Youness Siraj Mounir: Dubai’de Bir Çok-Kültürlü Sanatçının Portresi
(…)Youness’in sanatını belirleyen etkenleri sadece sokak ve gerçek yaşamın canlılığı ve dinamizmiyle sınırlamak onun çalışmalarındaki derinliğin anlaşılmasını engeller. Kendisi sanatın galerilerle sınırlı olmadığına ifade etse de onun sanatında akademik/yüksek sanatın etkilerini açık bir şekilde görülebilir. Soyuta olan eğilimi ve renk duyarlılığı sanatını De Konig ama en çok da Pollack ve Rothko’ya, ‘Soyut Dışavurumcu’ ekole yaklaştırıyor; onların sanatının soyut anlatımın sınırlarını genişleten ifade kabiliyetlerini ve özellikle de Rothko’daki renk alanlarının derin duygusallığını akla getiriyor.

Youness’in ‘My Doubts in Purple’ (Mora Dair Şüphelerim) tablosunun önünde sohbet ederken ona soruyorum: “Nasıl çalışıyorsun? Bir tabloya başlamak için ilham mı beklersin yoksa Picasso’nun ‘ilham diye bir şey mevcuttur ama seni çalışırken bulmalıdır’ sözünde ifade etmeye çalıştığı şey senin için de geçerli mi? Senin çalışma yöntemin nasıl?” Her zamanki güler yüzü ve nezaketiyle şöyle cevap veriyor: “Duygular… duygularla başlarım. Beni duygular harekete geçirir. Sonra da düşüncelerimi ve o an hissettiklerimi tuvale aktarmaya başlarım ve tablo ile aramda bir diyalog başlar…”
Diyalog… Onun sanatının ve tablolarının kendine özgü renk anlayışı ve duyarlılığı yanında belki de en ayırt edici özelliği. Daha önce 25Hours Otel’in Otelde Konuk Sanatçı Programı kapsamındaki sergisi üzerine yazdığım üzere günlük yaşamın canlılığını ve dinamizmini lirik bir şekilde ifade etmeyi başarıyor ve bu sentez izleyiciyi sanat yapıtıyla samimi bir diyaloğa davet ediyor. Bir başka deyişle Youness’in kendi yapıtıyla başlattığı diyalog tamamlandığında sanatçı-sanat yapıtı ve izleyici arasında üçlü ve samimi bir sohbete dönüşüyor; ilk bakışta bir renk cümbüşünü andıran tabloların, izleyicinin duygularını ele geçirmesini sağlayan içtenliğini oluşturuyor. Nitekim tablosu ile karşılaşan bir izleyicinin, Youness’in aktardığı üzere, “Tuvali canlandırıyorsun. Bakarken, o anı seninle birlikte yaşıyorum” demesine yol açıyor.
Youness Fas’ta doğmuş. Annesi de özellikle Geleneksel Fas El Sanatları alanında faaliyet gösteren bir sanatçı. Üniversite eğitimi için İngiltere’ye gitmiş ve yaşamının önemli bir bölümü (14 yıl) İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’da geçmiş. Bu yılların Youness’in sanatı üzerine etkisi büyük. Özellikle sanatındaki sokaktan gelen; günlük yaşamın içinden süzülerek yaratılan sanatsal unsurlar bu yılların ürünü. Kutubna’ya verdiği röportajda bu konu üzerine şöyle diyor:
“İngiltere’de sanat sadece bir çıktı değil, bir yaşam tarzıdır. Sokaklar yaratıcılıkla doludur ve bu sadece galerilerle sınırlı değildir. Her türden sanatçılarla çevriliydim: grafiti sanatçıları, soyut ressamlar, müzisyenler, illüstratörler, şairler, dövmeciler. Zamanımı onların stüdyolarını ziyaret ederek, sergilerine giderek, ifadeyle dolu sokaklarda onlarla dolaşarak geçirdim.”

Öte yandan Youness’in sanatını belirleyen etkenleri sadece sokak ve gerçek yaşamın canlılığı ve dinamizmiyle sınırlamak onun çalışmalarındaki derinliğin anlaşılmasını engeller. Kendisi sanatın galerilerle sınırlı olmadığına ifade etse de onun sanatında akademik/yüksek sanatın etkilerini açık bir şekilde görülebilir. Soyuta olan eğilimi ve renk duyarlılığı sanatını De Konig ama en çok da Pollack ve Rothko’ya, ‘Soyut Dışavurumcu’ ekole yaklaştırıyor; onların sanatının soyut anlatımın sınırlarını genişleten ifade kabiliyetlerini ve özellikle de Rothko’daki renk alanlarının derin duygusallığını akla getiriyor.
