Kuşatma Kayıtları: Savaşın Arka Planında Olanlar
Yüzyıldan uzun süredir devam eden ve kirli ittifaklar yüzünden Orta Doğu’yu bir türlü terk etmeyen savaş, çok defa sinemaya yansıtıldı. Ve bu savaşlar, hangi ülkenin, yönetmenin, yapımcının veya senaristin yaptığına göre anlatıldı. Hollywood başta olmak üzere Batı sineması tarafından anlatıldıysa burası çoğu zaman kurtarılması gereken bir bölge olarak sunulurken Orta Doğulu yönetmenler, yapımcılar veya senaristler tarafından yapıldığında ise savaşın en kor hâliyle yıkıcı yanı gözler önüne serildi.
Bu yazının konusu olan Kuşatma Kayıtları ise savaşa, bu iki ucun dışında bir yerden bakmayı tercih ediyor. Filmin yönetmeni Abdallah Alkhatib’in Suriye iç savaşı sırasında Şam’daki mülteci kampında yaşadığı tecrübelere dayanan film, kuşatma altındaki bir şehirde insanların hayatta kalma çabasını odağına alıyor. Alkhatib, başta da söylediğim gibi, savaşın kor yıkıcılığı yerine, acil servis sahnesi dışında saf bir savaş filmi sunmuyor. Filmde hayat farklı şekillerde akarken savaşın fonda yarattığı tahribat sonucu insanların tepkilerini ve olmadık kişilere dönüşmelerini izliyoruz. Film boyunca yeri geliyor yardım kolisi almaya çalışan bir adamı, yeri geliyor yanlışlıkla kendilerini film koleksiyonuyla dolu bir odada bulan gençleri, yeri geliyor tek bir sigara için birbirlerine düşen insanları izliyoruz.
Kuşatma Kayıtları’nı sevmemi sağlayan da tam olarak buydu. “Savaş, tüm hengamesiyle devam ederken arka planda sıradan insanların hayatları nasıl devam ediyor?” sorusunu cevaplamaya çalışıyor film. İkinci Dünya Savaşı başta olmak üzere pek çok savaş filminde ölen, yaralanan veya uzuvları hasar gören pek çok insanı görmek mümkün. Bu anlamda artık görmediğimiz bir pencereden savaşlara baktıracak ve bize yeni bakışlar kazandıracak filmlere ihtiyacımız var. Savaşın korkunç ve yıkıcı olması hepimizin malumu fakat artık bunların dışında da farklı öykülere ihtiyacımız var.
Nitekim yönetmen Abdallah Alkhatib tam da bunu yapıyor. Belki günlerce aç olmanıza rağmen çok sevdiğiniz bir filmin DVD’sini görünce kendinizden geçmez misiniz veya dışarıda kıyamet koparken en insani dürtü olarak cinsellik için neler yapmazsınız? Bunların doğru veya yanlışlığını bir kenara koyarsak, anlatılan bu pek çok detay aslında insana özgü olağan zaaflar. Bu yüzden film bize oldukça saf bir gerçeklik sunuyor. Üstelik salt acıma veya dram yerine bu detaylar hikâyeye de renkli bir hava katıyor. Nitekim hayat da biraz böyle değil midir? Hayatınızın en acı günlerinden biri olabilecek bir cenazede, içiniz kan ağlarken birisi bir şey yapar ve aynı anda hem üzülür hem gülersiniz. Bunun için de kimse sizi hor görmez çünkü hayatın içinde bütün bu duygulara aynı anda yer vardır.
Yönetmen Abdallah Alkhatib, savaşı ilk elden yaşayan bir isim olarak bunları gayet güzel görmüş ve hikâyesini salt dramaya boğmadan anlatmayı tercih etmiş. Filmi bölümlere ayıran ve bütün karakterlerini öbek öbek gördüğümüz Kuşatma Kayıtları, finaldeki acil servis dışında, insana savaşın gerçeklerini farklı bir yönden anlatmasıyla diğer pek çok savaş filminden farklı bir yerde duruyor benim için.
Karakterlerin fazla derinleşmemesi, bütün bunların sorumlusu olan fail devletlere dair net bir söylem içermemesi ve anlattığı bazı bölümlerin sonuca ulaşmaması veya finale etki etmemesi, filmi aşağı çeken etmenlerden olabilir fakat savaşı ve mülteci kamplarını yaşayan birisinden böyle bir hikâyeyi bu şekilde izlemenin beni memnun ettiğini söylemeliyim. Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşlarda, zalim ve despot ülkelerin saldırılarına karşın hayatta kalmaya çalışan tüm insanlara sevgi ve saygıyla…
Kapak Fotoğrafı: Bir Film
İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Film Önerileri

Musa Bölükbaşı 







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!