunların dışında görülecek/görülmesi gereken daha birçok müze bulunuyor. Klasik sanata ilgiliyseniz Museum Mile’da bulunan bir başka müze The Frick Collection‘ı, Alman kültürüne ilgiliyseniz Alman ve Avusturyalı sanatçı, tasarımcı ve fotoğrafçıların eserlerinden oluşan koleksiyonu ile (yine Museum Mile’daki) Neue Gallery‘i, deniz ve hava taşıtlarına, teknolojiye ve uzaya meraklıysanız batı kıyısındaki Pier 86′ya demirlemiş eski bir uçak gemisi üzerindeki onlarca uçağın ve gerçek bir uzay mekiğinin de sergilendiği Intrepid Sea, Air & Space Museum Complex‘i, Manhattan’ın dışına çıkma fırsatı bulursanız da arkeolojik eserlerden çağdaş sanata uzanan geniş bir koleksiyona sahip olan Brooklyn Museum‘u mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Tüm müzelerin devasa müze mağazaları olduğunu hatırlatmaya da gerek yok sanırım. Bu mağazaların hemen hemen hepsi birer tasarım mağazası ya da sanat kitapları satan bir kitapçıdan farksız. Özellikle MoMA’nın ve MAD’in tasarım ürünlerinden (üç haneli bir harcama yapmayı gözden çıkardıysanız) mutlaka edinmelisiniz. Türkiye’deki sergilerin kataloglarına kadar her türlü sanat kitabını (müzede yer alan eser yelpazesine göre bu kitapların konusu mimariden sinemaya kadar uzanabiliyor) da bulmanız mümkün. Hardcover kitaplara saldırmadan önce bagaj hakkınızın kaç kilo olduğunu kendinize hatırlatın!

İpucu: Müze ziyaretiniz sonrasında yeterince yorulduysanız, müze mağazalarını daha sonra da müze ücreti ödemeden gezebileceğinizi unutmayın. Müzeler dışında, MoMA’nın müze mağazasının bir şubesi Soho’da, The Met’in müze mağazasının bir şubesi de Rockefeller Plaza’da bulunuyor.

Fotoğraflar: Emre Eminoğlu & afaysala

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Mükemmel olmuş! Hemen New York’a ışınlanıp sanatla dolup taşmak istedim.. Neyse ki elimizin altında bienal var :)

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?