Filmekimi 2017’nin ortasına geldik ama ben hâlâ şu ana kadar izlediğim filmlerden bahsedemedim size. İlk filmimizle başlayalım mı bu yılın Filmekimi maratonuna.

Isabelle orta yaşlı, boşanmış, tek çocuğu olan ve aşkı arayan bir kadın. Başarısız bir evliliği, ardı ardına başarısız ilişkiler takip edince Isabelle için hayat bir umutsuzluk bulutuna dönüyor. Isabelle bir yandan gerçek aşkı ararken, bir yandan da kendini yeniden keşfetme deryalarına dalıyor. Ancak tüm bunları bize son derece mizahi bir dille anlatıyor. Kadınların hayalperest dünyasını, erkeklerin gerçekçi tavırları nasıl da yıkıyor anlatıyor film bize. Fransız edebiyat eleştirmeni Roland Barthes’ın Bir Aşk Söyleminden Parçalar isimli eserinin serbest uyarlaması olan film Cannes’ın “Yönetmenlerin 15 Günü” bölümünde gösterilip, bölümün kazananı oldu.

Isabelle çok yabancı değil bizlere. Onun yaşadığı hayal kırıklıkları, aşkı bulmak uğruna yaşadığı hüsranlar tam da günümüz kadınlarının bir yansıması değil mi? Bir zamanlar sizdiniz belki Isabelle, belki hafta sonu kahve içerken size en son flörtünde yaşadığı hüsranlarını anlatan arkadaşınız Isabelle. Aşkı arıyor gibi görünse de aradığı sadece aşk değil Isabelle’in, vazgeçilmez olmak derdi aşkla beraber. Bir adam onsuz nefes alamasın, onsuz bir saniye geçiremesin, koşup koşup kendine kaçsın istiyor. Aşkı aradığı bu dikenli yolda bencil erkekler, buhranlı erkekler, aklı kırk karış havada erkekler, hayatın tozunu yutmuş deneyimli erkekler çıkıyor Isabelle’in karşısına. Hepsi önce onu göklere çıkarıyor, sonra o çıkardıkları gökyüzünden pat diye yapıştırıyorlar asfalta. Yoruluyor ama yılmıyor Isabelle. Umut ediyor, falcılardan umut dileniyor…

Juliette Binoche’u tüm zarafetiyle izletiyor bize yönetmen Claire Denis. Dramatik anlatımlarına alışkın olduğumuz Claire Denis, bu kez mizahı bir adım öne çıkarıyor anlatımında. Film boyunca çoğunlukla da kotarıyor bu durumu. Çoğunlukla diyorum çünkü filmin süresiyle ilgili minik bir sıkıntı var sanki. Filmin sonuna kadar tutamıyor sizi dört gözle ekranda film, bir noktadan kopuyor insan Isabelle’in hikayesinden. Bir noktadan sonra insanı birazcık üzse de genel olarak iyi bir film Let the Sunshine In. İçerisinde biz Türk izleyicilere de minik bir sürprizi var ayrıca.

theMagger ig

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?