Bir restoranın ya yemekleri güzeldir, ya tatlıları, ya da şarapları özeldir veya kokteylleri, ne bileyim manzara veya dekoru iyidir, sunumları güzeldir, ortam sıcaktır vs… Genelde bunlardan biri veya birkaçı vardır. Ama Alancha İstanbul bir başka yer olmuş, bu saydıklarımın hepsi burada var, hem de fazlasıyla!

Anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum ama en başından sonuna kadar en ince ayrıntısına kadar her şeye yer vermek istiyorum çünkü hepsi yazmaya değecek kadar güzel…

alancha giris

Restoranın üç bölümü var; beets, tasting ve bar&mixology. Beets bölümü ile bar aynı yerde yani giriş katında. Beets’de öğlenleri 2 veya 3 course servis ediliyor, akşam ise 4 course oluyor. Buradaki yemekler de eminim muhteşemdir ancak dört course ile sınırlı kalmak istemiyorsanız sizi yukarıya yani “tasting” bölümüne alalım :)

Güler yüzlü bir karşılama ile yukarı çıkıyorsunuz, mutfağın içinden geçerek (mutfaktan geçerken mutfaktaki tüm ekip o anda işini bırakıyor ve bizi son derece kibar bir şekilde selamlayarak, “hoş geldiniz” diyor) masanıza doğru gidiyorsunuz.

Gün batımında boğaz manzaralı, terasa açılan bir masaya oturuyoruz. Servisimizi yapacak kişi sıradan, siyah beyaz olmayan bir kıyafetle yanımıza geliyor ve restoran hakkında bilgi verirken, neye alerjimiz olduğunu veya neyi sevmediğimizi soruyor çünkü getirecekleri course’lar arasında sizin sevmediğiniz bir yemek varsa o zaman size onun alternatifi olan bir başka course geliyor. Bizim menümüzün adı “Büyük Göç”, Anadolu yemeklerinden esinlenerek hazırlanmış bir menü. Genel bir giriş yapıp, bizlere bilgi verildikten sonra en sevdiğim kısma şarap seçimine geliyoruz. Şarabı menüden bakıp seçmiyorsunuz, bu sırada sommelier Gökhan Bey geliyor ve sizin damak zevkinize göre sizin şarabınızı seçip, “en iyi tadım kadehi” seçilen şık kadehlerde şarabınızı getiriyor. Ve başlıyoruz…

İlk olarak, fermente mantar çorbası geliyor, limon otu yağıyla servis yapılıyor; aradan 10 dakika bile geçmeden marine edilmiş midyeler geliyor. Midyelerin sunumu harika, görsellerde de göreceğiniz gibi mermer bir tabak içinde otlar, taşlar ve arasında midyeler sunuluyor. Devamında üstü hamurla kaplanmış çerkez tavuğu, pirinç patlağında enginar, kurutulmuş asma yaprağına sarılmış humus, tereyağlı ekmek ile servis edilen peynir köpüğü derken ana yemeklere daha yeni geçebiliyoruz :)

Alancha starter

Ana yemeğimiz aşağıda görseli olan buz kasesinin içinde ege otları sosuyla hazırlanmış yoğurt soslu, haşlanmış, tütsülenmiş buğday. Evet, yemeklerin adı biraz uzun ama her bir malzeme ayrı bir tat kattığı için tek bir kelimeyle anlatmak mümkün olamıyor :)

alancha corba

Bunun ardından, Gaziantep’ten gelen fıstıklarla yapılan taze yemiş tabağı, deniz levreği, Çeşme ahtapotu, çiğ tatlar tabağı, Yunan salatası, soğan yahnisi derken sıra tatlılara geliyor.

Tam 4 çeşit tatlı servisi yapılıyor. Hepsi birbirinden farklı, hepsi birbirinden güzel; ilk önce karamel soslu, buğday patlağı karışımlı yoğurt mus; ardından tahin ve pekmezli mus tabağı süt kıtırı ve ekşi maya suyu ile servis ediliyor. Bunları da bitirdikten sonra yanımıza küçük bir masa açılıyor ve yeni tatlımız hazırlanmaya başlıyor. Dumanlar çıkıyor, yine güzel bir şeyler gelecek diye bekliyoruz; köpük (sanırım krema köpüğü) ve tarçın, sıvı nitrojenin bulunduğu kaba atılıyor ve dondurma olarak bize veriliyor, önünüze geldiği anda  hemen yemeniz lazım yoksa elinizde eriyip kalıyor :) Son tatlımız ise şekersiz cezerye ve yanında baklava hamuru içinde fıstık ve panna cotta oluyor.

Bu kadar çok şeyi nasıl yediniz diyor olabilirsiniz, ancak ne kadar doymuş olursanız olun yine de önünüze geleni denemeden duramıyorsunuz, dayanamıyorsunuz hatta bir sonraki course’u merakla bekliyor oluyorsunuz çünkü size gelecekler herhangi bir yerde yazmıyor, sürpriz oluyor.

Alancha sunum

Alancha’ya gitmişken kokteyllerini denememek olmaz ama bu kadar yiyip içtikten sonra kokteylleri nasıl içecektik derken masaya 4 farklı kokteyl geliyor. Ne kadar yemiş ve içmiş olursak olalım bu muhteşem kokteylleri geri çevirmek mümkün olamazdı. Sadece tadına bakmakla kalmadık, hepsini su gibi içtik, bitirdik. Fotoğraflara bakın, hak vereceksiniz!

alancha kokteyl

Hem Beets hem de Tasting’deki course’lar hep aynı değil çünkü sezonluk taze malzeme kullanılıyor yani gittiğiniz sezon olan bir malzeme bir sonraki gidişinizde olmayabilir. Bununla birlikte, Tasting bölümünde de menüler 3-4 ayda bir değişiyormuş. Takip etmek, değiştikçe gitmek, gittikçe de paylaşmak lazım derim :)

Bizim Büyük Göç’teki yolculuğumuz 4 saat sürdü. Course’ların geliş hızları tamamen size kalmış, servis hızı sizin talebinize göre ayarlanıyor.

Fiyatlara gelince, bu kadar emek ve özen isteyen bir işin değeri tabii ki az olamaz; özellikle de Tasting bölümü Beets’e göre biraz daha pahalı ama değer mi derseniz; kesinlikle değer, hele ki güzel yemek yemekten, değişik tatlar tatmaktan zevk alıyorsanız burası tam size göre! İnanın pişman olmayacaksınız…

Peki nasıl mı uğurlandık? Karşılamaları kadar yolcu etmeleri de son derece sıcak ve samimiydi. Aracınız yok veya aracınız olsa bile alkol aldığınız için kullanmak istemiyorsunuz diyelim, bu durumda Alancha İstanbul sizi özel arabalarıyla gideceğiniz yere ücretsiz olarak ulaşımınızı sağlıyor. Güzel fikir doğrusu!

Bir restoranda daha ne olsun öyle değil mi? Bu muhteşem lezzetleri ve hizmeti kaçırmayın. Restorandayken kendisiyle tanışma fırsatımız oldu, güzel dileklerimizi orada da ilettik ancak ben yine de yazımı sonlandırırken Alancha’nın kurucusu ve şefi Kemal Demirasal’ı tekrar tebrik ediyorum ve kendisini dünyanın en iyileriyle yarışıyor olmasından dolayı kutluyorum; kesinlikle hak ediyor!

Şimdiden afiyet olsun, keyfiniz bol olsun…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN