Ziyaretçilerini görsel ve duyusal bir deneyim alanına davet eden sanattan masaya sergi serisi üçüncü edisyonu “MASADA III” ile izleyiciyle buluştu. Buffett iş birliği ile gerçekleşen sergi serisi, 14 Haziran’a dek ziyaretçilerini bekliyor. Serginin küratörlüğünü E. Ezgi Özer üstleniyor, sanatçı listesinde Şevval Konyalı, Şeyma Türk ve Umut Yalım karşımıza çıkıyor. Eser yemeklerinin tasarımı ise Buffett kurucusu Şef Merve Şeker Yalım’a ait. Sergi serisi, üçüncü edisyon, yemek tasarımları ve gelecek planlar üzerine E. Ezgi Özer ve Merve Şeker Yalım ile sohbet ettik.

ekran-resmi-2026-05-18-20-57-36
MASADA III sergi görselleri

Masada serisi üçüncü edisyonuyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. İlk edisyondan bugüne bakacak olursanız nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdi bu seri?

Merve Şeker Yalım: Son cümleyi başta söyleyerek başlayayım yanıtıma; Masada III’te karşımıza çıkan yemek-eser eşleşmeleri çok daha kavramsal bir noktadalar. Masada I’de amuse bouche’tan tatlıya kadar altı yemeklik bir menü tasarlanmıştı. Her bir yemek bir eserle eşleşiyordu ve bu eşleşme eserlerde yer alan ürünler-malzemeler yemeklerde kullanılarak sağlanıyordu. Masada II’de ise iki sanatsal üretim arasındaki farklılıkları yemeklerinde de vurgulamayı hedeflemiştik. Bir tarafta yeterincelik ve çabasızlık kavramları ile izleyicinin müdahil olması ile hayat bulan sanatsal bir yaklaşım ve onunla eşleşen bir soğuk başlangıç “Masa”sı vardı. Diğer tarafta ise her milimetrekaresi ilmek ilmek işlenerek mitoloji ve uzak gelecek arasında nerede olduğumuzu ve neye baktığımızı sorgulatan sanatsal bir yaklaşım ve onunla eşleşen yine ilmek ilmek işlenmiş bir sunumla hazırlanmış ana yemek tabağı vardı. Bugünden bakınca yemek eşleşmeleri üzerine düşünürken Masada II’de de kavramsal bütünleşme üzerine çalıştığımızı görebiliyorum. Masada III’te ise bunu bir adım öteye taşıdık.

E. Ezgi Özer: İlk MASADA aslında biraz deneme gibiydi, o yüzden daha güvenli seçimlerle ilerledik. Daha çok sanatçıların mevcut işlerinden yola çıktık ya da yemekle ilişki kurabileceğimiz malzemeleri işlerin içine dahil ettikleri üretimler yaptılar. Zamanla bu yapı oturmaya başladı ve biz de daha özgür hareket etmeye başladık. Üçüncü edisyonda ise işi daha kavramsal bir noktaya taşıdım. Sadece gördüğümüz şeylerden değil; sanatçıların hafızalarından, çocukluk deneyimlerinden ve izleyicinin kurduğu duygusal ilişkiden beslenen bir yapı kurmaya başladık.

Benim için dönüşüm tam olarak burada gerçekleşti. MASADA, yalnızca bakılan bir sergi olmaktan çıkıp; görsel, duyusal ve bedensel olarak deneyimlenen bir alana dönüştü. İzleyici artık sadece izleyen değil, sürecin içine dahil olan birine dönüşüyor. Bir yandan serginin sunduğu görsel deneyim, diğer yandan yemek yemenin getirdiği fiziksel ve duygusal haz aynı anda çalışıyor.

ekran-resmi-2026-05-18-20-58-33
MASADA III sergi görselleri

Masada III’te izleyiciyi neler bekliyor?

E. Ezgi Özer:
Bu edisyonda izleyiciyi yalnızca eserlerle değil, kendi hafızasıyla da karşı karşıya bırakan bir yapı bekliyor. MASADA III, oyun ve yemek arasındaki ilişkiyi çocukluk, ritüel ve kolektif hafıza üzerinden yeniden düşünmeye açıyor. Burada yemek yalnızca tüketilen bir şey değil; zamanı katmanlandıran, bedensel hafızayı tetikleyen ve izleyiciyi kendi deneyim alanına geri çağıran bir araç olarak çalışıyor.

Sergideki işler, gündelik hayatın içinde normalleşmiş sistemleri, rolleri ve alışkanlıkları bozarken; masada karşılaştığımız tatlar da benzer şekilde tanıdık olanı dönüştürüyor. Bu yüzden izleyici hem çok tanıdığı bir şeyle karşılaşıyor hem de ona yeniden bakmak zorunda kalıyor.

