Baran Güzel ile: Book Love Üzerine Bir Sohbet
Ömrünü ‘book nerd’ şeklinde tanımlanabilecek şekilde geçirmiş biri olarak edebiyatı hep çok sevdim. Sanırım bu yüzden son dönemde gördüğü ilgi beni çok mutlu ediyor. ‘BookTok’ ile başlayıp, ünlülerin yarattığı kitap kulüpleriyle ivme kazanan kitapseverlik, belki bir miktar performatif ama sosyal bilimlerin herhangi bir türünün ve belki de özellikle edebiyatın rağbet görmediği, yapay zekanın yazar kabul edildiği bir dönemde yeterince sevindirici. Tüm bu gelişmeler elbette edebiyat dünyasının aktörlerini de kitapları görünür kılan yeni girişimler için tetikliyor. Ben de sektörün gerçekten içinden biriyle uzun zamandır izlediğim bu gelişmelere dair fikrini almak istedim. Böylece, yazar, yayıncı ve editör Baran ile bir araya geldik ve yeni girişimi Book Love üzerine konuştuk.

Baran selamlar, biz seni bu zaman dek yazar ve yayıncı kimliğinle tanıyorduk ancak Book Love ile girişimci şapkanla karşımıza çıkıyorsun.
Bize biraz Book Love’ın ortaya çıkış sürecinden ve seni bu girişime motive eden faktörlerden söz eder misin?
Hayatımın en temel çelişkisi gibi görünüyor: Yazar mıyım yayıncı mı, editör müyüm girişimci mi? Bir ortama girdiğimde çoğu zaman kendimi nasıl tanıtacağımı bilemem. Birini söylesem, diğer yanıma haksızlık ediyormuş gibi hissederim ama sanırım en az gösterdiğim yönüm yazarlık, daha içe dönük, daha kendimle ilgili bir mesele olduğu için sanırım ama şikayetçi değilim. Yazarlıktan editörlüğe, yayıncılıktan dergiciliğe pek çok alanda tecrübe edinme fırsatı buldum. Bu yolculuk da beni en nihayetinde Book Love’a kadar getirdi.
Edebiyatın diğer sanat dalları arasında en görünmeyeni, en kıymet verilmeyeni (özellikle maddi anlamda), en takdir edilmeyeni, en “cool” olmayanı olduğunun herkes gibi ben de farkındaydım. Yayınevleri batar, dergiler kapanır, kitaplar satmaz, okurlar okumaz. Peki bu hep böyle mi olmak zorundadır? Görülmeyeni görünür kılmanın bir yolu yok mudur? Bir zamanlar büyük kitap ekleri, saygın dergiler, edebiyatı merkeze alan televizyon programları vardı. Hepsi birer birer yok oldu. Bütün bunlar beni ve arkadaşlarımı harekete geçmeye zorladı diyebilirim. Edebiyatı yeniden görünür kılmak, okur topluluklarını büyütmek, insanları okumaya teşvik etmek için kuruldu Book Love.

Book Love’ı “okurlar için sosyal medya” olarak özetlemek de mümkün. Bu zamana dek ‘introvert’lerle özdeşleyen okuma eylemini daha sosyal bir hobiye dönüştüren faktörler sence neler oldu?
Aslında bence, okuma hiçbir zaman introvert bir eylem değildi, sadece görünmezdi. Kitap okuyan insanlar hep vardı, birbirleriyle iletişim içindelerdi, bir araya gelip kitap okuyorlardı, kütüphaneler tıklım tıklımdı. Dijital çağ her alanda olduğu gibi okurları da görünür kıldı. Bugün insanlar sadece kitap okumuyor, okudukları üzerinden kimlik inşa ediyorlar. Hangi kitabı sevdiğin, neyin altını çizdiğin, hangi cümleyi paylaştığın bir tür kendini ifade ediş biçimi. Sosyal medya; yemekleri, tatilleri, ilişkileri nasıl kamusallaştırdıysa kitapları da kamusallaştırdı. Asıl mesele şu: İnsanlar artık yalnız düşünmek istemiyor. Düşüncelerinin birilerini etkilemesini istiyor. Aynı kitabı seven birini bulmak, bir fikre itiraz eden birini görmek, bir karakter üzerine tartışmak… Okuma böylece sessiz bir eylem olmaktan çıkıp sosyal bir enerjiye dönüşüyor. Book Love bu ihtiyacı merkeze koyuyor.
Book Love’da linç, zorbalık, ırkçılık, homofobi ve kadın düşmanlığına yer olmayacağı vurgulanıyor.
Bu duruşu korumak için nasıl bir sistem ve kontrol mekanizması kullanmayı planlıyorsunuz?
Diğer sosyal medya uygulamalarında bıktığımız, bizi mental olarak yıpratan şeyleri engelleme kararını daha yolun başındayken aldık. Bu vizyonu hayata geçirmemizin en büyük dayanağı yazılımcımız Ahmet Burak Turan oldu. Ekibin vizyonu, onun yetenekleriyle birleşince ortaya inanılmaz bir güç çıktı diyebilirim. Platformu “öfke ödüllendiren” değil, “düşünceyi teşvik eden” bir yapıda tasarlıyoruz. Kavgayı büyüten algoritmik teşviklerden kaçınıyoruz. Yorum hiyerarşisi ve görünürlük modelimiz, tartışmayı değil içeriği öne çıkarıyor. Bunun haricinde hakaret, nefret söylemi ve hedef gösterme için anlık NLP tabanlı içerik taraması yapıyoruz. Riskli içeriklerde otomatik uyarı, geçici askıya alma veya görünürlük kısıtlaması devreye giriyor, biz bu durum için ghostlama terimini kullanıyoruz. Öfkeli üyeler, kayıt altına alınmayan bir katmanda kendi kendilerine konuşup uzayın boşluğunda hızla kayboluyorlar.

