Dubai Tasarım Haftası 2025: Haftadan İzlenimler ve Öne Çıkanlar
“Birleşik Arap Emirlikleri hâlâ göz kamaştırıcı bir şovla parıldıyor olabilir, ancak bu parlak yüzeyin altında, yeni bir nesil yaratıcı; araştırma, miras ve inovasyonu bir araya getirerek sürdürülebilir, geleceğe dönük uygulamalar inşa ediyor.” Wallpaper Dergisi, Dubai Tasarım Haftası 2025 (Dubai Design Week 2025) ile ilgili yazısına böyle başlıyor. Evet, uzun süredir Dubai’nin sürüklediği parıltılı ve ihtişamlı gösteri, artık yeni bir boyut kazanıyor. Körfez Bölgesi’nin küçük ama etkisi büyük bu finans ve ticaret merkezi, küresel düzeyde bir sanat, kültür ve tasarım çekim merkezine dönüşmüş durumda. Dubai Koyu’nda kurulan D3 – Dubai Design District (Dubai Tasarım Bölgesi), tasarım, sanat ve modayı bir araya getiren; yaratıcılığa dair sınırların ortadan kalktığı ve yeni perspektiflerin ortaya konduğu etkinlik ve çalışmalara ev sahipliği yapmakta ve bunları desteklemekte. Bu etkinlikler içinde son 10 yıla damgasını vuran ve Dubai’nin yaratıcılık ve tasarım anlamında küresel yüzü olan Dubai Tasarım Haftası, geleneksel mekânı olan Tasarım Bölgesi’nde 1000’den fazla yaratıcı yeteneğin bir araya gelmesiyle 5 ile 9 Kasım tarihleri arasında gerçekleşti.
Dubai Tasarım Haftası, barındırdığı farklı türde, içerikte ve kategoride yer alan onlarca etkinlik sayesinde son derece çeşitli ve zengin bir içeriğe sahip. Bu etkinlikler içinde mimarlar, iç mimarlar ve ev/ofis dekorasyonu ile ilgili sektör temsilcileriyle (her sene ağırlık olarak İtalyan markaların bir tür gövde gösterisine sahne oluyor) tasarım markalarının bir araya gelmesini sağlayan büyük fuar, Hafta’nın ana/merkez organizasyonu olarak görülebilir.
Bu organizasyonda aydınlatmadan aksesuara; mobilyadan halıya farklı alanlarda faaliyet gösteren markalar son tasarımlarını, klişe bir tabirle, görücüye çıkarıyorlar. Dubai’nin son dönemde dünyanın en önde gelen gayrimenkul merkezine dönüşmesi ve özellikle de 10 Milyon USD ve üzeri emlak satışında dünya lideri olması, tasarım markalarının bu etkinlikte yer almasını sağlıyor.
Buna ek olarak mekân dekorasyonunun bir parçası olarak kabul edildiğinden, özellikle fotoğraf ve grafik tasarım alanında faaliyet gösteren stüdyo ve galeriler de bu fuarda yer alıyorlar.
Hafta’yı oluşturan bir diğer grup etkinlik, başta üniversiteler olmak üzere tasarımın farklı alanlarında faaliyet gösteren marka ve kurumların düzenlediği; sanatçı, tasarımcı ve konunun uzmanlarının katıldıkları panel, forum ve çalıştaylar. BAE’de sanat ve tasarım bölümleri olan önde gelen üniversiteler ile Jaeger LeCoultre gibi saat, BMW gibi araba markalarının organize ettiği bu etkinlikler, özellikle ilgilenenler için tasarıma dair daha farklı konuların tartışıldığı perspektifler ortaya koyuyor.
Tasarım Haftası’nın en popüler etkinlikleriniyse geniş bir ziyaretçi kitlesinin yoğun ilgi gösterdiği enstelasyonlar, sergiler ve atölyeler oluşturuyor. Bölgeyi oluşturan sokaklara, binaların iç mekânlarına dağılmış bu mini etkinlikler sayesinde Hafta, tasarım alanında faaliyet gösteren profesyoneller dışında kalan kesimler için bir tür festivale dönüşüyor. Çocuklara yönelik atölyeler ve hatta çocukların yarattığı ürünlerin sergilendiği sergilerle Hafta, aileler için bir hafta sonu etkinliği haline geliyor. Hele de yerel üreticilerin elinden çıkma butik aksesuarların, kıyafetlerin ve hatta gıda ürünlerinin satıldığı pazar, Dubai’de tüketimin sadece lüks markaların egemenliğindeki alışveriş merkezlerinden ibaret olmadığını; kendine özgü alternatif bir yüzünün de olduğunun çok canlı bir kanıtı.