Benim için bu edisyonun merkezinde nostalji üretmekten çok, geçmişte deneyimlediğimiz bir hissin bugünde yeniden kurulabilir olup olmadığını araştırmak vardı. Belki de serginin temel meselesi tam olarak burada açılıyor: Çocukluğa ait o kısa ama yoğun mutluluk anı, bugün hâlâ yeniden üretilebilir mi? İzleyiciler bakalım bu hissi yakalayabilecek mi diye heyecan duyuyorum.

Merve Şeker Yalım: Masada III’te her sanatçı için ayrı bir masa yerleştirmesi hazırladık. Şevval Konyalı’nın masasında, “Kıymetsiz Numune” isimli eserinden yola çıkarak “Balık Kraker Mi?” “Piko Mu?” “Tartini Mi?” yer alıyor. Yiyecek otomatlarından alınabilecek üç ürün; primitif formları olan, daha katmanlı lezzetlere sahip, besleyici değerlerinden kayıp olmamış ve katkı maddesi içermeyen halleriyle yeniden uyarladık. Şeyma Türk sergide tüm özellikleriyle sıra dışı olan, iskambil destesi ögelerinden yola çıkarak hayata geçirdiği dört eserle yer alıyor. Her bir eser masada yer alan bir yemekle eşleşiyor; “Perfect Queen”-“Reçel Ekmek”, “Default King”-“Salça Ekmek”, “Impossible Eleven”-“Beyaz Peynirli Ters Sandviç”, “Lonely Seven”-“Ters Tost”. Umut Yalım’ın “Görsel Dayatmanın Sonu” felsefesi ile yarattığı iki eserin izleyicinin katılımı olmadan tamamlanması mümkün olmamasına paralel bir biçimde; bu iki eserden yola çıkılarak hazırlanan “Köfte Ekmek” ve “Kraker Boyama”masaları da izleyicinin katılımı olmadan bitmiş bir tabak haline gelemiyor. Çok lezzetli bulmanızı umduğum bir sergi sizi bekliyor.

ekran-resmi-2026-05-18-20-59-14
MASADA III sergi görselleri

İzleyiciyi de sürecin bir parçasına dönüştüren Masada III, gastronomi ve sanat birlikteliğine farklı bir bakış açısı getiriyor. Gastronomi burda sanatın eşlikçisi değil, sürecin en başından beri öznesi. Bu kurguyu biraz anlatabilir misiniz? 

E. Ezgi Özer:
Kesinlikle. Bu projede gastronomiyi sonradan eklenen ya da sergi deneyimini “destekleyen” bir unsur olarak hiç düşünmedim. En başından itibaren yapının kurucu parçalarından biriydi. Hatta bu edisyonda yemek, yalnızca eserlerle ilişki kuran bir katman olmaktan çıkıp; hafıza, ritüel ve deneyim meselesini taşıyan temel alanlardan birine dönüştü.

Önceki MASADA serilerinde daha çok eserlerin içinden, renk, form, malzeme gibi görsel unsurlardan yola çıkarak yemekler üretiyorduk. Bu sergide ise yön biraz değişti. Sanatçıların çocukluk hafızalarına, oyun sonrası yemek ritüellerine ve gündelik deneyimlerine de baktık. Çünkü benim için mesele yalnızca bir işi “tada çevirmek” değildi; o işin taşıdığı hissi, bedensel olarak yeniden kurulabilir bir deneyime dönüştürmekti.

Bu yüzden yemek burada bir temsil değil. Daha çok, izleyicinin eserin içine başka bir yoldan dahil olduğu bir alan. Tat, koku ve fiziksel deneyim üzerinden izleyicinin kendi hafızası da aktive oluyor ve sergi o noktada kişisel bir karşılaşmaya dönüşüyor. Bir anlamda MASADA III, sanat ve gastronomiyi yan yana getirmekten çok, bu iki alanın aynı duyusal ve düşünsel zeminde birlikte nasıl çalışabileceğini araştırıyor.

ekran-resmi-2026-05-18-21-00-34
MASADA III sergi görselleri

Bu edisyonun teması oyun etrafında şekilleniyor.  Oyun ve yemek arasındaki kavramsal çerçeve nasıl oluştu? 

