Tam bir vejetaryen sayılmam ama her geçen gün olma yolunda ilerlediğimi düşünmeye başladım çünkü gün geçtikçe kırmızı et ve tavuk tüketmeyi azaltıyorum. Şu anda et grubundan yiyebildiğim tek şey var; o da balık. Ondan pek vazgeçecek gibi değilim ama belli de olmaz…

Bazıları bu beslenme şeklinin sağlığa zararlı olduğunu iddia etse, bu konuda iyi veya kötü bir çok şey yazılıp çizilse de ben tam tersini, daha sağlıklı bir yaşam tarzı olduğunu düşünüyorum. Maalesef ülkemizde vegan ve vejetaryenler için pek fazla alternatif yok; cafe, restoran, market veya pazar anlamında çok seçenek olduğu söylenemez. İstanbul, bu konuda diğer şehirlere göre daha çok alternatifler sunan bir şehir olduğu için burada veganlar ve vejetaryenler için opsiyonlar az da olsa var.

Bunlar arasında gittiğim ve çok beğendiğim bir kaç veggie restoran önerim olacak:

 

Parsifal V

Bunlardan ilki Parsifal; İstanbul’da yaşayan vegan/vejetaryenler Beyoğlu Kurabiye Sokak’ta 1996 yılından beri hizmet veren Parsifal’ı iyi bilir. Yemekleri oldukça lezzetli, sakin, huzurlu bir yer. Fotoğraflarda da göreceğiniz üzere menülerde “vegan, vejetaryen ve glutensiz” olmak üzere üçlü bir ayrım yapılmış ve beslenme şeklinize göre istediğiniz seçimi yapabiliyorsunuz. Fotoğrafta şiş ızgara yazdığına bakmayın; şişler kabaktan, patlıcandan veya kızarmış hellim peynirinden yapılıyor :) Parsifal’ın, 2011 yılında en iyi vejetaryen restoran ödülünü aldığını da söylemeden geçmeyeyim…

Parsifal

Zencefil; yine aynı şekilde Beyoğlu Kurabiye Sokak’ta Parsifal’ın karşı çaprazında bulunan çok sevimli bir yer. Gün içinde çalışmak veya bir şeyler okumak için de oldukça müsait bir yer. Sebze yiyerek karın doyar mı diye düşünmeyin, lazanyayı sebzeli veya yeşil lazanya olarak yapmışlar; kıymasız lazanya da gayet lezzetli ve karın doyurucu oluyormuş :) Yeşil rengin ve ahşabın ağırlıklı olduğu bu sıcak yeri seveceğinizi tahmin ediyorum.

zencefil

Bi Nevi; konumundan dolayı pek çok kişinin bilebileceği bir mekan. İlk gördüğümde ben de Karaköy’deki diğer cafelere aşağı yukarı benzediğini düşünmüştüm ancak Bi Nevi’nin farkı vejetaryen mutfağının olması. Küçük, sevimli bir yer, çok az masası var o yüzden de kalabalık, yorucu bir ortamı yok. Menülerinde hayvansal gıdaya yer yok ama etin eksikliğini aratmayacak kadar da lezzetli yemekleri var. Mesela, Meksika usulü dürümün içinde sotelenmiş renkli sebzeler var, kıyma yerine de ceviz koymuşlar ve bunu baharatla tatlandırmışlar, daha ne olsun! Pazar günleri, Bi Nevi’de açık büfe brunch keyfini kaçırmayın…

bi-nevi2

Son olarak ise Helvetia’dan bahsetmek istiyorum. Asmalımescit’te ev yemeklerinin, özellikle de zeytinyağlıların olduğu bir yer; tıpkı evinizin mutfağı ve içeride anneniz yemek yapıyor gibi. Buraya çok eskiden beri giderim, ailesinden uzak yaşayanlar böyle restoranların bizler için ne kadar kıymetli olduğunu bilir, Evinizde hissetmek istiyorsanız, Helvetia’yı ziyaret edin…

Sanmayın ki buralara sadece hayvansal gıda ile beslenenler gidiyor, ben etobur(!) arkadaşımlarımla gittim ve hepsi de bayıldı :)

Çok ilginçtir ki, bu yazıyı yazarken Nişantaşı’nda tek başıma bir cafede oturuyorum ve yanımda oturan iki kişinin kendi aralarında vegan beslenmeye ile ilgili sohbetlerine şahit oldum. Muhabbetlerinin ortasından dahil oldum ve kendileriyle bu konu hakkında uzun uzun muhabbet ettik, başlayınca da bu muhabbetin sonu gelmedi. Vegan olmak, vejetaryen olmaktan daha zordur diye düşünürken, çok da zorluk çekmediklerini yemeklerini genelde evde yaptıklarını, sıkıntı çektikleri zaman ise Cihangir’deki vegan dükkanda her şeyi bulduklarını söylediler. Dağhan’ı instagramdan @themedkit adresinden takip edin ve bir vegan olarak nasıl beslendiğini, kendi çektiği fotoğraflarından görün derim:)

veggie

Dağhan ve arkadaşı kalktı, ben de ikinci kahvemi almış, bu yazıya kaptırmış gidiyordum ki, bu sefer de yanıma çok tatlı, pozitif enerji saçan fotoğraf sanatçısı Gigi Goknur Olguner geldi (kendisini tanıyanlarınız vardır; onlar, Gigi için kullandığım bu sıfatlar konusunda bana çok hak vereceklerdir :) Yazıya biraz ara verip, birlikte kahve içelim diye muhabbete başladık ve laf lafı açınca Gigi’nin de bir vejetaryen olduğunu, hatta bir websitesi bile olduğunu öğrendim. Bu siteyi ziyaret edin, Gigi’nin şahane tariflerine göz atın, yapmış olduğu yemeklerin fotoğrafları da kendi eseri…

İstesem bu kadar denk getiremezdim herhalde; yazımın konusu hepsini çekti, yanıma oturttu ve sonunda bu yazıyı ortaya çıkarttı…Yazımı sonladırmadan önce şunu belirtmek isterim ki, hayvansal gıda tüketmeden bir beslenme tarzını tercih etmiş veya etmeyi düşünüyor iseniz, önemli olan vücudun ihtiyacı olan besin maddelerini iyi bilmek ve ona göre beslenmek. Bu tür besinleri dikkatli ve disiplinli programlayarak aldığınız sürece sağlığa zararlı değil aksine faydası olan bir beslenme şekli olduğunu unutmayın. Bu konuyla ilgili çok okudum, araştırdım, şu anda ise beslenme uzmanı kontrolünde beslenmeye başladım; o yüzden sağlığım açısından bir problem oluşturacağını düşünmüyorum. Ne olursa olsun sizlere tavsiyem kırmızı eti çok fazla tüketmemeniz, fazla tüketmek sağlık açısından iyi değil maalesef. diyerek yazımı sonlandırırsam et restoranları benim için ne der acaba :)

Olsun, ben yine de İstanbul’da yeni veggie cafeleri keşfettikçe burada yazmaya devam edeceğim!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN