İstanbul’umuzun zengin müzik yaşamında önemli bir yere sahip olan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 80’inci yılını kutladığı 2025-2026 sezonunu 10 Ekim tarihinde Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirdiği konserle açtı. Her sezon olduğu gibi bu yıl da hem dünya klasik müziğinin başyapıtlarını hem de Türk bestecilerimizin eserlerini dinleyicilerle buluşturacak orkestra, bizleri yine notaların dünyasında yolculuğa çıkaracak. Ben de bu doğrultuda orkestranın yeni sezonunda müzikseverleri nelerin beklediğini, sezon repertuvarının nasıl hazırladığını, yeniliklerini ve gelecek hedeflerini İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Aycan Küçüközkan ile konuşma fırsatı buldum. Keyifli okumalar ve müziğin büyüsüne kapıldığımız güzel bir sezon dilerim.

aycan-kucukozkan
Aycan Küçüközkan | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

Ülkemizin en köklü müzik kurumlarından biri olan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), bu yıl 80’inci yaşını kutluyor. Röportajımıza buna dair duygu ve düşüncelerinizi konuşarak başlayalım dilerseniz.

Seksen yıl… Bu rakamın içinde sadece müzik değil, Türkiye’nin kültürel belleği, birikimi ve dönüşümü de var. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 80 yıldır Cumhuriyet’imizin sanata bakışını, çağdaşlaşma yolculuğunu ve müziğin birleştirici gücünü temsil ediyor. Bu büyük mirasın parçası olmak hem onur hem de büyük bir sorumluluk. Geçmiş kuşakların emeğine duyduğumuz saygı, bizleri geleceğe daha güçlü hazırlıyor.

Cumhuriyet tarihimizin en kıymetli bestecilerinden biri olan Cemal Reşit Rey’in yönetiminde 1945 yılında kurulan, temelleri ise 1827’de Donizetti Paşa’nın kurduğu Mızıka-yı Hümayun orkestrasına dayanan İstanbul Belediyesi Şehir Orkestrası, 1972 yılında Kültür Bakanlığı’na bağlanarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası adını aldı. Peki İDSO, ülkemizin ve özellikle İstanbul’un müzik yaşamında nasıl bir yere sahip?

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, ülkemizin müzik tarihinin kalbinde yer alıyor. Cemal Reşit Rey’in vizyonuyla temelleri atılan bu orkestra sadece klasik müziğin değil, Cumhuriyet kültürünün de taşıyıcısı. İstanbul gibi kültürlerin kesiştiği bir şehirde, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın misyonu çok kıymetli; hem Batı klasik müziğini en yüksek düzeyde icra etmek hem de Türk bestecilerimizin eserlerini dünyaya tanıtmak… İstanbul’un sanat dokusuna yön veren kurumlardan biriyiz.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-2
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

Bugüne geçmeden önce İDSO için geçtiğimiz sezonun da bir değerlendirmesini almak isterim.

2024-2025 sezonunda 33 konser gerçekleştirdik. Dinleyicilerimizin ilgisi her geçen yıl artıyor. Bu artışı görmek bizleri gerçekten çok mutlu ediyor. Konser salonlarımızda oluşan o coşku ve paylaşım, orkestramız için büyük bir motivasyon kaynağı. Her konserde daha fazla insanın müzikle buluştuğunu görmek, yaptığımız işe olan inancımızı pekiştiriyor.

Yeri gelmişken İDSO’nun yakın zaman önceki turnesinden de söz etmemiz gerek. Bu yıl Romanya’nın en büyük bestecisi George Enescu’nun ölümünün 70’inci yıl dönümünü anmak üzere 24 Ağustos – 21 Eylül 2025 tarihleri arasında düzenlenen George Enescu Festivali’ne davet edildiniz. İDSO için turne nasıl geçti? Festival takipçileri, basın ve müzik otoriterlerinden nasıl geri dönüşler aldınız? Özellikle davet edilerek çıkılan bir turne, orkestralar için neden önemli?

Romanya’nın en prestijli etkinliklerinden biri olan George Enescu Festivali’ne davet edilmek, bizim için büyük bir gurur kaynağıydı. Türkiye’yi uluslararası bir platformda temsil etmekten onur duyduk. Festival izleyicileri ve basından aldığımız olumlu geri dönüşler, orkestramızın ulaştığı seviyeyi bir kez daha gösterdi. Böyle davetlerle sahneye çıkmak, sadece sanatsal değil, kültürel diplomasi açısından da büyük bir değer taşıyor.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-romanya-turne
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (George Enescu Festivali) | Fotoğraf: Veress Szabolcs

Özellikle pandemi sonrasında belirsizliklerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Mevcut dinamiklerin özellikle siyasi, ekonomik ve sosyolojik anlamda hızla değiştiği günümüzde yüzyıllardır süregelen “klasik müzik konserine gitmek” eylemi albenisini nasıl korumayı başarıyor sizce?

