Casa Mamma: Caddebostan’da Üç Kız Kardeşin İtalya'ya Açılan Sofrası
Caddebostan’da yeni açılan Casa Mamma, İtalya’nın sıcak sofralarını İstanbul’a taşıyan modern bir trattoria. İstanbul’un kalabalığı içinde sakin bir İtalya durağı da diyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde bu keyifli mekânı deneyimleme fırsatı yakaladım ve üç kız kardeşin yarattığı bu dünyada kendimi gerçekten evimde hissettim.
‘Trattoria’, İtalya’da aile sıcaklığını yansıtan, samimi ve rahat yemek mekânları. Genellikle ev yapımı makarna, pizza ve yöresel lezzetler sunuyor. Daha çok ev ortamında, sade ve sıcak bir atmosferde yemek yeme deneyimi yaşatıyor. Modern trattoria’lar ise bu geleneksel ruhu koruyup çağdaş bir dokunuş ekliyor. Casa Mamma da ‘trattoria moderna’ (modern trattoria) tanımınını tam olarak karşılıyor.
Üç kız kardeş, İtalyan mutfağına duydukları sevgiyle yolculuklarını bu mutfak üzerine kurmuşlar. Moda ve takı tasarımcısı Deniz, pazarlama ve müşteri deneyimi uzmanı İdil ve yazılım mühendisi İris’in ortak zevkleri doğrultusunda şekillenmiş genç bir mekân Casa Mamma. Yalın ve sade dekorasyonu ilk bakışta göze çarpıyor ama sadeliğin ardında çok ince düşünülmüş detaylar gizli: Duvarlarda annelerinin yaptığı tablolar, açık mutfaktan gelen canlılık, bahçedeki renkli karolar, menü kartındaki detaylar, aydınlatmaların zarifliği, masalara yayılan özenli ambiyans… Bütün bunlar mekâna hem samimi hem de şık bir hava katıyor.
Üç kız kardeşten İdil Hanım ile tanışma fırsatı yakaladım. Güzel enerjisi salona yansıyor. Konuklarla birebir ilgileniyor, sohbet ediyor. Daha şimdiden müdavimleri oluşmuş bile. İdil Hanım’ın gastronomi tutkusu hemen fark ediliyor; özellikle fermente içecekler konusunda özenli bir çalışması var. Kendi elleriyle yaptığı doğal gazozlardan tatma fırsatım oldu, hem çok lezzetli hem de çok ferahlatıcıydı.
Casa Mamma’nın menüsü İtalya’nın farklı bölgelerinden esinleniyor. ‘Antipasti’ (başlangıçlar) bölümünde Sicilya’dan Veneto’ya, Piemonte’den Lazio’ya uzanan yöresel lezzetlere yer verilmiş. Burrata Capuliato, Ricottalı Kabak Çiçeği, Carpaccio di Barbabietola gibi başlangıçlar hem göze hem damağa hitap ediyor. Sunumlar çok özenli, iştah uyandırıyor. Porsiyonlar oldukça doyurucu. Pizzalar ise Napoli’nin ruhunu İstanbul’a taşıyor. 72 saat boyunca dinlendirilip fermente edilen özel hamurla hazırlanan pizzalar, dengeli malzemeleri ve hafifliğiyle gerçekten çok lezzetli. ‘Calzone’ kapalı pizzaları da çok iddialı. Tatlılarda ise tiramisu öne çıkıyor; dengeli, hafif ve sofrayı zarif bir şekilde tamamlıyor. Menü mevsimsel olarak yenileneceği için her gelişte yeni sürprizlerle karşılaşmak mümkün. Ayrıca menüde “Limonata di Mamma” ve “Limonata di Pappa” gibi esprili detaylar da var, bu da restoranın sıcak aile atmosferini güçlendiriyor.
Casa Mamma, sadece bir restoran değil; üç kız kardeşin çocukluk sofralarından ilham alarak kurduğu samimi bir dünya. Her tabakta, her detayda aile bağlarının sıcaklığı hissediliyor. Caddebostan’ın kalbinde kısa sürede farklılaşmayı başaran bu trattoria, İstanbul’un yeme içme sahnesine hem lezzetiyle hem hikâyesiyle değer katan bir adres olmuş. Benim için bu deneyim yalnızca yemek değil; aynı zamanda bir yolculuk ve İtalya ile çok keyifli bir buluşmaydı. Bir dahaki sefere hafta sonu brunch’ını denemek istiyorum. Eminim taze pişmiş ‘focaccia’lar bana Puglia’yı aratmayacak. Caddebostan’a yolunuz düşerse, Casa Mamma’ya uğramayı unutmayın; burada sizi sadece lezzet değil, içten bir aile sofrası karşılıyor.
Kapak Fotoğrafı: Damla Anol Erol
İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den Şehrin Yeni Mekânları

Damla Anol Erol 











Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!