Futbol, Kimlik ve Tutku: Futbolun Sosyo-Kültürel Arka Yüzü
Geçtiğimiz hafta tüm Türkiye tek bir olaya odaklanmış durumdaydı: 31 Mart Salı günü oynanacak Kosova-Türkiye maçı. Türkiye’nin bu maçı kazanması; 4 yıllık hasreti bitirerek 2026 Dünya Kupası’na katılma hakkını elde edecek olması anlamına geliyordu. Ülkenin her köşesinde, her dükkanda, hatta her evde milli formaların asılı olduğunu görmek mümkün. Belki de başka hiçbir toplumsal olayda olmadığı kadar yoğun bir birlik ve beraberlik duygusu ülkeye hâkim. Peki, basit bir futbol müsabakası nasıl oluyor da bir ülkeyi böylesine güçlü bir “birlik-beraberlik” hissine sürüklüyor?
Futbola Neden Bu Kadar Önem Veriyoruz?
Avrupa’da futbolun önemli bir yeri olmasına rağmen, Güney Amerika ülkelerindeki fanatizm özellikle ses getirmiş ve gözle görülür bir gerçek olarak karşımıza çıkar. Peki, Avrupa futbolu daha gelişmiş olmasına rağmen, Güney Amerika’da futbol tutkusu neden daha yüksek? Bunun en net açıklaması muhtemelen refah düzeyidir. Dünya genelinde futbol fanatizminin çoğu zaman refah düzeyi ile ters orantılı olduğunu söylemek yanlış bir analiz olmayacaktır.
Bu argümanı temellendirmek gerekirse eğer, futbol çok minimal materyaller ile oynanabilen bir spordur: İki kale, bir de top. Bazı zaman kale yerine iki adet taş, top yerine de ezilmiş bir meşrubat tenekesi ile bile oynanabilir. Ne basketbol gibi iki adet uzun pota, ne de voleybol gibi yüksek bir file ihtiyacı yoktur futbolda. Bu sebeple düşük refah seviyesine sahip ülkelerde çocuklar genelde sokakta futbol oynayarak büyürler. Bu da hem başarılı futbolcular çıkmasına olanak tanır, hem de futbol ile yetişmiş futbol tutkunları yetiştirir. Bunların haricinde düşük refahın baskısınan kaçmak isteyen insanlar, futbolu bir kaçış yolu olarak benimsiyorlar. Durum böyle olunca bu tarz ülkeler de fanatizm doruklarda yaşanıyor. Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir ve iki büyük darbe geçirmiştir; bu durum, toplum huzurunun ve istikrarının önünde engel oluşturmuştur. Bu nedenle ülkemizin çocukları sokakta futbol ile yetişmiştir. Futbol sektöründe gelen bir başarının diğer branşlara göre daha fazla heyecan uyandırmasının nedeni de budur. Bunun haricinde jeopolitik konum olarak çok kıymetli ve karmaşık bir coğrafyada bulunmakta bir ülkeyiz. Batı’da Balkan Savaşları, Doğu’da ezelden beridir karmakarışık Orta Doğu… Bu karmaşa Türk halkında belirgin bir milliyetçilik psikolojisi doğurmuştur. Futbol tutkusu ve milliyetçilik psikolojisi birleşince, Kosova-Türkiye maçı basit bir müsabaka olmaktan çıkarak milli önem arz eden bir “ölüm-kalım” meselesi haline geliyor.
Refah seviyesi düşük ülkelerde başarılı futbolcu çıkmasına olanak varsa, neden Avrupa futbolu daha gelişmiş?
