En son “Elles” ve “W imie…” (In the Name of…) filmlerini izlediğimiz Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska’nın 34. İstanbul Film Festivali progrmındaki “Aile Bağları” bölümünde gösterilen son filmi Cialo (Body / Beden), bu hafta Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor. Bunu fırsat bilerek, sinema dünyasına birçok önemli yönetmen ve görüntü yönetmeni kazandırdan Polonya sinemasının son yıllarda öne çıkan yapımlarını bir araya getirdik.

201506040_3

Geçtiğimiz Berlin Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ödülü ile dönen Malgorzata Szumowska’nın son filmi Cialo (Body | Beden), yaşadıkları kaybı fiziksel ve metafiziksel yöntemlerle hafifletmeye çalışan farklı insanların hikayelerine odaklanıyor. Absürd bir mizahı ağır bir dramla iç içe geçiren film, üç derinlikli karakteriyle dikkat çekiyor.

201506040_2

Avrupa’nın en özel sinemaları arasında sayılabilecek Polonya sinemasının son yıllarda öne çıkan yapımlarını bir araya getirdik:

Bu hafta Cialo (Body | Beden) dışında vizyonda izleyebileceğiniz filmler şunlar: Romantizmiyle The Fault in Our Stars’ın izinden giden Paper Towns (Kağıttan Kentler), Fransız romantik komedisi Caprice (Acemi Çapkın), Pierce Brosnan, Jessica Alba ve Salma Hayek’i buluşturan How to Make Love Like an Englishman (İki Aşk Arasında), aşk müzikali The Last 5 Years (Son 5 Yıl), korku filmi The Gallows (Darağacı), Norveç yapımı animasyon Operasjon Arktis (Operation Arctic | Kutupta Macera) ve yerli korku filmi Deccal.

***

En İyi Polonya Filmleri

Ida | 2014, Pawel Pawlikowski

Ida, 1960′ların Polonyası’nda yeminini ederek yeni hayatına adım atmak üzere olan rahibe Ada’yı Anna’nın geçmişine dair öğrendiği şok edici haberlerle başlıyor: Yaşayan tek akrabası olan Wanda ile tanışması ve ondan aslında II. Dünya Savaşı’nda öldürülen Yahudi bir ailenin çocuğu olduğunu öğrenmesi, Anna’yı geçmiş ve geleceğe dair, hayatı ve dini sorgulayan bir sürece sokuyor. Geçtiğimiz yıl Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ının sahibi olan siyah-beyaz çekilmiş Ida, 33. İstanbul Film Festivali’nin de en beğenilenlerindendi.

Walesa. Czlowiek z Nadziei / Walesa. Man of Hope | 2013, Andrzej Wajda

Adını, Nobel Barış Ödülü sahibi Lech Walesa’dan alan film, 70′ler Polonyası’nın barışçıl devrim hareketini konu alıyor. Polonya’nın kaderini değiştiren Polonya Dayanışması’nı, ardındaki isim olan Walesa’yı merkezine yerleştirerek beyazperdeye taşıyan film son yıllarda ülkenin sinemasından çıkan en iyi biyografik yapımlardan..

W imie… / In the Name of… | 2013, Malgorzata Szumowska

Szumowska’nın bir önceki filmi, din ve cinsellik temalarını bir araya getiren bir dramaydı. Film, 21 yaşında kendini Tanrı’ya adayan Katolik rahip Adam’ın erkeklere karşı olan cinsel duygularını dizginlemeye ve bunun yol açtığı toplumsal ve psikolojik sorunlarla başa çıkmaya çalışmasını konu alıyordu.

Imagine | 2012, Andrzej Jakimowski

Imagine, görme engelli çocuklara engelleriyle yaşamayı öğreten, Portekiz’deki bir enstitüde geçiyordu. Okula gelen Ian adındaki yeni bir öğretmenin yenilikçi yöntemler kullanarak öğrencilerine tüm duyularını açmayı, hiçbir araca ve hiçbir kimseye gerek duymadan hayatlarını özgürce yaşamayı öğretmesi okuldaki çocuklar kadar yetişkinler için de yeni kapılar açıyordu. Polonyalı yönetmenin filmi, özellikle Başrol oyuncusu Edward Hogg’un performansıyla dikkat çekiyordu.

