Art Dubai 2026: 20. Yılında Bir Sanat Buluşması
Etkinliğe dair detaylara girmeden önce bir konunun altını çizmek gerekiyor: Etkinliğin içeriğinden bağımsız olarak sanat ve kültürün iyileştirici ve birleştirici gücü bu gibi kritik dönemlerden geçerken psikolojik dirençliliği artırmada büyük bir rol oynamakta. Art Dubai, Covid-19 pandemisi sonrası Dubai’de gerçekleştirilen ilk fiziksel/yüz yüze etkinlik olduğundan kent için simgesel bir öneme de sahip. Dolayısıyla yeni normale uyum sağlayarak planlanandan daha mütevazi de olsa gerçekleştirilmesinin çok doğru bir karar olduğunu vurgulamamız gerekiyor.
Art Dubai 2025’de katıldığım The New ‘New Normal (Yeni ‘Yeni Normal) başlıklı forumda temel olarak tartışmalar şu iki soru etrafında şekillenmişti: “Yeni dönemde normal nedir?” ve “Yeni dönemde normali nasıl tanımlayacağız ve Dubai bir kent olarak 2025 yılında yeni normali mi temsil ediyor?“
2025’in sorduğu bu soruları 2026 dramatik bir şekilde cevaplıyor: Bir sene sonra 28 Şubat’tan itibaren, özellikle de Dubai’nin de yer aldığı Körfez Bölgesi’nde bu yeni normal politik ve askeri gerginlikler, çatışmalar ve sürekli ısıtılan yüksek tansiyon tarafından tanımlanıyor ve Dubai, bu yeni normali tanımlamamış ve temsil etmemiş olsa da yeni gerçekliği olarak bu “yeni normal” ile yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyor.
İşte Körfez’den Kuzey Afrika’ya ve Güney Asya’ya kadar yayılan geniş bir coğrafyanın en büyük sanat etkinliği olan Art Dubai, bu sene 20. yaşını 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında geleneksel mekanı Madinat Jumeirah’ta bu yeni normalin yarattığı bir atmosfer içinde kutladı.
ABD-İsrail-İran Savaşı’nın bölgede yarattığı tansiyon bölgede gerçekleşen birçok uluslararası etkinliği olumsuz etkiledi. Bu süreçten nasibi alan Art Dubai, ilk planlanandan bir ay gecikmeli ve daha mütevazi bir organizasyon olarak gerçekleşti. İlk aşamada küresel düzeyde 120 galerinin katılması beklenen etkinlik, katılımın %60 oranında düşmesiyle 56 adet sanat kurumuna ev sahipliği yaptı.
Etkinliğe dair detaylara girmeden önce bir konunun altını çizmek gerekiyor: Etkinliğin içeriğinden bağımsız olarak sanat ve kültürün iyileştirici ve birleştirici gücü bu gibi kritik dönemlerden geçerken psikolojik dirençliliği artırmada büyük bir rol oynamakta. Art Dubai, Covid-19 Pandemisi sonrası Dubai’de gerçekleştirilen ilk fiziksel/yüz yüze etkinlik olduğundan kent için simgesel bir öneme de sahip. Dolayısıyla yeni normale uyum sağlayarak planlanandan daha mütevazi de olsa gerçekleştirilmesinin çok doğru bir karar olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Nitekim 25 binin üzerinde rekor bir katılımcı sayısına ulaşılması da etkinliğe gösterilen sanatsal ve kültürel ilginin yanında bu boyutlarının da ne kadar önemli ve etkili olduğunu gösteren bir kanıt. Geçtiğimiz yıllarda 100 AED olan katılım ücretinin bu sene kaldırılmasının ve içinde atmosferi ve ünlü DJ performanslarıyla gerçek bir kulüp ortamı yaratan Listening Bar’ın bu yüksek katılımda önemli bir payı olduğunu düşünsek de yaşadıkları kente destek vermek isteyen sanat severlerin bu ilgisi taktire şayan.
Gelelim Art Dubai 2026’nın içeriğine: Bu seneki etkinliğe damgasını vuran tek bir isimden söz edilecekse o kesinlikle Ermeni asıllı Suriyeli sanatçı Kevork Murad olur.
