Derin bir nefes alın ve tertemiz bir havaya karışan leziz kokuları içinize çekin. Hoş geldiniz; haritanın kıyısında köşesinde kalmış, Avrupa’nın gurme bir köyünü keşfetmek üzeresiniz! Minicik evlerin arasından geçen yokuşlu yolları aşıp odun ateşinden çıkan cızıltıları dinlerseniz; yalnızca gezgin gurmelerin bildiği o enfes lezzetleri deneyecek sayılı kişiden biri olacağınıza söz verebiliriz. İyi bir yemek için aylar önceden alınan rezervasyonları, uzun sıraları unutun. Yalnızca Silver Logolu Mastercard’ınızı yanınıza alın ve hayatın tadını ayrıcalıklı bir şekilde çıkarın.

Gruyères | Fotoğraf: Louis – pexels.com

Yemek yazarı ve Antropolog Claudia Roden; yemek ile kültür arasındaki bağlantının altını çiziyor. Bizce tam da bu sebepten dolayı seyahat ettiğimiz bir yerin en geleneksel tarifini denemek; aslında onların geçmişinde, ritüellerinde, sadece bize özel bir yolculuğa çıkmak anlamına da geliyor. Bu yolculuğu en ayrıcalıklı şekilde geçirmek isteyenler için ise yalnıza bir önerimiz var: Türkiye’den alınmış Silver Logolu Mastercard. Çünkü Silver Logolu Mastercard’ın ayrıcalıkları destinasyona varmadan önce başlıyor; yurt dışındaki duty free harcamalarımızda %15 indirimden faydalanabiliyoruz. Destinasyonumuza vardığımızda ise yurt dışındaki restoranlarda geçerli bir başka %15 indirim bizi bekliyor! O zaman haydi, Avrupa’nın en lezzetli kokularını takip edelim.

Avrupa’nın Gurme Köyleri

İspanya’dan Getaria

Getaria | Fotoğraf: Jano Garcia – unsplash.com

İlk destinasyonumuz, dünyanın en önemli gastronomi bölgelerinden biri olan Bask’a doğru! Avrupa’nın gastronomi başkentlerinden biri olarak kabul edilen San Sebastián’a yalnızca bir araba mesafesinde bulunan minik bir balıkçı kasabası hakkında konuşmamız gerekiyor. Çünkü bu minik balıkçı kasabası dünyanın en iyi yirmi dördüncü restoranı olarak bilinen Elkano’ya ev sahipliği yapıyor. Evet, Getaria’dan bahsediyoruz. Kısa bir yürüyüşle keşfedebileceğiniz kadar küçük olan bu kasabaya geldiğinizde; Getaria’nın bütün gezgin gurmelerin “mutlaka” listesine girmesinin sebebi olan Rodaballo balığını denemelisiniz.  

İsviçre’den Gruyères

Gruyères | Fotoğraf: Perspective Nature – unsplash.com

Hazırsanız, “uzak diyarlardaki bir köyü” keşfetmek üzere yola çıkıyoruz. Evet, peynir tabaklarımızın olmazsa olmazlarından Gruyères’nin çıktığı topraklardayız. Bir Orta Çağ kasabası olan Gruyères, tam anlamıyla kendinizi bir masal kahramanı gibi hissedebileceğiniz bir destinasyon. Buraya geldiğinizde, aynı ismi taşıyan peynirlerin en otantik versiyonunu yemeli ve sinema tarihinin en kült eserlerinden biri olan “Alien” filmini Orta Çağ’dan kalma bir kalenin içerisinde deneyebileceğiniz HR Giger Museum’a mutlaka gitmelisiniz.  

Fransa’dan Vonnas

Vonnas | Fotoğraf: Consuelo Borroni – unsplash.com

Şimdi de Fransa’nın gastronomi sahnesi için önem taşıyan minik bir köye gidiyoruz: Vonnas! Dünyanın en ünlü şeflerinden biri olan Georges Blanc’ın doğduğu yer olan Vonnas; gurme gezginler tarafından bölge ile özdeşleşen Bressan tavuğu ve Blanc’ın iki yıldızlı restoranı ile tanınyor. Vonnas’a geldiğinizde Village Blanc’ın içerisinde bulunan restoranda şefin ünlü tavuğunu yemeli, köyde yürüyüşe çıkarak yerel dükkânları keşfetmelisiniz.

Almanya’dan Baiersbronn

Baiersbronn | Fotoğraf: Joerg Hartmann – pexels.com

Yavaş yavaş soğumaya başlayan havalarda keşfedilebilecek en lezzetli köylerden biri de Baiersbronn! Michelin yıldızlı restoranları sayesinde Almanya’nın “Haute cuisine” merkezlerinden birine dönüşen Baiersbronn, tam da özel bir gastronomi deneyiminin peşinden koşanlara hitap ediyor. 2013 yılında köyle aynı isme sahip olan Baiersbronn bölgesi New York Times tarafından “dünyanın en beklenmeyen restoran başkentlerinden biri olmak üzere” şeklinde övülmüştü. Buraya geldiğinizde, köyün meşhur ördek tariflerini mutlaka denemeniz gerekiyor.

İtalya’dan Monforte d’Alba

Monforte d’Alba | Fotoğraf: Kelly – pexels.com

Gurme rotamızın son durağı için Piyemonte’ye uğruyoruz. Gezgin gurmelerin favori tercihlerinden biri olan Monforte d’Alba’da hasat vaktinde bağları ziyaret edebilir, sonbaharda yağmurun ardından mantar avına çıkabilirsiniz. Trüf mantarlarının en lezzetli halini bulabileceğiniz Monforte d’Alba; İtalyan kültürünü doğa ve gastronomi üzerinden temsil eden enfes köylerden biri. Michelin yıldızlı restoranların hemen yakınında bulunan bu tepedeki köyü ziyaret ettiğinizde trüf kokan Orta Çağ’dan kalma sokaklarında yürüyüşe de çıkmayı atlamayın.  

Avrupa’nın gurme köylerini gezerken pasaportunuzun ve Silver Logolu Mastercard’ınızı asla yanınızdan ayırmayın! Böylece restoranlardaki en az 150€/ 150$ veya 5,700 TL tutarındaki tek seferlik yurtdışı restoran ödemelerinde harcanan tutarın %15’i oranında indirim kazanabilirsiniz!

Kapak Fotoğrafı: Kelly – pexels.com

İlginizi çekebilir: Wander Magger’dan Modern Gezginlere Öneriler