Merve Şeker Yalım: Tat ve koku duyuları istemsiz hafızanın tetiklenmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Çocukluğumuzdan aşina olduğumuz bir yiyeceği ağzımıza attığımızda çocukluğumuzdaki o ân’a yolculuk ediyoruz. Sanatçılarla buluştuğumuzda ilk sorduğum soru, çocukluklarında oyun sonrası açlıkla eve geldiklerinde ilk yedikleri yiyeceğin ne olduğuydu. Bu soruya verilen cevaplar eser yemek eşleşmelerinin omurgasını oluşturdu diyebilirim. Her birinin kendi çocukluğu ile bağlantılı yemekleri formları değişmiş, içine yetişkinlikte hayatımıza giren bir takım lezzet ögeleri eklenmiş veya servis açısından çocukluğumuzda karşılaştığımızla hiç ilgisi olmayan şekillerde sunulmuş halleri masalarda yer alıyor. Ân’a yolculuk etmek ve Ân’ı yaşamak, çocukluk ve yetişkinlik, geçmiş ve şimdi arasında köprü kurma fikri benim açımdan temel kavramsal çerçeveyi oluşturdu.

ekran-resmi-2026-05-18-21-01-20
MASADA III sergi görselleri

Bireysel ve kolektif deneyimler de serginin düşünsel yapısını şekillendiriyor. Bundan bahsedebilir misiniz?

Merve Şeker Yalım: Masada Sergi serisinin temelinde iletişim var. Sergi hazırlık sürecinde sanatçılarla pek çok defa bir araya gelip onlarla yemek hakkında da sohbetler ediyoruz. Mutfak tarafından bakarak belirtmeliyim ki eser-yemek eşleşmesi konusunda işin en zor kısmı hazırlanan yemeğin eser sahibi sanatçı tarafından da özümsenir olması. Onun zevklerine, ihtiyaçlarına ve tercihlerine de hitap edebilir olması. Benim mutfakta kendi kendime eserle en mükemmel şekilde eşleşen yemeği yapmam, eğer sanatçı o yemeği yiyemiyorsa veya sevmiyorsa hiçbir şey ifade etmiyor. Kaldı ki, bu durum Masada I’de başımıza geldi. Buna önlem olarak Masada II’de ve Masada III’te açılış öncesinde sadece kendimiz için tümüyle masaları kurup yemekleri hazırladık. Önce kendimizi bu deneyimin parçası haline getirdik. Bunun açılış öncesinde hepimiz için son derece olumlu bir katkı sağladığını düşünüyorum.

E. Ezgi Özer:
Bu sergide beni en çok ilgilendiren şeylerden biri, çok kişisel görünen hafıza anlarının aslında ne kadar kolektif bir karşılığı olduğuydu. Çocuklukta oyun sonrası yenen bir şey, bir ödül hissi ya da belirli bir tat; hepimizde farklı anıları tetikliyor ama çok ortak bir duygu alanında buluşuyor. MASADA III de tam olarak bu kesişimle ilgileniyor: bireysel hafızanın, kolektif bir deneyime nasıl dönüşebildiğiyle. Bunu da tanıdık duygu ve tatları sanatçıların eserlerinden ve onların anılarından yola çıkan yemeklerle eşleştirerek bu hislerin karşılığını izleyicide arayarak yapıyoruz.

ekran-resmi-2026-05-18-21-02-03
MASADA III sergi görselleri

Masada serisini gelecekte neler bekliyor?

E. Ezgi Özer:
MASADA’yı sabit bir sergi formatından çok, farklı kavramlar ve deneyim alanları üzerinden sürekli dönüşebilen yaşayan bir yapı olarak görüyoruz. Her edisyon bizim için yeni bir araştırma alanı açıyor; hafıza, ritüeller, gündelik hayat ve duyusal deneyim gibi meseleler üzerinden yeniden düşünmeye başlıyoruz.

Önümüzdeki süreçte de farklı disiplinlerle, mekânlarla ve iş birlikleriyle evrilme ihtimali bizi heyecanlandırıyor. Çünkü bizim için mesele yalnızca sanat ve gastronomiyi bir araya getirmek değil; bu iki alanın birlikte nasıl yeni bir deneyim ve düşünme biçimi üretebileceğini araştırmak.

Sanıyoruz ki MASADA’nın geleceğini de tam olarak bu dönüşebilirlik belirleyecek.

Merve Şeker Yalım: Bir masa etrafında oturup sanat ve yemek hakkında konuşmaktan daha cazip bir şey olabilir mi? “Masada” bize ve tüm seyircilerine bu alanı sağlarken, yavaş yavaş bir ritüel haline geliyor. Bir proje olarak “Masada”yı, değerlerini ve prensiplerini eksiltmeden, büyütmeye devam etmeyi, bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. 

Kapak Fotoğrafı: MASADA III sergi görselleri

İlginizi çekebilir: Burcu Dimili’den Bor Sanat & EXIT ile: Konuk Sanatçı Programı Üzerine