Gorillaz - The Mountain: Dillerin ve Enstrümanların Dünya Karması
Pozitif Vibrations organizasyonuyla 14 ve 16 Temmuz tarihlerinde Bonus Parkorman’da konser verecek olan İngilizlerin ünlü sanal müzik grubu Gorillaz, The Mountain isimli 9. albümünü şubat ayında yayımladı.

Blur’un vokalisti Damon Albarn ve çizgi roman sanatçısı Jamie Hewlett tarafından kurulan Gorillaz, vokalde 2D, gitarda Noodle, davulda Russell Hobbs, bas gitarda Murdoc Niccals isimli sanal karakterlerden oluşuyor. “Clint Eastwood”, “Feel Good Inc.” gibi bir çok hit parçasıyla sanal grup denince yetmişlerin ünlü kurgusal grubu The Archies ile birlikte ilk akla gelenlerden biri olan Gorillaz, oldukça enteresan bir albümle karşımızda.
Grubun isminden hareketle, Sigourney Weaver’ın oynadığı 1988 yapımı Gorillas In The Mist filmindeki ortam gibi mistik bir albüm olan The Mountain’da vokal, gitar, klavyede Damon Albarn, davulda Remi Kabaka Jr. yer alırken konuk listesi ise hayli kabarık. Şu an hayatta olmayan isimler de arşiv kayıtlardan albüme konuk olmuş. Bu isimler; Anoushka Shankar, Omar Souleyman, The Roots’tan Black Thought, Idles, Smiths’den Johnny Marr, Sparks, Yasiin Bey, Trueno ve Asha Bhosle. Hayatta olmayan isimlerse; Dennis Hopper, Bobby Womack, Mark E. Smith, Dave Joliceour, Proof ve Tony Allen. Hem Damon Albarn hem de Jamie Hewlett albümün yapımı sırasında babalarını kaybettiği için albümün içeriğini ölüm, yeniden doğuş, öbür dünya gibi konular oluşturuyor. Damon Albarn, babasının küllerini Ganj nehrine dökmek için Hindistan’a gitmiş. Bu albümde klasik Gorillaz sound’u, hint ezgileriyle buluşmuş. Albüm tür çeşitliliği yanında, İngilizce’den Arapça’ya, İspanyolca’dan Hintçe’ye çeşitli dillerde parçalarla lisan kursu gibi.
Albüme ismini veren açılış parçası “The Mountain”, Anoushka Shankar’ın sitarıyla su gibi akıyor. Sitar demişken Anoushka’nın babası Ravi Shankar’ı da buradan analım. Meditatif yapıda başlayan parça daha sonra mistik havasını bozmadan sizi alıp götürüyor. Şarkıda bir başka Hint enstrümanı olan Bansuri de kullanılmış. Parçanın sonundaysa aktör Dennis Hopper’ı duyuyoruz. Bence harika bir açılış parçası.
İkinci parça “The Moon Cave” hiphop ağırlıklı bir parça. Bobby Womack, Dave Jolicoeur, Black Thought, Asha Puthli ve Jalen Ngonda gibi isimleri vokalde görüyoruz. Sonraki parça Amerikalı synth pop grubu Sparks’ın yer aldığı “Happy Dictator” ile albüm neşe ve hareket kazanıyor. Klasik Gorillaz sound’una en yakın parçalardan biri.
4. parça “The Hardest Thing”, sonra gelen “Orange County”nin biraz introsu gibi. Parça, 2020 yılında hayatını kaybeden Nijeryalı davulcu Tony Allen’in sesi ile açılıyor. Biraz new age ve ambient’a göz kırpan şarkı yine meditatif yapıda. Hemen ardından bu parçada geçen “You know the hardest thing is to say goodbye to someone you love” sözlerini tekrarlayarak albümdeki favori parçalarımdan “Orange County” geliyor. Kara Jackson vokal katkısı verirken, Anoushka Shankar yine sitarıyla parçada boy gösteriyor. Bence şarkının ıslık melodisi, dinleyen hemen herkesin diline takılacaktır.
“The God Of Lying” isimli şarkıda konuk olarak post punk grubu Idles var. Hafif reggae esintili parçada ayrıca Altın Gün grubundaki gibi saykodelik ve dreamy hava yaratan klavye dokunuşları göze çarpıyor. “The Empty Dream Machine” albümün zirve parçalarından biri. Gerçekten çok güzel bir enstrüman olan sitar yine içinize işliyor. İkinci yarıda Black Thought’un girişi ve sonlara doğru tekrar duyduğumuz sitarlı bölümle şarkı zirveye ulaşıyor. Smiths’den Johnny Marr da gitarda yer almış.
8. parça “The Manifesto” Arjantinli rapçi Tureno ve 2006’da yaşamını yitiren Proof’un yer aldığı İngilizce ve İspanyolca bölümleri olan bir şarkı, adeta Manu Chao’ya selam vermiş. Parçanın son bölümü oldukça ilginç, saykodelik rap gibi olmuş. Bazı King Crimson parçalarındaki gibi kaotik bölümler var.
“The Plastic Guru”, albümün öne çıkan parçalarından bir başkası. Synth ağırlıklı şarkının girişi, No Doubt’un “Running” parçasını çağrıştırıyor. Ardından gelen “Delirium” yine favorilerimden. Damon Albarn’ın kaotik vokaline The Fall grubunun 2018 yılında ölen solisti Mark E Smith’in Plastic Beach zamanı kaydedilen bağırmaları eşlik ediyor.
Gelelim albümün en ilginç parçasına. “Damascus”, Gorillaz “Şemame” şarkısını yorumlasa ortaya nasıl bir şey çıkarın cevabı gibi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerin düğünlerinde insanları piste çıkartıp, Gorillaz halay ekibini kurduracak bir şarkı olmuş. İngilizce ve Arapça olan parçada Suriyeli şarkıcı Omar Souleyman ve Mos Def olarak da bilinen rapçi Yasiin Bey yer alıyor.
Son 4 parçaya geldiğimizde, güçlü bir soğuk hava sisteminin etkisini yavaş yavaş yitirmesi gibi albüm de benim için biraz zayıflıyor. Asha Bhosle’in Hintçe vokaliyle tam bir world music parçası olan “The Shadowy Light”ı, The Clash’in basçısı Paul Simonon’ın back vokal katkısı verdiği “Casablanca” takip ediyor. Ardından gelen bansuri’li parçalardan “The Sweet Prince” girişiyle bana Gheorge Zamfir’in harika parçası “The Lonely Shepherd”’ı hatırlattı. Son şarkı “The Sad God”, albümün açılışını yapan “The Mountain”ın melodisini de içinde barındırarak bir döngünün sonlanması gibi albümü kapatıyor.
Nasıl futbolda dünya karması, basketbolda NBA All-Star etkinliği oluyorsa, The Mountain albümü de türlerin, dillerin, enstrümanların ve de müzisyenlerin bir dünya karması gibi olmuş. Ortaya da harika bir albüm çıkmış.
Kapak Fotoğrafı: Pitchfork
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Ayın Yeni Çıkan Albümleri

Gürkan Sonat






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!