Fas’ta sanatçı bir anneden doğan; yaşamının önemli bir bölümünü İngiltere’de geçiren ve son dönemde de dünyanın en kozmopolit kentinde, Dubai’de yaşayan Youness’in sanatının önemli bir boyutu da çok-kültürlülük. Nitekim nazik daveti üzerine bizzat kendisinin rehberliğinde gezme şansı bulduğum Intent Galeri’deki kişisel sergisi bu çok kültürlüğünün doğrudan bir yansıması. Bir çok-kültürülülük ve renk kutlaması olarak değerlendirilmesi gereken sergi Youness’in yaşamında derin izler bırakmış farklı kültürlerin birer renk soyutlamasına dönüşmüş tablolardan oluşuyor.
Hiç yaşamamış olmasına karşın Animeler ve bilgisayar oyunları sayesinde sanatının en önemli ilham kaynaklarından biri olan Japonya, ‘An Evening in Tokyo’ (Tokyo’da Bir Akşam) başlıklı tablosunda Sakura ağaç ve çiçeklerinin renkleri aracılığıyla empresyonizme göz kırpan bir doğa soyutlanmasına dönüşüyor.
‘Nomad ‘(Göçmen – Bedevi) tablosu ülkesi Fas’a bir saygı duruşu. Tablodaki renkler adeta etrafa tajinden yükselen zencefil, safran, zerdeçal, tarçın ve limonun oluşturduğu zengin bir koku yayıyor ve damakta umami bir lezzet bırakıyor. Youness’in ustalıklı kullanımı ve duyarlılığı sayesinde bir kültür ve medeniyet renkler aracılığıyla bir soyutlamadan kokusu ve tadı fiziki olarak hissedilen bir gerçekliğe dönüşüyor: Mor-mavide Fas’ın en güzel kentlerinden Tanja’yı; mavinin bu özel tonunun yaşamın kendisine dönüştüğü büyülü kasabası Chefchaouen’i ve adeta dokunsanız elinize demir oksit bulaşacakmışçasına hissedilen kırmızı-turuncu-kahverengi tonlarla, Sahra Çölü’nü deneyimliyorsunuz.
İngiltere yıllarından süzülüp gelen ve renklerin çeşitliliği içinde çok-kültürlü Londra sokaklarının ruhunun bir soyutlaması olarak da okunabilecek The Mixed Tape aynı zamanda Youness’in sanatına dair bir başka önemli ilham kaynağı olan ’Vintage’ olgusuna da doğrudan bir gönderme. ‘Karışık kaset’ müzik dinlemeye CD ve MP-3 ve hatta dijital platformlarla başlayan kuşaklara arkaik, neredeyse taş plak kadar antika gelecek kadar geçmişe ait bir olgu. Öte yandan, müziği manuel olarak kasetten dinleyen bir kuşak için nostaljik, duygusal ve kendine özgü bir yaratıcılık barındıran—hukuki olarak tartışmalı olsa da—erdemleri olan bir fenomen. Youness, gençliğinden kalan ‘karışık kasetlerini’ hâlâ saklayacak kadar geçmişe bağlı bir romantik. Bu nostaljik romantizmin, ilk bakışta sokak sanatı ve bohem yaşamın izlerini taşıyan bir tablonun derinliklerinde hissedilmesi, Youness’in sanatının çok boyutluluğunun ve duyarlılığının mükemmel bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
The Flag, Youness’in yaşadığı Dubai’ye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne bir saygı duruşu. BAE bayrağının bir soyutlaması olan bu tablonun bir özelliği de sergiyi gezenlerin katkılarıyla şekillenmesi. Youness’in izleyicisi ile kurduğu samimi diyalog bu tabloda aynı zamanda Dubai’nin ve Ülke’nin çok kültürlüğünün bir kutlanmasına dönüşüyor.
