Her sene olduğu gibi bu sene de Filmekimi’nde önemli filmler gösterilmeye devam ediyor. Bunlar arasında yer alan filmlerden birisi de Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk’un on sekizinci filmi olan “Acı”. 69. Venedik Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü alan bu filmde yönetmen, diğer filmlerinden farklı bir yaklaşımla, merhamet-intikam ikilemini sarsıcı bir biçimde yansıtıyor.

Filmin orijinal adı “Pieta“, İngilizce’de “compassion”, Türkçe’de “merhamet/şefkat/acıma” anlamına geliyor. Ayrıca “pietà”, Michelangelo‘nun Vatikan’daki St. Peter Bazikilası’nda sergilenmekte olan eserinin de adı. Heykelde Meryem Ana, oğlu İsa’nın ölü bedenini taşıyor. Filmin bazı sahneleri, anne-oğul ilişkisi bakımından bu esere göndermelerde bulunuyor.

Baş kahraman Lee Kang-do (Lee Jung-jin), bir tefeci için tahsilatçı olarak çalışan, kaybedecek hiç bir şeyi olmayan acımasız birisi.  Borcunu ödemeyen kişileri sakat bırakarak onların sağlık sigortalarından gelecek tazminattan para alan Kang-do’nun işini nasıl yaptığını anlatarak başlayan filmin özellikle ilk yarısında şiddet içeren sahneler az değil. Sakat kalmaya dayanamayan borçlulardan bazıları intihar ediyorlar, yakınları ise bu acı ile baş başa kalıyorlar.

Bir gün, Lee Kang-do’nun karşısına, onu doğar doğmaz terk ettiğini söyleyen, annesi çıkıyor. İlk başta annesi olduğunu kabullenmek istemeyen Kang-do, zamanla ona alışıyor ve hatta bağlanmaya başlıyor. Hatta öyle bir değişim geçiriyor ki, borç tahsilatçısı olmayı bırakıyor. Fakat, onsuz yapamayacağını düşündüğü annesine, önceden canını yaktığı insanların ve ailelerinin zarar vermesinden korkmaya başlıyor.

Devamını anlatmayı burada keserek filmi izlemek isteyenlere önceden fazla detay vermek istemiyorum. Fakat filmin en etkileyici sahnelerinden birisinin annenin inşaat hâlindeki binanın üst katlarından birinde iken kendi kendine yaptığı konuşma olduğunu eklemeden geçemeyeceğim:

“Ama ona acıyorum.” 

Bağlılık, intikam, merhamet duygularını sorgulatan ve sarsıcı bir sonla biten bu filmi mutlaka görmelisiniz.

Filmin bazı sahnelerinde Park In-young tarafından film için bestelenen müziklere yer verilmiş. Son yıllarda bağımsız sinema yapan birçok yönetmenin film müziklerine yer vermediğini gözlemliyoruz. Bazıları müziğin filmin önüne geçmesinden korktuğunu ifade ediyor bazıları ise belki de sadece istedikleri müzikleri bulmakta zorlandıklarından bu yönde davranmak durumunda kalıyor. Filmin çözüm sahnesinde orta şiddetteki haykırışa eşlik eden müzik, dokunaklı; ama daha başka bir şey hayal ediyorum. Filmde kullanılan o şarkı hiç kullanılmasaydı daha mı iyi olurdu veya artırılsa mıydı emin olamadım. Fakat emin olduğum, yönetmen, anlatmak istediği duyguyu yansıtmakta çok başarılı ve bir de filmin aktrisi Cho Min-soo harikalar yaratıyor. Özellikle ninniye benzer şarkıyı söylediği sahneler ve özellikle Lee Kang-do ile ortak sahnelerinde koruduğu yüz ifadesi dikkate değer.

Her ne kadar Kim ki-duk hayranlarının bazıları tarafından olumsuz eleştiriler almış olsa da, “Pieta”, göndermeleri ve içerdiği sarsıcı merhamet mesajı ile izlenmesi gereken önemli filmler arasında yerini alıyor. Yönetmenin önceki filmlerindeki şiirsel sinema dilinin yerine dozu yüksek şiddet sahneleri aracılığıyla hikâyesini anlatmayı seçmesi, eleştirmelerin kararını etkilemiş olabilir. On sekizinci filmini yapan yönetmen, “Arirang” isimli belgeselinden sonra (Belgesel ile ilgili detaylı bilgi için Konserveruhlar’ın notlarına bakmanızı öneririm.)  tekrar film yapıp yapmayacağı konusunda sorgulamalar yaparak biz seyircilerini endişelendirmişken, Altın Ayı alan bu son filmi ile, film yapmaya devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Ona yeniden film yapıp yapmamayı sorgulatan itici güç, onun yeniden film yapmasını engelleyememiş olsa da; bir değişim sürecine girmesine sebep olduğu da ortada. Önceki lirik filmlerinden farklı bir bakış açısına evrildiği ve bundan sonraki filmlerinin diğer filmlerinin tarzından farklılaşmaya başlayacağını tahmin etmek çok da zor değil. On dokuzuncu filmi izleyerek bu durumu daha net değerlendirebilmek için sabırsızlanıyoruz.

Kim ki-duk’un son filmi “Pieta”nın üzerinizde bırakacağı etki, en temel duygulardan birisi olan merhamet duygusunun nasıl da evrensel olduğuna bir kanıt oluşturuyor. Yönetmenin bunu bize anlatmayı seçtiği yol ise son derece farklı ve sert. Alışkın olmadığımız yönlere yüzümüzü her zaman dönmeyi denememiz, ruhumuzun karanlık köşelerini fark edebilmemiz dileğimle. İyi seyirler.

Filmi Filmekimi‘nde izlemek isteyenler için iki seansı daha var:

5 Ekim Cuma, Beyoğlu Sineması, 16.00; 7 Ekim Pazar, Beyoğlu Sineması, 19.00

Fotoğraflar sırasıyla:
1. flix.gr/en/pieta-by-ki-duk-kim-venice-2012-reviews.html
2. Wikipedia
3. blogs.indiewire.com/
4. koreatimes.co.kr/www/news/art/2012/09/141_119265.html
5. iheartberlin.de/2012/09/11/venice-winners/
6. hollywoodreporter.com/review/pieta-venice-cho-min-soo-kim-ki-duk-367630
7. zimbio.com/pictures/vZZbUQfyg7z/Pieta+Premiere+69th+Venice+Film+Festival/-sMoupTjJbm/Kim+Ki-duk

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?