BMW Art Car: 50. Yılında Contemporary İstanbul'da
BMW Art Car. Bu üç kelime, otomobil dünyasında ikon haline gelmiş modeller ile Andy Warhol ve Jeff Koons gibi dünyaca ünlü sanatçılar arasında bağlantı kuruyor. Alexander Calder’in öncü imzası olan, BMW Art Car koleksiyonunun birinci eseri 24-28 Eylül tarihleri arasında Contemporary İstanbul’da yerini alırken biz de bu etkileyici projenin geçmişine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.

Anahtar kelimelerimiz: Sanat otomobili. BMW Group’un 1975 yılında başlattığı Art Cars projesi, otomotiv endüstrisinde benzersiz bir yaklaşımla sanat ve teknolojinin buluşma noktasında duruyor. BMW’nin sanat eseri niteliğindeki otomobilleri, yarış pistinde doğan bir vizyonun, sanatın sınırlarını yeniden tanımladığı yarım asırlık hikayenin tam kalbinde yer alıyor.
BMW Art Car Tarihine Yolculuk
İnsanlardan belirli bir BMW Art Car’ın adını vermeleri istendiğinde ise genellikle herkes Andy Warhol tarafından “Pop Art” stilinde tasarlanan BMW M1 modelini örnek veriyor. Ancak tek başına bu modele odaklanmak, 1975 yılından bu yana ünlü uluslararası sanatçılarla iş birliği içinde tasarlanan ve yaklaşık 20 adet BMW Art Car otomobilinden oluşan benzersiz ve geniş kapsamlı bir koleksiyonu ifade etmekte yetersiz kalıyor. Ünlü uluslararası sanatçılar tarafından tasarlanan özel BMW otomobillerinin listesi çok daha kabarık!

1975 yılında Alexander Calder‘ın tasarladığı ilk BMW Art Car, Le Mans’ın efsanevi 24 saatlik yarışında piste çıktığında, sanat dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. BMW Group, bu öncü adımla birlikte sanatçılara otomobiller aracılığıyla kendilerini ifade etme fırsatı sunmaya başlıyor. Bu yaklaşım da sanat ve tasarım, teknoloji ve inovasyon, yarış ve mühendisliğin eşsiz bir sentezini ortaya çıkarıyor.
Bugüne kadar yaratılan yirmi BMW Art Car da son elli yılın sanat tarihinden geniş bir spektrumu sergiliyor. Calder‘dan Lichtenstein‘a, Warhol‘dan Koons‘a, Mahlangu‘dan Mehretu‘ya uzanan bu etkileyici koleksiyon, minimalizm, pop art, büyülü gerçekçilik, soyutlama, kavramsal sanat ve dijital sanat gibi farklı akımları bir araya getiriyor. Örneğin; 1995 yılında İngiliz Pop-art süperstarı David Hockney‘nin eli değdiği BMW 850 CSi otomobilin yüzeyi altında yatan büyüleyici teknolojiyi gövde üzerinde dışavurumcu bir şekilde yansıtarak gün yüzüne çıkaran etkileyici bir örnek olarak hatırlanıyor. 1990 yılında İspanyol sanatçı César Manrique‘nin dokunuşlarıyla renklenen BMW 730i, avangart sanatın benzersiz bir örneğini temsil ediyor.

Art Car koleksiyonunun en yeni üyesi, 2024 yılında tanıtılan Julie Mehretu imzalı BMW m Hybrid v8 modeliyse Etiyopya asıllı Amerikalı sanatçı Mehretu, kendine özgü çok katmanlı yaklaşımını otomobile yansıtarak hız, zaman, enerji ve akış kavramlarını bir araya getiriyor. Mehretu’nun dev boyutlu resimlerini andıran bu tasarım, Art Car koleksiyonunun yeni nesil vizyonunu temsil ediyor ve sanatın sadece galeri duvarlarına değil, hareket halindeki bir nesneye de yansıtılabileceğini gösteriyor. Serinin yirminci eseri olan bu özel tasarım da tıpkı Alexander Calder’ın tasarladığı ilk BMW Art Car gibi Contemporary Istanbul kapsamında ziyaret edilebiliyor.

Günün sonunda; BMW Art Car koleksiyonu, aynı zamanda 50 yıllık sanatsal özgürlüğün ve vizyoner tasarımın kutlaması niteliği taşıyor. BMW Art Car World Tour sergi programıyla onurlandırılacak olan bu anlamlı yıldönümüyse beş kıtayı kapsıyor. Şanslıyız ki BMW Art Car koleksiyonunun birinci ve yirminci eserini 24-28 Eylül tarihleri arasında Rixos Tersane’de gerçekleştirilecek Contemporary İstanbul’un 20. Edisyonu‘nda yakından inceleyebileceğiz. O zamana dek Art Car tarihinde derinleşmek isteyenleri buraya alalım.

Artsy Magger







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!