Film festivallerinin ruhu, gösterim ve etkinlik programları kadar, mekanlarıyla da beslenir. 37. İstanbul Film Festivali’nin, festival ruhuna katkısı büyük 6 mekanını ve hikâyelerini, İstanbul Film Festivali sponsoru Vodafone Red eşliğinde derledik. Keyifli okumalar! #FestivalCebinizde

Atlas Sineması

Atlas Sineması, İstiklal Caddesi’nin ve İstanbul Film Festivali’nin gözbebeklerinden biri. Sinemanın tarihi 1948’e uzansa da, içinde bulunduğu binanın ve mekan olduğu kültür sanat etkinliklerinin tarihi çok daha gerilere gidiyor. 1870’teki Büyük İstanbul Yangını sonrasında Ermeni işadamı Agop Köçeyan tarafından kışlık ev olarak yaptırılan bu büyük binanın zemin katı eskiden bir at cambazhanesine ev sahipliği yapmış. Zamanla binanın giriş katı bir pasaja (Atlas Pasajı) dönüştürülmüş ve konak kısmıyla birleşmiş. 1948 yılında 1860 kişi kapasiteli, 35 localı Atlas Sineması kapılarını açarken, ona bir restoran ve bir tiyatro sahnesi eşlik etmiş. Zamanla yenilenen ve kapasitesi azalan sinemada bugün 500, 130 ve 85 kişilik üç salon bulunuyor ve işletmesini Türker İnanoğlu ve İrfan Atasoy üstleniyor. İstanbul Film Festivali’nin en eski ve en vazgeçilmez salonlarından biri olan Atlas Sineması’nda geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Uluslararası ve Ulusal Yarışma filmlerinin gala gösterimleri ile Galalar bölümündeki hit filmler dikkat çekiyor. Festivalin bu yılki Onur Ödülleri’nden birinin 62 yıldır sinema camiasında çalışan ve 20 yıldan fazladır Atlas Sineması’nda müdürlük yapan Cevdet Pişkin‘e verildiğini de hatırlatalım.

 

Beyoğlu Sineması

Geçtiğimiz yaz boyunca adını önce buruklukla, ardından umutla ve sonunda mutlulukla duyduğumuz Beyoğlu Sineması uzun yıllardır İstanbul Film Festivali’nin de önemli mekanlarından biri. Sinemanın içinde bulunduğu Halep Pasajı, adını binayı yaptıran Halepli tüccardan alıyor, binanın üst katlarında yer alan bir armada da Halep Kalesi’nin bir tasviri görülüyor. Pasaj, yapıldığı 1885’ten beri İstiklal Caddesi’nin kültür, sanat ve eğlence yaşamı için çok önemli bir nokta olmuş. Pasajda yer alan dükkanlar arasında bulunan İstanbul’un en ünlü bisiklet mağazası, ithal piyanolar satan bir müzik mağazası, fotoğraf stüdyoları bir yana, yabancı grupların, kumpanyaların ve sirklerin gösteri yaptığı Cirque de Pera burada yer alıyormuş. 1904’te çıkan yangından sonra bina neredeyse yeniden inşa edilmiş ve daha sonradan Ses Tiyatrosu adını alacak olan Varyete Tiyatrosu ya da Fransız Tiyatrosu burada temsillerine başlamış. Bugün, Ferhan Şensoy’u izleyebileceğiniz Ses Tiyatrosu’nun hemen yanında Beyoğlu ve Pera sinemaları var. Uzun yıllar ekonomik zorluklar çeken sinema, Başka Sinema‘nın ortaya çıkmasıyla biraz toparlasa da işletmecileri geçtiğimiz yaz başında borçlarını gerekçe göstererek sinemayı kapatmaya karar vermişti. Sinema yazarı Cem Altınsaray’ın sosyal medyada başlattığı kampanya büyük ilgi gördü ve birçok destekçinin yardımları ve yapılan bağış ve sponsorluk anlaşmalarıyla bugün yaşamaya devam ediyor. İşletmeyi devralan Cem Altınsaray ile Utku Ögetürk, salon ve fuaye alanında da birçok yenilik yaptıktan sonra Ekim 2017’deki Filmekimi ve şu anki İstanbul Film Festivali’nde yenilenmeye devam eden bir Beyoğlu Sineması’yla umutlarımızın boşa çıkmadığını kanıtlıyor.

Pera Müzesi

Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın 2005’te eski Bristol Oteli binasında açtığı Pera Müzesi, bugün birçok farklı alanda kültür ve sanat yaşamını zenginleştiren programlar ve etkinlikler sunan bir kurum. 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından yapılan binası, bir otel olarak tasarlansa da 2005’te cephesi korunarak renove edilmiş ve 13 yılı geride bırakan Pera Müzesi’ne dönüşmüş. Müzede “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarının sergilenmesinin yanı sıra sanatın farklı alanlarında süreli sergiler ve Pera Eğitim’in eğitim programları da düzenleniyor; konumuzla ilgili olan kısmı ise Pera Film. Pera Müzesi Film ve Video Bölümü, 2008’den beri müzenin alt katındaki salonunda deneysel filmlerden klasik filmlere, kısa filmlerden animasyonlara, sergilere paralel film programlarından tematik seçkilere film gösterimleri yapıyor. Pera Film gösterimlerinin yapıldığı bu salon, birkaç yıldır İstanbul Film Festivali programına da dahil ediliyor. Bu yılki festivalin Ulusal Belgesel Yarışması ve Cinemania bölümleri başta olmak üzere farklı bölümlerinden filmlerin gösterimleri de Pera Müzesi’nde gerçekleşiyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat

Geçtiğimiz eylül ayında, yeni kültür ve sanat sezonunun en büyük müjdelerinden biri olarak karşımıza çıktı Yapı Kredi Kültür Sanat‘ın yenilenen binası. Galatasaray Meydanı’na bakan camdan cephesiyle, o camın ardından İstiklal Caddesi’nde yürüyenleri selamlayan İlhan Koman‘ın ünlü Akdeniz heykeliyle, giriş katındaki kocaman kitapçısıyla… Bu yıl Festival Merkezi olarak belirlenen Yapı Kredi Kültür Sanat, festivalin konuklarını ve basını ağırlamakla kalmıyor, aynı zamanda birçok söyleşi ve panele ev sahipliği yapıyor. Biraz geçmişe gitmek gerekirse, 19. yüzyılda konut olarak kullanılan bu bina, 1950’lerin sonunda ofis olarak yeniden tasarlanarak 1964‘te Yapı Kredi’nin kültür sanat faaliyetlerinin gerçekleştiği bir merkeze dönüşmüş. 2013 yılındaki restorasyon başlayana kadarki 50 sene içinde 500’e yakın sergiye ev sahipliği yapmış ve uzun yıllar YKY Kitabevi’ni de içinde barındırmış. Binaya bugünkü halini kazandıran, Teğet Mimarlık imzalı renovasyonun ardından şu anda binanın giriş katında YKY Kitabevi‘nin asma katlı kitapçısı, ilk katında banka koleksiyonundan bir seçkinin sergilendiği müze, ikinci ve üçüncü katta süreli sergi alanları, dördüncü katta ise tiyatrodan film gösterimlerine birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak bir salon bulunuyor. 37. İstanbul Film Festivali’nin Festival Sohbeti ve Söyleşi başlıkları altında topladığı etkinlikleri de bu salonda gerçekleşiyor.

Rexx Sineması

Kadıköy’deki Kadife Sokak’ın “Barlar Sokağı” mı “Rexx’in Sokağı” mı olduğuna bir türlü karar veremiyorsak, sebebi (şu anki haliyle olmasa da) 1920’lerden beri aynı yerde varlığını sürdüren Rexx Sineması. Uzun yıllardır bir ya da iki salonunu İstanbul Film Festivali’ne ayıran Rexx Sineması birçok festivalde Anadolu yakasındaki tek festival salonuydu. İçi ahşap, üst kat locaları yaldız süslemeli sinemanın ilk adı Febüs Sineması, daha sonradan Apollon Sineması ve Hale Sineması olarak değiştirilmiş. Sinema, yaz aylarında ise bugünkü Halk Eğitim Merkezi’nin bulunduğu alanda yazlık bir sinemaya dönüşürmüş. Kadıköy kalabalıklaştıkça ve Hale Sineması’nın kapasitesi yetersiz kalmaya başlayınca, binanın yeniden yapılmasına karar verilmiş ve inşaat 1962 yılında tamamlanmış. Mimar Maruf Bey‘in tasarladığı binanın, boşlukta duruyormuş izlenimi veren modern merdiveni bugün hâlâ sinemaseverleri İstanbul Film Festivali’nin en büyük salonlarından birine ulaştırıyor. Rexx Sineması bugün bir salonunu Başka Sinema‘ya ayırırken, çeşitli festivallere ev sahipliği yapmaya ve vizyon filmlerini göstermeye de devam ediyor.

Kadıköy Sineması

Yıllar sonra yeniden festival salonları arasına eklenen, akılda kalıcı tasarımı ve ışıklarıyla Kadıköy Sineması, kısa bir süre önce büyük bir dönüşüm geçirdi. Mülk sahibi Funda Kocadağ, 1968-1988 yılları arasında sinemayı işleten babasının izinden giderek, sinemanın işletmeciliğini üstlendi ve Kadıköy Sineması’nın hareketli günlerini geri getirmeyi amaçladı. 1964 yılında tiyatro salonu olarak kullanıma açılan, 1967’den itibarense sinema olarak kullanılmaya başlayan bu salon, Funda Kocadağ’ın babası Erol Kocadağ’ın döneminde kışları sinema, yazları ise turnedeki tiyatro topluluklarına kapı açan bir tiyatro salonu olarak birçok önemli filmi ve Nejat Uygur’dan Nisa Serezli’ye birçok önemli tiyatrocuyu konuk etti. 318 ve 50 kişilik iki salonu bulunan Kadıköy Sineması, yeni döneminde bir Başka Sinema salonu olarak hizmet veriyor, bu ay da 37. İstanbul Film Festivali filmlerini gösteriyor.

 

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?