Aslında insanın müziğe duyduğu ihtiyaç hiç azalmıyor. Teknoloji ve gündelik hayatın hızına rağmen, insanlar hâlâ sahici duygulara, canlı müziğin dokusuna özlem duyuyor. Bizim görevimiz, bu duyguyu her konserimizde yeniden yaşatmak. Repertuvar seçiminde çeşitlilik, genç dinleyiciye ulaşmada yenilikçi yaklaşımlar, klasik müziği her kesimden insanın kendine ait hissedebileceği bir deneyime dönüştürüyor.

Gelelim İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın 2025-2026 sezonuna. İDSO her sezon olduğu gibi bu yıl da hem dünya klasik müziğinin başyapıtlarını hem de Türk bestecilerimizin eserlerini dinleyicilerle buluşturacak. Müzikseverler olarak bizi bu sezon neler bekliyor?

Bu sezonu dünyaca ünlü piyanist Nikolai Lugansky ile, Antonio Pirolli yönetiminde gerçekleştirdiğimiz açılış konseriyle başlattık. Sezon boyunca Sacha Goetzel, Daishin Kashimoto, Le Divas gibi önemli solist ve şeflerle sahne paylaşacağız. En özel konserimiz ise 12 Aralık 2025’te, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın 80’inci yılına adanmış gece olacak. Bu konserde Fazıl Say’ın İstanbul Senfonisi adlı eserini seslendireceğiz. Hem tarihimiz hem de şehrimiz için anlam dolu bir akşam olacak.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-4
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (Sezon Açılış Konseri) | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

İşin mutfak kısmına tam olarak vakıf olmayanlar için anlattığınız bu program belki basit gelebilir fakat aylar öncesinden hazırlanan bir sezon programından bahsediyoruz. Bu hazırlık sürecinin ve arka taraftaki emeğin daha iyi anlaşılması adına sezon hazırlığını anlatır mısınız? Basın toplantısında belirttiğiniz “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası olarak repertuvar seçiminde daima çeşitliliği ve yeniliği ön planda tutuyoruz.” ifadesi, hazırlık sürecinde karşılığını nasıl buluyor?

Her sezon, neredeyse bir yıl önceden başlayan titiz bir planlama sürecinin sonucu. Solist ve şef programlamasından eser seçimine, salon planlamasından tanıtım faaliyetlerine kadar her aşamada büyük bir ekip çalışması yürütüyoruz. “Çeşitlilik ve yenilik” bizim için sadece bir motto değil; hem klasik repertuvarın büyük ustalarına hem de çağdaş bestecilere yer veriyoruz. Türk bestecilerimizin eserlerini dünya sahnelerinde daha fazla duyurmak da en önemli önceliklerimizden biri.

Hiç kuşku yok ki sizi keman sanatçısı kimliğinizle de tanıyoruz. Diğer yandan orkestranın müdürü olmak kariyeriniz açısından neleri değiştirdi? Görevinizi hangi yönden kolaylaştırıyor veya zorlaştırdığı noktalar oluyor mu? Müzisyenlikten bu noktaya ulaşmış biri olarak orkestranın ihtiyaçlarını anlamak noktasında hangi avantajlar sahipsiniz?

Müzisyenlikten gelen biri olarak orkestranın iç dinamiklerini, ihtiyaçlarını ve zorluklarını çok iyi anlıyorum. Bu durum yöneticilik görevimde büyük bir avantaj sağlıyor. Elbette idari sorumluluklar farklı bir disiplin gerektiriyor, ancak sahnedeki duyarlılığı masaya da taşımaya çalışıyorum. Bu görev bana hem ekip ruhunu hem de liderliğin inceliklerini yeniden öğretti diyebilirim.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-3
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (Sezon Açılış Konseri) | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

Klasik müzik konserlerini sıklıkla takip eden bir müziksever olarak özellikle son yıllarda dinleyici kitlesinin yaş skalasındaki çeşitliliği görmek beni çok mutlu ediyor. Neredeyse her yaştan müziksever konserleri ilgiyle ve merak ederek takip ediyor. Bu da Türkiye’deki klasik müzik seyircisinin sadece eski kuşak veya sadece belirli bir zümreden oluştuğu anlayışını ortadan kaldırıyor. İDSO Müdürü olarak sizin bu konudaki gözlem ve izlenimlerinizi merak ettim açıkçası. Orkestranın kemikleşmiş dinleyici kitlesine ek olarak nasıl bir çeşitlilik mevcut?

Gerçekten çok sevindirici bir gelişme bu. Artık konserlerimizde sadece klasik müziğe yıllardır ilgi duyan dinleyiciler değil; genç yaş gruplarından, farklı mesleklerden, farklı kültürel geçmişlerden insanlar da var. Bu çeşitlilik bize büyük umut veriyor. Klasik müziğin aslında herkese dokunabileceğini görmek çok değerli. Orkestramızın enerjisini de bu yeni kuşak izleyicilerle paylaşmak bizlere ayrı bir heyecan katıyor.

Günümüz kültür sanat ortamında sponsorluklar çok büyük bir öneme sahip. İDSO’nun bu noktadaki ana sponsoru ise konserlere de adını veren “DenizBank”. Sponsorluklar kültür sanatın her alanı için neden değerli?