Sala samobójców / Suicide Room | 2011, Jan Komasa

Okulunun yıldız ve popüler öğrencilerinden olan, varlıklı ve iyi bir aileden gelen Dominik’in bir anda değişen hayatı, Polonya Sineması’nın ergenlik psikolojisini, cinselliği ve teknoloji bağımlılığını anlatan en iyi gençlik filmlerinden birine konu oluyordu. Bir erkek arkadaşı ile kamera karşısında yaşadıklarının internet üzerinden yayılması Dominik’in derin bir depresyona sürüklüyor ve internetteki sanal chat odalarından birindeki sanal gerçeklik kanallarından birinde İntihar Odası ile tanışıyordu. Grubun üyelerinden bir kızın etkisiyle hızla çöküşe sürüklenen Dominik’in hikayesini öfke ve üzüntüyle izleyeceksiniz.

W ciemnosci / In Darkness | 2011, Agnieszka Holland

Polonya Sineması’nın en iyi yönetmenlerinden Holland’ın en son izlediğimiz filmi In Darkness, II. Dünya Savaşı’nın en inanılmaz hikayelerinden birini anlatıyordu. Nazi işgali altındaki Lvov kentinde geçen film, kanalizasyon görevlisi Leopold Socha’nın başta kendi çıkarlarını düşünerek, paralarını ve değerli eşyalarını almak için kanalizasyondaki geçitlere yerleştirdiği fakat zamanla koruyucusu haline geldiği bir grup Yahudi’yi 14 ay boyunca kanalizasyonda saklamayı başararak hayatlarını kurtarmasını anlatıyordu.

Wszystko, co kocham / All That I Love | 2009, Jacek Borcuch

Polonya’nın toplumsal ve politik anlamda en hareketli dönemlerinden birini fona yerleştirerek bir punk grubu kurmaya çalışan dört gencin hikayesini anlatan film, ülkenin yakın tarihiyle ilgili birçok ipucu verirken iyi müzikler dinlememizi sağlamıştı. Hepsi de isyanını ortak bir dille, müzikle dile getiren bu dört gencin ailevi sorunları ve toplumsal olaylar, müziklerine ve dostluklarına farklı biçimlerde yansıyordu.

Rewers / The Reverse | 2009, Borys Lankosz

Biri 1950′lerde, diğeri günümüzde geçen fakat her ikisi de kadınlara dair olan iki kesişen hikaye anlatan Rewers, aşk, kader ve arzular üzerine bir film.

Katyn | 2007, Andrzej Wajda

Polonya ve II. Dünya Savaşı tarihinin en kanlı trajedilerinden biri olan Katyn katliamını konu alan film, Karakow’dan kızıyla birlikte yola çıkmış, orduda görevli eşi Andrzej’i bulmaya çalışan Anna’ya odaklanıyordu. Rus ordusunun kendi cinayetlerini Almam ordusunun üzerine atmaya çalıştığı, Katyn ormanına sayısız insan gömdüğü ve tüm korkunç gerçeklerin ortaya çıkarıldığı bu acı hikayeyi anlatan ise Polonya Sineması’nın en önemli yönetmenlerinden Andrzej Wajda.

Szutczki / Tricks | 2007, Andrzej Jakimowski

Annesini, ablasını ve onu terk eden babalarını geri getirmek için kadere karşı çocukça ve masum bir savaş açan altı yaşındaki Stefek’in hileleri, kimi zaman eğlenceli kimi zaman duygusal olaylarla karşılaştırıyordu bizi. Ablasının desteği ve fedakârlıklarıyla babasına her Adımda biraz daha yaklaştığını hisseden Stefek’in son hilesi ise bir hayli riskli oluyordu.

 

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Polonya sineması en sevdiğim yönetmenlerden üçünü çıkaran Avrupa’nın en önemli sinema ekollerinden biridir. Polanski, Wajda ve Kieslowski gibi dehaları yetiştirmiştir. Bu yazı sayesinde Polonya Sineması’nın son dönemini takip etmediğimi farkettim. Oysa yeni dönemde önemli yönetmenler yetiştirerek geleneğini devam ettiriyor. Bu açıdan çok başarılı bir tanıtım yazısı olmuş; ellerinize sağlık.