İçine girdiğiniz bir mekanın aurası, o mekanın içinde bulunanları algılama biçimimizi de etkiler. Metropolitan Müzesi’nin Ortaçağ sanatı bölümünde yüksek tavanlı mermer koridorlardan geçerken sergilenen eserlerin heybetini hissedebilirsiniz örneğin.

00340h_426x639

Louis Vuitton | Spring-Summer 2013

Brian O’Doherty’nin ‘white cube’ teorisine göre, müze veya galeriler mekanlarını beyaz duvarlar, tahta zemin ve oldukça az eşya bulundurarak ziyaretçinin sanat eserini hiç bir etkilenim yaşamadan öznel olarak değerlendirmesini sağlamalıdırlar. Bugün de çoğu sanat alanı böyledir. Tam tersi şekilde lüks moda evlerinin ürünleri, markanın o sezonki temasıyla ilişkili bir görsel düzenlemeyle sunulur. Bunun amacı tüketiciye uzun pazarlama çalışmaları sonucunda karar verilen o duyguyu yaşatmak ve şanslıysa ürünlerini satmaktır.

75_6352793437942950007546304_19_marcj_20140213_cms_082

 

Marc Jacobs | Fall 2014

Mekana özel yerleştirmelerinde sanatçılar eserlerini sergileme imkanı buldukları alanın özelliklerinden yararlanırlar. Binanın tarihi önemi, iç dekorasyonu gibi özelliklerini kullanarak izleyiciye vermek istedikleri duyguyu veya mesajı pekiştirirler.

chanel-fall04-02

 

Chanel | Fall 2014

Benzer şekilde moda defilelerinde de tasarımcılar mekanı koleksiyonlarının ana çizgisini, temasını, mesajını, markanın veya kendi bakış açılarını yansıtmak için mekan tasarımına büyük bütçeler ayırıyorlar. Amaç bütünleyici ve akılda kalıcı bir deneyim yaşatmak. Modanın, sanat ve mimariyle iç içe geçtiği görkemli bir deneyim…

Daha fazlası…

https://msbrighttside.wordpress.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?