Vogue Arabia’nın da Art Dubai dosyasında özel bir yer ayırdığı Murad, 1970’de Kamışlı-Suriye’de doğmuş. Erivan Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra özellikle canlı çizim ve animasyon tekniklerini kullandığı canlı performanslarda Yo-Yo Ma, the Los Angeles Master Chorale, Brooklyn Rider, The Knights, Perspectives Ensemble, Paola Prestini ve Kinan Azmeh gibi müzisyen ve gruplara eşlik etmiş. The Aga Khan Museum, The Art Institute of Chicago, The American Museum of Natural History, The Brooklyn Museum of Art, The Bronx Museum of Art, Carnegie Hall, Elbphilharmonie, Rhode Island School of Design, Nara Museum (Japonya), Lincoln Center Atrium, the Metropolitan Museum of Art ve The Walt Disney Concert Hall gibi önemli kurumlarda çalışmalar yapan; Brandeis ve Harvard Üniversitelerinde dersler veren Murad, Art Dubai’ye elle kesilmiş pamuklu kumaş parçalarına su bazlı boyaların uygulanmasıyla yarattığı hacimli enstelasyonlarıyla katıldı. Hareketli bir platformda hatıra, çoğulculuk ve farklı toplulukların bir arada yaşaması gibi kavramları parçalanmış bir zaman akışı içinde anlatmayı amaçladığı bu epik çalışmalar, özgünlükleri, özel teknikleri ve güçlü ifadeleriyle ziyaretçilerin büyük ilgisini çekti.
Move Forward başlığı altında Dubai’nin çok-kültürlü ortamını ve bu çok-kültürlülüğü yansıtan farklı ülke ve tarzlardan sanatçıların yapıtlarını kapsayan; başta Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum olmak üzere Dubai’de bulunan 120’nin üzerinde özel koleksiyondan örneklerin yer aldığı bir seçki sergilendi.
Başta Arap olmak üzere batılı olmayan kültürlerden gelen ve gelenek-modernizm arasında konumlanan; özellikle yerel malzeme veya tekniklerle yerel-evrensel, geleneksel-modern gerilimini sanat yapıtı aracılığıyla çözmeyi başaran tablo ve görsel sanatların diğer alanlarına ait yapıtları görmek ve Dubai’deki özel koleksiyonların geldiği noktayı anlamak açısından bu serginin önemli bir deneyim olduğunu belirtmeliyim. İlginç bir izlenim: Mısırlı sanatçı Gazbia Sirry’nin 1960 yılında yaptığı The Six Immigrants (Altı Göçmen)
tablosunun ortaya koyduğu toplumsal ve ekonomik durumun, Suriyeli sanatçı Leila Nseir’in 2015 tarihli Hunger (Açlık) başlıklı yapıtında anlattığına olan benzerliği,
bu geniş coğrafyada yarım asırda pek de bir şeyin değişmediğinin sanatsal ve acı bir ifadesiydi adeta. Mimari yapıtları fotoğraflamasıyla tanınan Lübnanlı fotoğrafçı Dia Mrad’ın sergilenen yapıtlarından Green Grow Below da modern mimari bir yapıt ile günlük yaşamın sefaletinin nasıl bir araya geldiğini göstermesi açısından ilgi çekiciydi.
2010 yılında Arap Dünyası’ndan modern ve çağdaş yapıtların toplanması, araştırılması ve sergilenmesi amacıyla Sharjah Emirliği’nde kurulan Barjeel Sanat Vakfı ise Rémi Homs’un küratörlüğünde Pulse başlığı altında koleksiyonuna ait bazı önemli parçaları sergiledi.
Küratör Homs’un ifadesiyle “20. yüzyıl boyunca bölgedeki toplumsal, kültürel ve siyasi dönüşümlerin nabzını yansıtan ve erken dönemdeki kendini ifade etme biçimlerinden soyutlamadaki radikal denemelere kadar, coğrafyalar, malzemeler ve yaklaşımlar arasında sergilenen değişken bir görsel dili ortaya koyan bu eserler”, tıpkı Move Forward sergisinde olduğu gibi Arap resmini, özellikle de soyut ve modern tarzlarda üretilen yapıtları yakından görme olanağı sağladı.
Serginin en ilginç çalışmalarından biri, Sudanlı sanatçı Kamala İbrahim’in Mısır, Sudan, Etiyopya, Eritre, Somali ve Yemen başta olmak üzere Körfez’e uzanan geniş bir coğrafyada uygulanan bir ruh sahiplenme ritüeli olan Zaar’ı resmettiği 1973 tarihli Zaar başlıklı tablosuydu. Gerek gerek teknik düzeyi gerek biçimi gerekse içeriğiyle öne çıkan bu yapıt Kerem’in önünde fotoğraf çektirmek isteyeceği kadar ayrıksıydı ve kendine has, adeta büyüleyici bir dile sahipti.