Bu sorunun cevabını görmek için birkaç farklı perspektiften inceleme yapmamız lazım. En basit neden olan kelimeye geri dönelim: Refah. Ekonomik refaha sahip ülkelerdeki futbol kulüpleri daha yüksek bütçelere sahiptir. Bu da onlara denizaşırı ülkelerde veya yurtiçinde onlarca adet futbol akademisi kurma olanağı sağlar. Başarılarının anahtarı da biraz budur. Fakat değinmek istediğim diğer bir nokta ise tarihi süreçle oldukça paralel işliyor. Milli takımlar bazında başarılı ülkelere baktığımızda akla ilk olarak Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere, Arjantin, Brezilya gibi ülkeler gelir. Bu ülkelere bakınca iki kategori dikkat çekiyor: Düşük refah seviyesine sahip Güney Amerika ülkeleri ve eski sömürge kültürüne sahip Avrupa ülkeleri. Mesela Fransa milli takımının aktif olarak çoğunluğunun kökeni eski Fransız sömürge ülkelerine dayanıyor. Avrupa’nın sömürgeci geçmişi, günümüz dünyasında hâlen etkisini sürdürmektedir; futbol da buna dahil. İngiltere de keza eski sömürgeci dönemlerinin meyvelerini futbolda toplamaya devam ediyor. Tarih, refah ve sömürgecilik gibi faktörler futbolu ve hayatın her alanını etkiliyor. Ülkelerin futbol kültürü de bu kavramlar üzerinden şekilleniyor.
Ülkelerin Futbol Kültürleri
Kültür farklılıklarını incelerken iki örnek üzerinden inceleyeceğiz. Bu iki örnek, futbol denince akla gelen ilk ülke ve bizim ülkemiz olacak: İngiltere ve Türkiye. En son ne zaman bir Galatasaray-Fenerbahçe maçını gündüz saatinde izlediniz? Muhtemelen hiçbir zaman. Fakat en son bir Liverpool-Tottenham maçını ne zaman gündüz izlediniz? Herhangi bir zaman olabilir. Soruyu daha da basite indirgeyelim. Hafta içi hiç büyük bir Türk takımının maçını gündüz izlediniz mi? İzlemediniz. Fakat İngiltere’de büyük takımlardan birinin maçını gündüz izlemeniz çok normal. Çünkü futbol ülkemizde o kadar önemli ki herhangi bir insanın bu maçı kaçırması hayal bile edilemez. Fakat İngiltere’de insanlar hayatlarının normal akışını bir müsabaka için değiştirmezler. İngiltere’de futbol bir kaçış veya kutsal durum değilken, bizim gibi gelişmekte olan bir ülkede futbol ciddi bir kaçış işlevi görüyor. Bu sebeple insanlar hiçbir maçı kaçırmak istemiyorlar. Ülkelerin refah seviyeleri, bu bağlamda bile futbol kültürünü etkiliyor. İş saatlerinde futbol maçı oynanmıyor ülkemizde. Futbol toplumsal bir olaydır Türkiye’de fakat Avrupa genelinde bir hobidir.
Futbol sayesinde insanlar gündelik hayat problemlerinden bir nebze uzaklaşır, karışık ortamları düşünmez ve tüm odaklarını maça verirler ülkemizde. Futbol, gündelik hayatın karmaşasından uzaklaşma, aidiyet ve toplumsal bağ kurma olanağı sağlar. İngiltere’de futbol bir eğlence unsuruyken, Türkiye’de neşe ve aidiyet alanıdır. Türkiye’de özellikle insanlar aidiyet hissine çok aç vaziyettelerdir. Tarihsel karmaşıklıkların verdiği alışkanlıklar, Türk toplumunda bir aidiyet açlığı oluşturuyor ve insanlar ait hissedecekleri bir ortam bulmakta zorlanıyorlar. İnsanlar, aidiyet ve sosyal bağ ihtiyacını futbolda karşılıyor; futbol, sadece oyun değil, psikolojik ve toplumsal bir alan haline geliyor. Bu vesileyle; deva, bir nebze de olsa, futbolda bulunuyor.
Futbolun insanları birleştiren bir neşe kaynağı olması çok güzel bir şey. Kosova maçında da Dünya Kupası’nda da milli takımımızı destekleyelim. Tuttuğumuz takımların maçlarına gidelim, besteler söyleyelim; bunlar çok kıymetli deneyimlerdir. Fakat futbolu gerçeklerden bir kaçış alanı olarak görmeyelim. Gerçekleri bilelim, problemleri görelim ve düzeltmeye çalışalım. Futbolu, yalnızca bir neşe aracı olarak kullanalım. Milli takımımıza da Kosova karşısında başarılar dileyelim.
Kapak Fotoğrafı: Wikipedia
İlginizi çekebilir: Beyza Nur Aydın’dan Fernando Muslera

Derin Armutcu 









Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!