Platformun en önemli parçalarından biri de şüphesiz kitap kulüpleri. Senin şimdiden katılmalısınız dediğin kulüpler arasında hangileri var?
Kulüplerin her biri, parmak izi gibi eşsiz görünüyor. Her moderatörün, her topluluğun okurluğa dair farklı bir yaklaşımı var. Kimilerinde derinlemesine, entelektüel bir okuma yapılırken; kimilerinde ise daha dinlendirici, sohbet temelli bir okuma yapılıyor. Hangisini seçeceğiniz size kalmış, hepsi benim bebeklerim. 🙂
“Kitaplık” bölümündeyse Türkiye’de yayımlanmış tüm kitapların yer aldığı kapsamlı bir veri tabanı sunuyor. Okurların keşif alışkanlıklarını dönüştürme potansiyeli taşıyan bu yapı nasıl çalışıyor?
Algoritma, kürasyon ya da kullanıcı katkısı gibi unsurların keşif deneyimini nasıl şekillendireceğini biraz açabilir misin?
Burada yine Burak’ın hakkını teslim etmem lazım. Aylardır üyelerimizin okuma deneyimine dair bir içgörü sistemi oluşturmak için binlerde kod yazıyor. Algoritmamız kitap satış sitelerindeki, üyelere alakalı alakasız kitaplar göstermek üzerine değil, her bir kullanıcının sıradaki kitabını tahmin etmek üzerine çalışıyor. Yeterince veri topladığımızda üyelere kesin seveceği, nokta atışı kitaplar önerecek. Böylece kitap keşif sürecini eğlenceli ve verimli bir noktaya taşıyacağız.
Okumayı bir “performans” alanına dönüştürmeden sosyal bir deneyim hâline getirmek zor bir denge. Book Love’da görünürlük ile samimiyet arasındaki çizgiyi nasıl kuruyorsun?
Book Love okumayı teşvik eden ama zorunluluk olarak göstermeyen bir uygulama. Bir kitap kulübüne katıldığınızda konuşmak ya da yüzünüzü göstermek zorunda değilsiniz. Ya da beğenilme, paylaşılma kaygısıyla Bookie paylaşmazsınız. Akışta daha çok ya da daha az görünmenizi sağlayacak, rekabete dayalı bir algoritmamız yok. Zorba, ırkçı, homofobik ya da kadın düşmanı değilseniz herkesle eşit oranda görünür olursunuz. Book Love yalnızca okurlardan oluşan üyelere sahip. Bu da bizi dünya görüşümüz ne olursa olsun, ortak bir dil ve duygu birliğine zorunlu kılıyor. Güçlü bir samimi alan yaratıyor.

Book Love’ın büyüdüğünü ve okurların hayatına yerleştiğini düşündüğümüzde, platformda görmekten en çok heyecan duyacağın şey ne olurdu? Okurların burada nasıl bir kültür inşa etmesini hayal ediyorsun?
En büyük hayalimiz yüz binlerce okurdan oluşan devasa bir topluluk kurmak. Kitapların henüz yayınlanmadan konuşulmaya başlandığı, yayınevlerinin pilot okurlara sahip olduğu, kitapların yüzlerce kişi tarafından yorumlandığı bir sistem. İkinci hayalimiz tıpkı Amerika’da, İngiltere’de olduğu gibi binlerce kişilik büyük kitap kulüplerinin kurulmasını sağlamak. Üçüncü hayalimiz, direkt kitabın kendisiyle sohbet edebileceğimiz bir yapay zekâ asistanına sahip olmak. (Bunun çalışmalarına başladık.) Bir başka hayalimiz de yazarların üretimler yapabileceği online bir alan inşa etmek. Ez cümle, edebiyata dair her şeyi hem geleneksel hem de teknolojik araçları kullanarak tek bir platformda toplamayı hedefliyoruz.
Kapak Görseli Kaynağı: Baran Güzel
İlginizi çekebilir: Biblio Magger’dan 2026’da Kitaplardan Ekrana


Gizem Kalaç







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!