Rengarenk defterleri, takvimleri, kağıttan ürünleri ile İstanbul’un en güzel tasarım mağazalarından biri olan Kağıthane Houseofpaper’ın ürünleri birçoğumuzun masasında… Peki o markayı yaratan kişinin masasında neler var dersiniz? 22 yıldır bir reklam ajansı ve 2 yıldır da Kağıthane Houseofpaper markasının sahibi olan grafik tasarımcı Emine B. Tusavul’a sorduk:

Şu anda masanızda neler var?

Liste yapsam sıkıcı olacak en iyisi fotoğrafa bakmak.

Çok kalabalık galiba… Yine de birkaçını sayayım: Alaaddin’in cini, farklı kağıt biriktirme düzenekleri, kalemlerim ve onları tutan mesajlı tabak, Absolut şişesi lamba, E harfi, masa bloknotu, laptop, turuncu ve yeşil kalemler, iki takvim, dosyalar…

Masanızı nereden aldınız?

Bir E Bir Reklamcılık ilk kurulduğunda usta marangoz Kasım Usta’ya yaptırmıştım. Klasik bir çalışma masası, dişbudak kaplama; üç çekmecesi ve yüzölçümüyle 15 yıldır seviyoruz birbirimizi.

Neleri – kimleri takip ediyorsunuz?

Ne kadar çok takip edersem edeyim yetmez bana… Aç gözlü gibiyim bu konuda. Bizi takip edenleri mutlaka takip ediyorum sosyal medyada, haliyle tüm dergiler ve düzenli olarak gazeteler de var. Bir de hiç vazgeçemediğim müzayede katalogları…

Neyi/nereyi siz tasarlamış olmak isterdiniz?

Burada aklım birden mimarlara kaçıyor. Gehry tasarımı olan herhangi bir bina örneğin… Belki de bizim tasarım dallarına göre daha kalıcı ürünler oldukları içindir. Stephan Seigmeister kitabı da iyi olurdu tabii. :)

 

İlerde neyi/nereyi tasarlamak istersiniz?

Kesin bir hedefim yok doğrusu ama tasarladığım en ıvır zıvır nesnenin bile neşeli olmasını isterim. İnsanlara en gerekli olan şey neşe bence, biraz da eski değerler.

Tasarımlarınızı nerelerde görmek isterdiniz?

Günlük kullanımın önemli bir parçası olan ürünler tasarlıyorum. Bunlar çok uzaklarda küçük bir okulda da olsun, MoMA dükkanında da, yaşlı birinin elinin altında da, havalı bir ofisteki çalışanlarda da… Geçenlerde bir müşterimiz anlattı; defterlerimizi Bhutan’a götürüp çocuklara dağıtmış, süper!

Tasarım açısından en beğendiğiniz şehir hangisi?

Londra. Orada yenilik yerden çıkıyor bence. Sonrasında çok yeşertiyorlar mı bilmiyorum ama “yeni” benim için Londra. Farklı, değişik, tembel ama uyanık…

İşinizle ilgili en çok neyi seviyorsunuz?

Önce üretmeyi, özgün fikri yakalamayı sonra da bunun başkalarınca beğenilmesini.

Sizce “ilham” ne demek?

Çok çalışmak, sürekli depoyu doldurmak için farkında olmak ve detaylara dikkat etmek.

Pazar kahvaltısında sizi nerelerde görebiliriz?

Karaköy Bej, Kağıthane Houseofpaper’a çok yakın biliyorsunuz ve Pazar günleri de açık!

İstanbul’da size özellikle ilham veren semtler hangileri ve bu semtlerde hangi cafe/restoranlarda oturuyorsunuz?

Büyükdere, Nişantaşı, Çukurcuma, Balat, Eminönü, Yeşilköy. Oturmak yerine daha çok geziyorum, yürüyorum galiba…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?