I’m Still Here: Dikta Düzeninde Ezilen Bir Ailenin Hikayesi
Oscar Akademisinin artık her yıl yaptığı sürprizlerden biri bu kez Brezilya’dan geldi. I’m Still Here (Türkiye’deki adıyla Hala Buradayım), En İyi Film adaylığıyla sadece uluslararası sinemanın değil, sesi az çıkan siyasi travmaların da ne kadar güçlü anlatılabileceğini hatırlatıyor. Yönetmen koltuğunda Motorcycle Diaries ile tanıdığımız Walter Salles var. Film, Brezilya’daki askeri diktatörlük döneminde kaybolan eski milletvekili Rubens Paiva’nın ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Gerçek olaylara dayanan bu hikaye, Rubens’in 1971’de tutuklanması ve ardından bir daha kendisinden haber alınamaması üzerine kurulu. Ancak asıl odak, bu kayboluşun ailesi üzerinde bıraktığı izler ve eşinin eşsiz direnişi…

Başrolde izlediğimiz Fernanda Torres, Eunice Paiva karakterine öyle bir ağırlık veriyor ki, hikayenin politik tarafı bile onun kişisel trajedisinin gölgesinde kalıyor. Torres’in performansı, bir annenin zamanla sistemin karşısında dimdik duran bir figüre dönüşümünü biraz ana akımcı bir üslupla anlatıyor. Salles’in kamera kullanımı da bu dönüşüme eşlik ediyor; evin içindeki sıcak, sarı tonlar bir anda yerini soğuk ve mesafeli kadrajlara bırakıyor. Film müzikleri ise Brezilya kültürünü yalnızca fon olarak değil, anlatının bir parçası olarak yansıtıyor. Belki bizdeki ‘oryantalist’ sıkıntılarda bu filmde de vardır ama uzaktan anlaması güç… Tüm bu unsurlar, filmi yalnızca bir dönemin panoraması olmaktan çıkarıp bir kadının içsel yolculuğuna dönüştürüyor.
I’m Still Here, bazı izleyicilere Alfonso Cuarón’un Roma’sını anımsatabilir, ki bu oldukça normal. Yine geçmişin travmatik bir döneminde, kişisel bir hikayeyle toplumsal bir meseleye odaklanılıyor. Ancak Roma‘da yönetmenin kişisel geçmişine dönük hesaplaşmalar hissedilirken, burada daha kolektif bir hafıza öne çıkıyor. Film, melodramın sınırlarında gezinse de hiçbir zaman ajitasyona kaçmıyor. Zaten bu tavır, hikayenin gerçekliğinden kaynaklanan gücüyle birleşince, seyirciyi ikna etmek için fazla çabaya gerek kalmıyor. Salles’in anlatımı, geçmişe duyulan öfkeyi değil; hafızaya duyulan saygıyı taşıyor. Bu anlamda biraz daha soğuk bir film sanırım bu.

Filmin senaryosu, Eunice ve Rubens’in oğlu Marcelo Rubens Paiva’nın yazdığı anı kitabından uyarlanmış. Bu yönüyle film sadece bir politik dram değil, aynı zamanda bir evladın annesine duyduğu saygının sinemasal karşılığı. Eunice’in hukuk okuyup insan hakları savunucusu haline gelişi ya da örgütlü mücadeleye katılması gibi detaylar filmde çok geniş yer bulmasa da, karakterin içsel dinamiklerini yansıtan sahnelerle bu eksiklik dengeleniyor. Özellikle finaldeki televizyon haberi, geçmişle hesaplaşmanın kırılma anı olarak iz bırakıyor. Bu bağlamda film, kişisel bir anının kolektif bir hafızaya dönüşmesini oldukça zarif bir şekilde işliyor.
Her ne kadar hikaye zaman zaman ağır aksak ilerlese de, film bu yavaşlığıyla zamanın ruhunu da yansıtıyor aslında(bardağın dolu tarafına bakmak). Sessizliklerin uzadığı, karakterlerin gözlerinden kelimeler taşan sahneler, hikayeye bir alan yaratıyor. Film boyunca büyük laflar yerine küçük jestler öne çıkıyor: bir masanın etrafında kurulan düzen, bir çocuğun gözünü kaçırışı ya da annenin boş yatağa bakışı. Bu anlar, tarihe düşülen notlar gibi, oldukça sade. Bu sadelik, anlatının etkisini azaltmak bir yana, daha da derinleştiriyor. Film, sadece neyin kaybolduğunu değil, neyin hâlâ burada olduğunu da hatırlatıyor. Sonuç olarak I’m Still Here, Brezilya sinemasının uluslararası alandaki duruşunu bir kez daha sağlamlaştıran bir film.
Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: Mubi
İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den Pamuk Prenses ve 7 Skandal

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!