Hafta boyunca sanat ve tasarım alanındaki son dönem gelişmeleri ve eğilimleri görme şansım oldu. Tüm bunlar arasında benim açımdan en ilgi çekici parçalardan biri, fuar kapsamında yer alan sanatçı Tobias Gutman’ın ‘The Artist is (not) Present’ (Sanatçı (burada) değil) başlıklı çalışmasıydı. Gutman, AI ile ikizi olarak tanımladığı ve adını Sai Bot koyduğu bir sistem aracılığıyla, orada olmadan kendi tarzında katılımcıların/seyircilerin bir tür portrelerini çiziyor. Bir başka deyişle, bir yandan geleneksel portre ritüelini canlandırırken diğer yandan da bu ritüelin en temel boyutu olan sanatçı ve portresi yapılan kişi arasındaki fiziksel ve sözsel iletişimi ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Sai Bot, Gutman’ın on yıla yaklaşan bir dönemde insanlarla yüz yüze bir araya gelip onların fiziksel mevcudiyetlerini portrelere dönüştürdüğü Face-o-Mat performansları sonucunda yaptığı binlerce çizim ile eğitilmiş. Gutman, portre çizme sürecini yakından bakma, derin dinleme ve hatta beraber nefes alma aracılığıyla, portrenin konusu olan kişinin rezonansının ve yüzünün sesini ortaya çıkarmaya çalışan fiziksel ve ruhsal bir eylem olarak görüyor. Bu sayede de geleneksel ve akademik portre çalışmalarından ayrılarak, portreyi modelin bir benzeri olmaktan ziyade kişiliğini; ‘o anda ve o mekandaki’ mevcudiyetini ve insanın yakınlaşması/buluşmasının, kendi tabiriyle, içten gerilimini yakalamayı amaçlıyor.
Gutman, Dubai Tasarım Haftası’nda bu sanat anlayışını bir başka boyuta taşıyarak Sai Bot‘u kullanıp kodlar aracılığıyla bir insani eylemi algoritmik bir mantığa transfer etmeye çalışıyor. Bu sistemde Sai Bot doğrudan sorular sorarak kişinin eş zamanlı olarak gerçek bir portresini yaratıyor. Bu portrede, saç, dudaklar ve yüze ait şekiller farkedilebilir soyut çizgilere ve renklere indirgeniyor.
Gutman bu enstelasyon çalışmasıyla şu temel sorulara cevap aradığını ifade ediyor: AI gerçek bir varlıkla karşılaşabilir/yakınlaşabilir mi? Dijital arayüzler insan mevcudiyetinin yerine geçtiğinde ve makineler yarattıkları insanlarla konuşup iletişime geçtiğinde neler oluyor?
Marina Abramovich’in The Artist is Present (Sanatçı burada) çalışmasına bir tür göndermeyle, bu çalışmasında insan bedeni bir tür dijital hayalet biçimi alıyor ama izler ve mimikler bir kod halinde hafızada kalıyor. Bu noktada çalışma, aynı zamanda samimiyet, empati ve hayal gücü makineler aracılığıyla gerçekleştiğinde ne kazanıp ne kaybettiğimizin bir değerlendirmesini yapmaya çalışıyor ve bu konuda izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor.
Kişisel olarak, Gutman’ın çalışmasını felsefi ve teknolojik bağlamda anlamlı ve ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Çalışma, sanatın günümüzde geldiği noktayı ve özellikle de yapay zekânın insan yaratıcılığıyla ilişkisini tartışmak için mükemmel bir zemin sunuyor. Ancak ortaya çıkan estetik sonuç beni ne form ne de içerik açısından tatmin etti. Bu da beni sanatın özüne dair temel bir konuyu, onun insanın zihni ve fiziksel emeğiyle doğrudan dahil olduğu bir yaratma süreci sonunda ortaya çıktığı gerçeğini bir kez daha düşünmeye itiyor ve sonuçta hala tercihimi dijital arayüzler ve makinelerden değil, insanlardan yana yapmama neden oluyor.
Dubai Tasarım Haftası, son yıllarda dünyanın en çok parlayan kentinin sadece şaşalı yaşamlardan, lüks tüketimden ve hayatın her alanındaki ihtişamdan ibaret olmadığını; sanat, kültür ve tasarım alanlarında da söylecek çok fazla sözü olduğunu gösteren çok önemli bir yaratıcılık olayı. Dubai için ‘geleceğin kenti’, ‘hayallerin kenti’ tanımı çok yapılır. Dubai Tasarım Haftası, bu tanımın yaratıcılık ve tasarım için de geçerli olduğunu kanıtlarken kentin geçmişini ve günümüzdeki çok kültürlü ruhunu da kucaklamayı başarıyor.
Kapak Fotoğrafı: Bülent Tunga Yılmaz
İlginizi çekebilir: Bülent Tunga Yılmaz’dan ART DUBAI

Bülent Tunga Yılmaz 








Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!