We Are Ona: Gastronominin Sanatla Buluştuğu Kolektif
Gastronomi dünyasında son yıllarda yükselen yeni bir yaklaşım var: yemek yalnızca tabakta değil, mekânda, atmosferde ve deneyimde anlam kazanıyor. Bu anlayışın en güçlü temsilcilerinden biri de Paris merkezli gastronomi kolektifi We Are Ona. 2019’da Luca Pronzato tarafından kurulan ekip, kısa sürede çağdaş mutfak anlayışını dönüştüren çalışmalarıyla öne çıktı. Geleneksel restoran kavramından bağımsız olarak, yemek kültürünü sanat, tasarım ve mimariyle yan yana getiriyor, her sofra bir kürasyona dönüşüyor.

Bugüne kadar Milano’dan Los Angeles’a, Basel’den New York’a kadar pek çok şehirde pop-up sofralar kuran We Are Ona, her etkinliği buluşma noktası hâline getiriyor. Bienallerle, moda haftalarıyla, sanat fuarlarıyla birlikte kurgulanan bu deneyimler, yalnızca gastronomiye değil, farklı yaratıcı disiplinlere de yeni bir alan açıyor. Carsten Höller’den Cristina Celestino’ya, Mory Sacko’dan Dalad Kambhu’ya kadar birçok sanatçı, tasarımcı ve şef ile iş birliği yapan kolektif, geçici sofralarıyla kalıcı izler bırakıyor. Chanel, Saint Laurent, Jacquemus ve Alaïa gibi markalar için hazırlanan özel davetler, onların moda evrenini gastronomi aracılığıyla yeniden yorumluyor.
We Are Ona’nın değerli kılan yalnızca büyük isimlerle çalışması değil; aynı zamanda genç yeteneklere, yerel üreticilere ve zanaatkârlara alan açması. Çiçek tasarımcılarından seramik sanatçılarına, ışık tasarımcılarından marangozlara uzanan geniş bir ağla iş birliği yaparak her etkinliği kendine özgü bir evrene dönüştürüyor. Kimi zaman bir galerinin içinde, kimi zaman bir endüstriyel yapının ortasında kurulan sofralar, şehirlere farklı bir gözle bakmayı sağlıyor.

İstanbul’daki İlk Sofra

Bu vizyonun İstanbul’daki ilk yansıması 24 Eylül akşamı Tersane İstanbul’un büyülü davetiyle gerçekleşti. We Are Ona’nın kreatif ekibi, Tersane İstanbul için özel bir kurgu yarattı. Tarihi mekânın iki binası arasında kurgulanan uzun masa, metrelerce kumaşla çevrelenerek şehrin gündelik temposundan ayrışan özel bir alan oluşturdu. Üç ana renk üzerine kurulan görsel bütünlük, Tersane İstanbul’un büyülü dokusuyla birleşti; ilhamını ise BMW Art Car Koleksiyonu’nun estetik yaklaşımından aldı. Böylece yalnızca bir yemek değil, mekânın atmosferiyle bütünleşen çok katmanlı bir deneyim ortaya çıktı.

Sertaç Dirik’in İstanbul’a İlk Dokunuşu
Gecenin mutfağında ise Londra ve Kopenhag’daki tecrübeleriyle genç yaşta uluslararası gastronomi sahnesinde öne çıkan Sertaç Dirik vardı. Şef, İstanbul’da ilk kez mutfağa geçerek alışıldık tatlara yeni yorumlar kattı. Yerel esintilerle global mutfak deneyimlerini harmanlayan menü, hem We Are Ona’nın disiplinler arası yaklaşımını hem de Tersane İstanbul’un ruhunu yansıttı.

We Are Ona’nın İstanbul’daki ilk buluşması, şehre kalıcı bir hafıza bıraktı. Tersane’nin tarihsel atmosferi, BMW Art Car Koleksiyonu’ndan alınan ilham ve Sertaç Dirik’in özgün tabaklarıyla birleşince ortaya yalnızca bir davet değil, İstanbul’un kültür takvimine eklenen yeni bir hikâye çıktı.

Artsy Magger







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!