Kreşendo tarafından hayata geçirilen ve bu sene dördüncü kez katılımcılarını ağırlamaya hazırlanan İstanbul’un müzik buluşması “Bu Festival Bizim” 7-8-9 Kasım tarihlerinde İstanbul’un kültür sanat haritasına yeni bir deneyim ve topluluk oluşturma noktası olarak eklenen Paribu Art ve Komünite’de gerçekleşiyor. Bu sene “Köklenmek” teması etrafında şekillenen bir program sunan “Bu Festival Bizim” kök salma ihtiyacını sorgulayarak ve “Şimdi ve burada köklenmek mümkün mü?” sorusunun peşine düşerek, bizi kendimize, başkalarına ve hayata bağ kurmaya davet ediyor. Katılımcılarını müzik, dans ve ilham verici konuşmalarla yine heyecan verici bir buluşmaya hazırlayan festival, bizi birbirimize bağlarken şehrin kalbine de kök salmaya hazırlanıyor. Bu vesileyle festival kapsamında sahne alacak, 2019 yılında İdil Tavşanlı ve Ömer Çelik tarafından kurulmuş olan Ankara çıkışlı grup Soft Analog ile ilham aldıkları şeyler üzerine konuştuk.

post-1
“Bu Festival Bizim” Fetival Afişi | Fotoğraf Kaynağı: Kreşendo

Soft Analog’u bir araya getiren hikayeyi anlatabilir misiniz? Müziğinizin bugün geldiği noktadan baktığınızda kişisel ve müzikal olarak nasıl bir yolculuk geçirdiğinizi düşünüyorsunuz?

Müzik yapmaya başlamadan önce arkadaştık; ikimiz de daha öncesinde farklı lise gruplarında çalmış, besteler yapmış ve müziğe ilgi duymuştuk. Ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştıktan sonra üniversite döneminde Ömer kendi bestelerinin prodüksiyonunu yapmaya başlamıştı. Sürekli sanatçılar, albümler ve şarkılar hakkında konuşur, fikir alışverişinde bulunurduk; müzik konusunda oldukça sıkı takipçilerdik. Ömer’in bu girişiminden sonra birlikte müzik yapma fikri ilk onun tarafından dile geldi ve sonra üretmeye başladık ve o günden bu yana her şeyi yolda öğrendik, hâlâ da öğrenmeye devam ediyoruz.

Müzik sektöründe var olabilmek, varlığını devam ettirebilmek bir mücadele alanı. O yüzden bir arada kalabilmek, birlikte üretebilmek ve başkalarına alan yaratabilmek oldukça değerli. Şarkılarınızı dinlerken, sahnede sizi izlerken birlikte olmanın farkındalığıyla bunun tadını çıkardığınızı hissettiğimi kişisel olarak söylemek isterim. Bu mücadele alanı içerisinde sizi bir arada tutan, üretimlerinize devam etmeyi sağlayan düşünceler, duygular ve meseleler neler? Nerelerden güç alıyorsunuz?

Bahsettiğiniz atmosferin içinde en çok birbirimize yaslanarak güç bulduğumuzu söyleyebiliriz. Kendi yapmak istediklerimize ve önümüze nasıl bir yol çizmek istediğimize odaklandıkça, bu mücadele hem daha keyifli hale geliyor hem de gönül rahatlığıyla var olmaya devam edebiliyoruz. Kendine, üretimine ya da hayallerine bağlı kalmak ve inanmaya devam etmek, birçok sanatçı için dönem dönem zorlaşabiliyor, bizim için de öyle elbette. Dinlediğimiz müzisyenlerin hayatlarına, geçmişlerine ve yürüdükleri yollara baktığımızda, bu ortamın her biri için kendine özgü mücadelelerle dolu olduğunu görüyoruz; yani aslında hissettiklerimizde yalnız değiliz. Bizim için fark yaratan şeyse şu: biri düştüğünde, diğeri her zaman onu kaldırıyor.

optimized_softanalog_01_main_2025
Soft Analog | Fotoğraf Kaynağı: Soft Analog

Yaşamın her unsuru tarafından kuşatılmış durumdayız. İçinden çıkamadığımız, değiştiremediğimiz, dönüştüremediğimiz birçok mesele var. Bu bizi çıkmaz sokaklara hapsedebiliyor. Yaşama dair bir ses çıkarabilmek için üretimde bulunmak çoğu zaman kurtarıcı oluyor. Sizin üretim süreciniz nasıl? Üretiminize bu meselelerin ne kadarı dahil oluyor, kendinize koyduğunuz sınırlar var mı?
 

Üretirken kendimizi sınırlandırmayı tercih etmiyoruz çünkü yaratıcılığı baltalayabilecek herhangi bir durum oluşmasını istemiyoruz. Sevdiğimiz müzik türlerinden müzisyenlerden de ilham alıyoruz üretirken ve ister istemez kendine has belli sınırları oluşabiliyor tabi ki bu şekilde, ama bu daha çok sound adına aldığımız artistik kararlar olmuş oluyor günün sonunda. İçimize sinen, hayalimizdekini ortaya çıkarabildiğimiz şekilde bir süreç olması çok önemli bizim için. 

Şarkılarınızda toplumla mesafelenen, bireysel hikayelerini her yanıyla sahiplenen ve bunu ifade ederek aslında kendi varlığı ve hikayesiyle yaşama dahil olan sözler duyuyoruz. Müziğinizin dansa davet eden yanı aslında dinleyenler için tadına varılası bir tezatlar dünyası yaratıyor. Kendini kaptırmamak mümkün değil. Siz ne dersiniz bu konuda? Nasıl bir alan yaratmak istiyorsunuz dinleyicinize?