Etkinliğe katılan galerilerin yer aldığı salondaysa bölgedeki konjonktürün bir sonucu olarak ağırlık (yaklaşık %60’) BAE ve diğer Körfez ülkelerini temsil eden sanat kurumlardaydı. Bunun dışında ABD, Çin, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Türkiye (Dirim Art), Litvanya, Belçika, Kanada, Meksika, Fas, Bangladeş ve Küba’dan gelen kurumlar da etkinliğin uluslararası boyutunu korumasına katkıda bulundular. Bu kapsamda, özel olarak iki kurumdan, Gallery One ve Zawyeh Galeri’den bahsetmek isterim.
Ramallah/Filistin Özerk Yönetimi merkezli bu galeriler, içinde bulundukları şartların zorluklarına ve mevcut durumda bulundukları bölgenin üzerindeki baskıya rağmen sanatsal üretimi desteklemeye ve bu ürünleri Art Dubai’de sergilemeye devam ediyorlar. Her türlü zorluğa rağmen sanat ilkesinden hareket eden bu kurumlar, sanat adına gösterdikleri direniş ve sanata olan bağlılıkları dolayısıyla özel bir ilgiyi ve takdiri hak ediyorlar.
Bu seneki etkinlikte geçen yıllarda olduğu gibi pek çok dikkat çekici yapıt vardı galeriler bölümünde.
Beyrut merkezli Galeri Al Anbar‘ın seçkisinde yer alan Douglas Abdell’in 1985 tarihli Beirut Phoenaes başlıklı yapıtı, Lübnan İç Savaşı’nın kanlı günlerinde yapılmış olmasına rağmen hâlâ güncelliğini koruyan etkili bir yapıt. Aradan geçen 40 yıla rağmen günümüzde de kent, bitmek bilmeyen çatışmaların getirdiği yıkıma ve ölümlere tanıklığını sürdürüyor. Bir anlamda Abdell’in çalışması zamanı durduruyor ve tüm bu yıkım, akan kan ve ölüm karşısında Beyrut’un nasıl dayandığını, kısa ateşkeslerin arasında bile sanata ve yaşama nasıl bağlı olduğunu anlatıyor.
Paris/Beyrut merkezli Mark Hachem, Arap Modernizmi’nin öncü isimlerinden Hamed Abdalla’nın (1917-1985) tabloları ve özellikle de modernist heykelin Arap sanat dünyasındaki en önemli temsilcilerinden olan Lübnanlı Alfred Basbous’un (1924-2006) heykelleriyle dikkat çekti.
Dijital Focus başlığı altında dijital çalışmalarıyla Montreal/Kanadalı Irregular ve Dubai’den Dom Art Projects, ziyaretçilerden özel bir ilgi gördü; özellikle interaktif video enstelasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu.
Vilnius/Litvanya’dan katılan The Rooster Gallery, yaklaşık 15 yıl önce bizzat yerinde ziyaret etme olanağı bulduğum; derinliği ve çeşitliliğiyle beni şaşırtan Baltık sanatının yıllar sonra geldiği noktayı göstermesi açısından benim için hoş bir kişisel deneyim oldu. Kendi kuşağının en yetenekli ve etkili sanatçılarından biri olan ve aldığı ödül ve burslarla ön plana çıkan Letonyalı Sandra Strele (d. 1991), manzara ve mimari manzara geleneğinden ilham aldığı; uzak, yabancılaşmış, yalnız mekanları ve bunların mimari yapısını yansıttığı büyük boyutlu resimleri ve resim enstelasyonlarıyla dikkat çekiciydi.
20. yıl dönümünde Art Dubai, belki daha az görkemli ve sanatsal açıdan geçmişe oranla daha mütevazi, ama çok daha anlamlı. Bir kentin dayanıklılığı; kültür ve sanatın iyi olmaya ve iyi hissetmeye etkisi, içeriğinden daha büyük bir anlam ve değer taşıyor. Belki de yıllar sonra “Art Dubai’nin 20. Yaş Gününde oradaydık” diyebilmek, ziyaretçiler için bir sanatsever olmanın ötesinde bir ayrıcalığı ve gururu canlandıracak bir hatıra olarak kalacak.
Kapak Fotoğrafı: Bülent Tunga Yılmaz
İlginizi çekebilir: Erhan Us’tan Startup: San Francisco’dan Baş Kaldıran Sanat Fuarı


Bülent Tunga Yılmaz 






















İlk yorumu siz yazın!