Bu sezon Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni ziyaret ettiyseniz, fuaye alanında kıpkırmızı rengiyle sizi kendine çeken o evi mutlaka görmüşsünüzdür. 8 Ekim 2015 tarihine dek görebileceğiniz, “İlk Ev” adlı bu yerleştirme, yerleştirme çalışmalarıyla ünlü Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın imzasını taşıyor. Bu yıl aynı zamanda Venedik Bienali’nde de ülkesini temsil eden Shiota’ya, “İlk Ev” ile ilgili sorularımızı yönelttik.

shiota resepsion-7

İlk Ev nasıl ortaya çıktı? Zorlu PSM ile ilk görüşmenizin ardından, yapacağınız yerleştirmeyle ilgili olarak aklınıza gelen ilk fikir neydi?

Zorlu PSM için bir iş yapacağım kesinleştiği andan itibaren insanların yalnızca görsel olarak değil fiziksel olarak, birincil elden tecrübe edebileceği bir iş yapmayı düşündüm. İçinden geçilebilen, anlamının onunla aynı noktada bulunulduğunda keşfedilebileceği bir Ev fikri de böyle çıktı.

chiharu shiota 6

Sizce birinin “ilk evi” ne anlama gelir; doğdukları ev mi, yoksa ailelerinden uzaklaşarak tek başlarına yaşamaya başladıkları ilk ev mi? Siz “ilk evinizi” hatırlıyor musunuz?

İlk Ev aslında yeni başlangıçlar anlamına gelen bir ifade. Ve bu yeni başlangıçların merkezinde birey var, sadece doğduğumuz ya da ilk taşındığımız ev değil. Bir insanı tanımlayan kalıcı bir keşif yolculuğundan bahsediyorum yani… Kendi İlk Ev‘imi ise hatırlamıyorum, tek bildiğim Japonya’da olduğu.

chiharu shiota 5

İzleyicinin İlk Ev‘i en iyi şekilde nasıl tecrübe edeceğini düşünüyorsunuz?

İlk Ev‘in en iyi şekilde içinden geçilerek tecrübe edileceğini düşünüyorum. İlk Ev‘i (The First House) aynı zamanda Benliğin Evi (House of Self) olarak da tanımlayabiliriz. Bu nedenle izleyici, İlk Ev‘in içinden geçerken bir insan vücudunun içinden geçiyormuş gibi de hissedebilir. Evin ve kullanılan ipliğin renginin damarlarımızda akan kan gibi kırmızı olması da yaşamı çağrıştırıyor. İzleyici İlk Ev‘e girerek, ‘yaşamın’ içinden geçebilir ve bu anlamlandırmanın nedenlerini, kendisinin dünya üzerinde bir insan olarak var olmasıyla ilişkisini düşünebilir.

chiharu shiota 4

Peki İlk Ev‘in birkaç ay sonra artık fiziksel olarak orada olmayacak olması, bu deneyimi ve sanat eserinin kendisini nasıl etkileyecek?

Fiziksel olarak orada olmayacak ama insanların hafızalarında kalacak.

chiharu shiota 2

İlk Ev üzerine çalışmaya başlamadan önce İstanbul hakkında ne kadar bilginiz vardı? İstanbul İlk Ev için nasıl bir ilham kaynağı oldu?

İstanbul’u ziyaret ettiğimde ilk önce şehrin merkezini gördüm, ardından da şehri biraz daha keşfetmek için etrafında gezindim. Oldukça etkileyici bulduğum Ayasofya’yı ziyaret ettim; daha önce hiç Hristiyan figürlerini bir cami formunun içinde görmemiştim.

İstanbul ziyaretimle beraber yapabileceklerim üzerinde de biraz daha düşünmeye başladım. Genellikle siyah iplikle çalışırım fakat bu kez kırmızı kullanmak istedim. Sonradan bana kırmızı rengin Türk vatandaşları için özel bir anlamı da olduğunu, bu renk seçiminin kırmızı renkteki Türk bayrağına da bağlanabileceğini söylediler.

chiharu shiota 3

Venedik Bienali’nde The Key in the Hand adlı çalışmanız sergileniyor.  İlk Ev ile arasında nasıl bir bağ kurabiliriz?

The Key in the Hand, tek bir yerleştirmeden oluşuyor. Bienalde Japon Pavyonu’nu ziyaret ettiğiniz anda karşınıza çıkacak. İlk Ev ile aralarında kurulabilecek ilk ve en bariz bağ, her ikisinde de kırmızı iplik kullanmış olmam. Fakat bir benzerlik daha var, çünkü The Key in the Hand de insanların içinden yürüyebildiği ve birinci elden tecrübe edilebilen bir yerleştirme.

2fea8a88-223b-4c3b-9495-69643c81f662-2060x1375

Bu yıl Venedik Bienali’nde sergilenen işler hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin çalışmalarınızdan ve tekniğinizden hoşlanan bir izleyici için mutlaka görülmesi gerekenler nelerdir?

Genel anlamda bu yılki işlerin çok iyi, çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Birçoğunu hala hatırlayabiliyorum, bu iyi bir işaret. Bir sanatçı olarak oldukça etkilendim.

Röportaj ve Çeviri: Emre Eminoğlu
Fotoğraflar: Zorlu Center PSM
The Key in the Hand Fotoğrafı: theguardian.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?