Evet daha bireyselliğe odaklanan bir anlatımımız hakim. Fakat her şeyin sonunda, hepimizin herhangi bir anda ya da durumda aklından geçebilecek düşünce ve duygulardan bahsediyoruz. Hayatın ve onun getirdiklerinin etkisiyle savrulurken, bu akışın içinde hem hayatın hem de kendimizin hoş yanlarıyla bağ kurmak, onları da bu akıntının içine alarak o akışta var olmak. Dinleyiciyi çektiğimiz alanı sanırım böyle özetleyebiliriz.

youtube play youtube play

Müziğiniz birçok farklı tarzı ve altyapıyı bünyesinde barındırıyor. Tarzınızı kendi açınızdan tarif etmek gerekirse neler söylerdiniz? Müziğin sınırlarını zorlamak ve aşmak için yarattığınız kompozisyon sizin için ne ifade ediyor?

70’ler–80’ler disco-funk, rock, synth-pop, electronica, tech house, synthwave, darkwave gibi birçok türü bu çemberin içine katabiliriz. Bu yüzden yaptığımız müziği tek bir sözcükle tanımlamak pek kolay olmuyor. Prodüksiyon tarafında her bir türden farklı elementler alıyoruz, örneğin bazen bas ve synth yürüyüşleri, bazen ses ve efekt seçimleri, vokal mixi üzerinden. Her üretimimizde bu unsurları biraz daha zorluyor, sınırlarını biraz daha ittiriyoruz diyebiliriz.

Zamanın hızla değişen, dönüşen yapısı insanı her an tetikte tutuyor. Yaşama ait ve yaşıyormuş hissetmek için bu telaşın içinde her an bir şeylerle ilişkileniyoruz. Ya da bir şeyleri kaçırmış hissiyle olduğumuz yerde kalakalıyoruz. Üretimde bulunan insanlar olarak siz zamanın bu yapısıyla nasıl ilişkileniyorsunuz? Değişen üretim ve üretiminizle ilişkilenme biçimleri sizin sürecinizi nasıl etkiliyor?

Bu ortam, yaptığın şeye odaklanmaktansa onun sonuçlarına ve geri dönüşlerine daha fazla dikkat ve enerji harcamana neden olabiliyor. Bizce bu yanıltıcı bir etki. Buna kapılmadan, dinleyicimizle kurduğumuz paylaşımı sürdürmeye odaklanıyoruz. Biz bu şekilde yaklaştıkça, aldığımız geri dönüş de aynı samimiyeti koruyor, hatta bazen ondan besleniyor diyebiliriz.

youtube play youtube play

Sevdiğim ve defalarca dinlediğim o kadar çok şarkınız var ki! Hangisini merkeze alıp üretim sürecinin nasıl olduğunu sormak konusunda zorlanıyorum. O yüzden daha genel bir soruyla, Dans İllüzyon albümünün özelinde konuşalım. Albümün ortaya çıkış hikayesini anlatabilir misiniz? Üretim süreciniz başladığında ve bittiğinde sizin için nasıl bir yolculuk yaşanmış oluyor?

Bu sorunun cevabını aslında Youtube’daki “Değişim İçin Tıkla” adlı mini belgeselde bulabilirsiniz, Dans İllüzyon albümünün prova ve son üretim kısmını ele alıyor, kelimelerle anlatmaktan çok daha açık diyebiliriz:) Albüm yapmaya karar verdiğimizde daha çok bir bütün olarak yaklaşmayı seviyoruz parça parça şarkıları düşünmekten ziyade. Bütüne nasıl hizmet ediyor bir parça ona odaklı oluyoruz önce altyapılar demolar ortaya çıkıyor ve sonrasında şarkıların sound’unun oturması ve sözlerle birlikte albümün genel karakterini oturtmaya yöneliyoruz. Görsellik kıyafetler sahne tavrı gibi birçok şey albümün karakteri üzerinden modifiye oluyor her yeni albüm döneminde. Hatta şu anda da yeni bir albüm sürecindeyiz. Neler değişecek, biz de çıkacağı günü iple çekiyoruz. 

optimized_post
“Bu Festival Bizim” Lineup | Fotoğraf Kaynağı: Kreşendo

Kreşendo tarafından hayata geçirilen ve bu sene dördüncü kez katılımcılarını ağırlamaya hazırlanan İstanbul’un müzik buluşması “Bu Festival Bizim” 7, 8 ve 9 Kasım tarihlerinde Paribu Art ve Komünite’de gerçekleşecek. Festival kapsamında sahne alacaksınız. Festivalin yaratmaya çalıştığı alan hakkında neler söylersiniz? Konserinizde izleyicilerinizi nasıl bir akşam bekliyor?

Kreşendo’nun Türkiye’deki müzik kültürü ve sektörü adına ortaya koyduğu yaklaşımı çok kıymetli buluyoruz. Yeni seslere alan açması, sanatta cinsiyet, yönelim veya sektörel sınırlar gözetmeksizin sanatı desteklemesi gerçekten takdire değer. Festival günü orada olacak herkese özgürce keyfini çıkarmalarını hatırlatmak isteriz çünkü Bu Festival Bizim 🙂

Kapak Fotoğrafı Kaynağı: Soft Analog

İlginizi çekebilir: Enes Kudu’dan Leyan Senay Röportajı