Ve Youness’in Mora dair şüpheleri… Kraliyetin, asaletin, ama aynı zamanda yaratıcılığın, tinselliğin ve gizemin rengi olan mor, Youness’in sanatında bu anlam çeşitliliğine yeni boyutlar ekliyor. Bu renge dair şüpheleri belki bir yandan onun yaratıcılığının, yaşama, renklere ve geçmişe dair derin tinsel yolculuğunun bir parçası; belki diğer yandan da geçmişiyle, yaşamsal deneyimleriyle, duygusal ruh halleriyle ve varoluşsal bir bütünlük içinde, birey olarak portresiyle bir hesaplaşma. Tablolarındaki her bir farklı renk katmanı, adeta yaşamının ve sanatının farklı boyutlarına birer gönderme niteliğinde.
Bu tablolara ev sahipliği yapan Intent Gallery’nin organizasyonu sayesinde, Youness’in sanatı (samimi, izleyiciyi diyaloğa davet eden, ama aynı zamanda çok katmanlı kişisel ve kültürel çalışmaları) kamusal bir alanda sahne buluyor ve kültürel bir yankı uyandırıyor.
Youness’in sanatının sınırları var mıdır? Varsa nelerdir? Kişisel olarak büyük bir hayranı olduğum çalışmalarının özellikle soyut sanata mesafeli, daha ortalama bir izleyici için ne kadar ulaşılabilir olduğu konusu ilk akla gelen husus. Bu, tablolarının ilk bakışta davet ettiği diyaloğun zamanla kesik kesik bir hale dönüşmesi; hatta bir zaman sonra sonlanması riskini barındırmakta mıdır?
Sanat tarihine biraz hakim bir izleyici kitlesi onun soyut dışavurumculuğunun özgün ve benzersiz kişisel boyutu anlamayı ne orada kavrayabilecektir? Yüzeysel bir değerlendirme sonunda bu çalışmalara “bilindik” yaftası yapıştırma olasılığı var mıdır?
Tüm bu sorular bir eleştirmen gözüyle haklı ve meşru sorulardır. Öte yandan sanatın anlamının ve güzelliğinin teknik ve sanat tarihindeki konumu doğrultusunda tarihsel-kültürel-entelektüel bir boyutu olduğunu düşünsem de aslolanın bir sanat yapıtının kişisel/duyusal düzeyde yarattığı etki; onunla izleyicisi arasında kurulan duygusal bağ olduğuna inanırım. Youness’in sanatına bu kişisel/duygusal bir perspektiften baktığımda, çalışmaları üzerine biraz emek sarf edildiğinde onlarla sadece duyusal/duygusal değil entelektüel düzeyde de yoğun bir bağ kurulabileceğini görüyorum ve hissediyorum. Youness, bazı izleyicilerin kolaylıkla içine düşebilecekleri bu “bildik” algısını, sokaktan gelen ham enerjiyi, Fas’a özgü duyusal kodları ve izleyici katılımını yapıtının merkezine koyarak kırmaya çalışıyor; soyut dışavurumcu formu kişisel ve çok-kültürlü bir arkeolojiyle dolduruyor.
Youness Siraj Mounir, bugün artık küresel anlamda bir kültür ve sanat merkezi haline gelmiş olan Dubai ve BAE’de hala emekleme aşamasında sayılabilecek soyut sanatın en önemli temsilcilerinden biri. Onun bu yeteneği ve sanatsal yaklaşımı Kutubna Sanat Merkezi ve özellikle Intent Gallery gibi kurumların misyonlarıyla da birleştiğinde Dubai sanat ortamının görece rekabetçi yapısı içinde alternatif bir sanat anlayışının varolması çabaları anlam bulmaya başlıyor. Bu kurumların faaliyetleri, sanat yapıtlarının sergilenmesinin ötesinde, Dubai, BAE ve daha geniş bir bağlamda Körfez’in kültür-sanat dünyasında, alternatif bir sanat anlayışının yerleşmesine ve bu alanda çalışan sanatçıların tanınmasına katkıda bulunan bir misyonun parçası olarak değerlendirilmelidir.
Kapak Fotoğrafı: Intent Gallery
İlginizi çekebilir: Bülent Tunga Yılmaz’dan Youness Siraj Mounir’den 4019 – Traces

Bülent Tunga Yılmaz 














Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!