Sanat kurumlarının sürdürülebilirliği için sponsorluklar çok önemli bir destek. Bizim ana sponsorumuz olan DenizBank, yalnızca finansal değil, kültürel anlamda da büyük bir sorumluluk taşıyor. Böyle kurumlarla yan yana olmak bize güç veriyor; çünkü sanat, ancak kolektif bir bilinçle, toplumun farklı kesimlerinin katkısıyla büyüyebilir.

İDSO için bu yılın yeniliklerinden biri Spotify’da yer alması. İDSO’nun her hafta gerçekleşen konserlerinde seslendireceği eserleri konser öncesinde ya da sonrasında dinlemek isteyenler, bu sayede İDSO Spotify sayfasındaki çalma listelerine erişebilecekler. Özellikle genç yaştaki dinleyicinin ilgisini çekebilecek bu gibi farklı uygulamaların devamı gelecek mi?

Evet, Spotify sayfamız dinleyicilerle aramızda yeni bir köprü kurdu. Artık konserlerimizde seslendirdiğimiz eserlerin çalma listelerine ulaşarak, dinleyiciler müziği yeniden keşfedebiliyor. Bu dijital alanlarda daha görünür olmayı önemsiyoruz. Genç dinleyiciye ulaşmak için benzer projeler üzerinde de çalışıyoruz. Müzik artık yalnızca sahnede değil, herkesin cebinde.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-6
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (Sezon Açılış Konseri) | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

İDSO’nun sezon içindeki ana konser mekanı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu. Öte yandan İstanbul’da klasik müzik konserine tam uyumlu konser salonunun azlığı ise üzücü durumların başında geliyor. Bir yönetici olarak bu duruma dair düşünceleriniz neler?

Ne yazık ki İstanbul gibi bir kültür başkentinde, akustik ve kapasite açısından ideal konser salonu sayısı hâlâ yeterli değil. Biz sezon içinde ağırlıklı olarak Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda konserlerimizi gerçekleştiriyoruz. Ancak farklı semtlerde, erişilebilir konser salonlarına duyulan ihtiyaç açıkça hissediliyor. Bu konuda uzun vadede yapılacak her yatırım, sadece İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası için değil, tüm müzik kurumları için büyük kazanım olacaktır.

Müzikseverler İstanbul’daki neredeyse her klasik müzik konserine büyük bir ilgi gösteriyor. Beğendiği ve takdir ettiği orkestrayı, şefi ve solisti onurlandırmanın da en net göstergesi alkış fakat bu durum konserlerde kimi zaman kontrolden çıkarak neredeyse her bölüm arasına yayılıyor. Haliyle sahnedeki orkestranın da ritmini bozan bir unsur haline dönüşebiliyor. Bu noktada müzikseverlere vermek istediğiniz bir mesaj ve “nerede alkışlanması gerektiği” dair püf noktası var mıdır?

Alkış, müzisyen için en değerli karşılık. Ancak bazı eserlerin bölümleri birbirine bağlı olduğu için ara alkışlar bazen eserin akışını kesebiliyor. Dinleyicilerimizin coşkusunu çok kıymetli buluyoruz ama küçük bir ipucu verebilirim:  Şefin batonunu indirmesinin ardından, genellikle birkaç saniyelik sessizlik olur. İşte o an, eserin tamamlandığını gösterir. O zaman gelen alkış, gerçekten mükemmel bir zamanlamadır.

i%cc%87stanbul-devlet-senfoni-orkestrasi-1
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası | Fotoğraf: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

Dijitalleşme ve yapay zekayı sıkça tartıştığımız bir dönemin içindeyiz. Klasik müzik dünyası içinde yapay zekanın gelecekteki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Yapay zeka, artık müziğin üretiminden arşivlenmesine kadar birçok alanda kullanılıyor. Ancak sanatın özü duyguda, insan dokunuşunda gizli. Yine de yapay zekayı bir tehdit değil, bir araç olarak görüyorum. Notasyon analizinden repertuvar planlamasına, hatta eğitim süreçlerine kadar faydalı olabilir. Fakat orkestra sahnesinde iki gözün buluştuğu o anı hiçbir teknoloji taklit edemez.

İDSO’nun bu yıl 80’inci yaşı fakat hızlı ve emin adımlarla da 100’üncü yaşına doğru ilerliyor. İDSO’nun önümüzdeki yılları için hedef ve projeleriniz neler?

80 yılı geride bırakırken en büyük hedefimiz, 100’üncü yıla daha güçlü bir kurum olarak ulaşmak. Bunun için uluslararası iş birliklerine, genç müzisyenlere yönelik projelere ve Türk bestecilerimizin eserlerinin dünya sahnelerinde seslendirilmesine ağırlık veriyoruz. Aynı zamanda İstanbul’da kendi prova salonumuza ve merkezimize kavuşmak da uzun vadeli bir hayalimiz. Çünkü İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sadece bir orkestra değil; Türkiye’nin kültür elçisi.

Kapak Fotoğrafı: İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası

İlginizi çekebilir: Halil Şimşek’ten Nil Venditti ile Orkestra Şefliği Üzerine Sohbet