The Cranberries, 1990’larda gençliğini yaşayan pek çok kişide iz bırakmış bir gruptu. Bugün ‘1990 Kuşağı’ adlandırabileceğimiz bir dönemin gençlerini popüler ama kaliteli; ajitatif ve propagandist değil ama politik bir pop-rock müziği ile tanıştırmıştı. O zamanlar Zombie dendiğinde akla diziler, filmler değil, Dolores O’Riordan’ın sesi ve The Cranberries gelirdi.

İngilizce’de bir meyve kategorisi vardır ‘berry’ olarak adlandırılan. Genel olarak küçük, yumuşak, çekirdekli veya çekirdeksiz, sulu olan; tatlı veya ekşimsi tada sahip bu meyvelerin farklı türleri bulunur: Gojiberry, strawberry, blueberry, acaiberry, blackberry… Ve cranberry… Sonuncusu Türkçe’de ‘turna yemişi’ olarak bilinir. Bir de özellikle 1990’lar ve 2000’lerin ilk yıllarında tüm dünyada çok popüler olan bir İrlandalı indie-rock grubu olarak: The Cranberries

The Cranberries bugünlerde yeniden gündemde ama maalesef yeni bir single, albüm veya konser haberiyle değil. Grubun solisti Dolores O’Riordan, genç denebilecek bir yaşta, 46 yaşında yaşamını yitirdi. 2016 ve 2017 gibi 2018 de daha ilk ayında kurbanlarını almaya başladı.

The Cranberries, 1990’larda gençliğini yaşayan pek çok kişide iz bırakmış bir gruptu. Bugün ‘1990 Kuşağı’ adlandırabileceğimiz bir dönemin gençlerini popüler ama kaliteli; ajitatif ve propagandist değil ama politik bir pop-rock müziği ile tanıştırmıştı. O zamanlar zombie dendiğinde akla diziler, filmler değil The Cranberries gelirdi. Benim grup ile tanışmam İngiltere’de öğrenci olduğum 1993 yılına, yani grubun ilk çıkışını yaptığı zamana denk gelir. MTV’de yeni grupların tanıtıldığı bir program seyrediyordum. Ekranda The Cranberries belirdi ve mükemmel bir ses ‘Linger‘ şarkısını okumaya başladı. Şarkı biter bitmez çıkıp şarkının bulunduğu Everybody Else Is Doing It, So Why Can’t We? albümünü aldım. İngiltere’deydim, deli gibi İrlanda tarihi ve İngilizlerin ‘The Troubles‘ dediği İrlanda Sorunu hakkında okuyordum. Bir de tabii başta William Butler Yeats olmak üzere İrlanda edebiyatının büyük yazar ve şairlerini… Tabiri caizse The Cranberries bu dönemde benim için bir tür soundtrack, bir fon müziği işlevi gördü.

İtiraf edeyim No Need to Argue albümünden sonra grubu izlemeyi bıraktım. Hem İngiltere ve İrlanda merakım sona ermişti hem de grubun müziğini fazla piyasa işi ve sıradan bulmaya başlamıştım. Yine de bir süre daha bir yerlerde duysam kulak kabarttım. Zamanla da The Cranberries benim için gençlik yıllarıma, İngiltere günlerime dair güzel bir müzikal anı, bir ‘nostalgia’ olarak ara sıra hatırladığım ama hiç dinlemediğim bir gruba dönüştü.

Fotoğraf: Edmond Sadaka

Yıllardan sonra ilk defa grup hakkında haber aldım ama bu maalesef tam tabiriyle ‘hayırlı’ bir haber olmadı. MTV’de yumuşak, berrak ama güçlü bir sesle…

”You know I’m such a fool for you
You’ve got me wrapped around your finger
Do you have to let it linger?
Do you have to, do you have to,
Do you have to let it linger?”

..diyen O’Riordan ölmüş.

Uzun uzun yazmaya gerek yok. Geçen sene theMagger’da yayınlanan, John Hurt üzerine yazdığım yazıdaki sözlerimi tekrar edeceğim: ‘Kendi efsaneleri ile 80ler ve 90lar’da tanışmış bir kuşak kendi efsaneleri ile vedalaşmaya hazırlanmalı. Ve evet bencilce olacak ama bu vedalaşma aynı zamanda o kuşağın üyelerinin de yaşlanmaya başladığının bir göstergesi. Sanırım bu yüzden 2016’da başlayan ve 2017’de devam eden bu ölümler bizi olması gerektiğinden daha çok üzüyor.

Ölümler 2018’de de tüm hızıyla devam ediyor…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN